Boğaziçi Üniversitesi' nde yaşanan olayları takip ederken,
Ne geldi aklıma biliyor musunuz!
Münir ÖZKUL,
Adile NAŞİT,
Tarık AKAN ve daha nice güzel,
Değerli oyuncularımızdan oluşan bir kadronun,
En samimi oyunculuğu ile izlemiştik "BİZİM AİLE" filmini.
Hatırladınız değil mi?
Gerçi o filmi izleyip de unutabilmek gibi bir durum söz konusu olabilir mi!!!
Zor zamanlarda,
Nasıl da bir olmuş,
Birlik olmuş,
Kenetlenmişti tüm aile fertleri birbirlerine.
Ne güzel bir aile örneği sergilemişlerdi bizlere.
Filmin bir bölümünde,
Fabrikatör baba,
Kendi kızına (Itır ESEN) ve kızının,
Uğrunda her şeyden vazgeçebileceği kadar çok sevdiği sevgilisine (Tarık AKAN) fenalıklar yapmaya başlamıştı hani.
Bunun üzerine,
Her gerçek baba gibi,
Yavrularına,
Hatta kendinden olmayan evladına kol kanat gerip evlatlarının arkasında dağ gibi durmuş ve
canını ortaya koyarak çıkmıştı,
Cebi fakir ama gönlü zengin,
Koca yürekli,
Sevgi dolu Münir Baba,
O sevgi yoksunu,
Mülk zengini fabrikatör kız babasının karşısına.
"Yıkamayacaksın,
Dağıtamayacaksın,
Malup edemeyeceksin bizi.
Çünkü biz,
Birbirimize para ile pulla değil,
Sevgiyle bağlıyız,
Bizler birbirimizi seviyoruz.
Biz bir aileyiz,
Biz güzel bir aileyiz.
Bunu yıkmaya senin gücün yeter mi sanıyorsun?" deyip
sonra da devamında,
"Dokunma artık aileme, Dokunma çocuklarıma..." sözleriyle nasıl da ısıtmıştı o sıcacık sevgisiyle yüreklerimizi,
O duygu yoğunluğuyla nasıl dokunmuştu içimize içimize,
Nasıl da doldurmuştu gözlerimizi ince ince.
....
Boğaziçi Üniversitesi' nde yaşanmış olaylar karşısında da,
Olabilecek benzeri her durum ve koşulda da,
Her birimiz birer Münir Baba (ÖZKUL) olup bağrımıza basabilmeliyiz işte öyle evlatcıklarımızı,
Onun duygularını ekleyebilip duygularımıza,
O yoğunlukta sahip çıkabilmeliyiz işte bu memleketin her çocuğuna.
Bu tip konulara sağ-sol gözüyle bakmadan,
Kişiler için "Bu bizden,
Bu bizden değil "ayrımı yapmadan,
Bu konuları siyaset içerisinde görmeden,
Bu konuları siyaset malzemesi etmeden,
Yıllardır,
Maalesef ki üzerimize zorla yapıştırılmaya çalışılan şu zorunlu,
Şu zorla ayrıştırılma çabalarına kurban etmeden çocuklarımızı,
Kurban etmeden kendimizi,
Kurban vermeden bizi,
Bu konulara hassasiyetle yaklaşabilmeliyiz ve sahiplenebilmeliyiz memleketimizin tüm sorunlarını.
Naçizane,
Bu tip durumlarda,
Hepimizin bakması gereken yönün ve çerçevenin bu olduğuna,
Bu çerçeve içerisinde kurulu saygının da,
Bireyi,
Toplumu,
Memleketi güzelleştirdiğine,
Koruduğuna inanıyorum ben.
....
Gördünüz değil mi siz de;
O pırıl pırıl yavrularımızı,
Yarınları gözümüz arkada kalmayarak emanet edeceğimiz o cesur evlatlarımızı!
Nasıl kenetlenmişlerdi doğruları uğruna,
Nasıl bir gönül birliği etmişlerdi ortak değerleri adına,
Nasıl da güzel bir aile olabilmişler öyle BOĞAZİÇİ ÇATISI ALTINDA.
İnançları,
Görüşleri,
Hayat felsefeleri,
Yaşam biçimleri farklı farklı bile olsa,
Ortak doğruları için,
Haksızlığa karşı durmak için,
Gerçek bir demokrasi anlayışı için,
Nasıl da kilit olmuşlardı birbirleriyle.
Ne de güzel ifade ediyorlardı güzel bir uslup ile içinde bulundukları durumu,
Yaşadıklarını,
Beklentilerini.
Onları her gördüğümde ekranda,
Ekrana yapışıp öpmek geliyordu gerçekten de içimden onları.
Bağrıma basıp,
Kollarıma alıp,
"Bize yıllardır özlediğimiz tabloyu yaşattınız.
İçimde hep var olan umudu,
Arada saklandığı yerden çıkarıverdiniz şu akıl gücünüzle,
İradenizle,
Şu azminizle,
Birlik ve beraberliğinizle...
Çok teşekkür ederim çocuklar sizlere,
Teşekkür ederiz hepinize"
demek geliyordu içimden.
....
Umarım ki bundan sonra,
Hiçbir yavrumuz,
Hiçbir evladımız bu ve benzeri olumsuz tutumlar ile karşı karşıya kalmaz.
Hiçbir çocuğumuz söz söyleyebilme hakkından mahrum bırakılmaz.
Umarım,
Düşünceleri,
Fikirleri,
Sahip oldukları,
Sahiplendikleri,
Sahip çıktıkları değerleri bir daha baskılanmaz.
Ve diğer taraftan umarım ki;
Öğrencileriyle,
Akademisyenleriyle ve kurumun diğer tüm çalışanlarıyla gerçek bir Boğaziçi Ailesi olmuş bu insanların,
Boğaziçi Çatısı altında göstermiş oldukları bu gönül birliği,
Boğaziçi Ailesinin kimliği ve huzuru söz konusu olduğunda,
Kendi kimliklerini,
Siyasi görüşlerini bir tarafa bırakarak,
Ortak problem olarak gördükleri bir konu için birlikte savaşmayı tercih etmeleriyle de hepimize güzel bir örnek olmuşlardır.
Keşke,
Memleketimizin kimliği,
Memleketimizin huzuru,
Memleketimizin ortak sorunları söz konusu olduğunda,
Bizler de,
Kendi kişisel kimliklerimizi bir kenarda bırakabilsek,
Siyasi görüşlerden bağımsız olarak hareket edebilsek ve ortak paydalar için savaşabilsek tüm memleket hep birlikte.
Keşke,
Kimse gelip de artık dokunmasa memleketimizin güzelliğine,
Güzelliklerine.
Kimse artık gelip de bozmasa insanlar arasındaki birlikteliği,
Yıkmasa insanların birbirine olan inancını,
Koparmasa keşke hiç kimse memleketimin insanları arasındaki o tatlı bağları.
Aslında,
Dünden bugüne,
Bizi bize bir bırakmış olsalardı!..
....
'Bireysel kimliklerimize olduğu kadar, toplumsal kimliğimize de önem verebilmek, toplumsal kimliğimize dokunmaya çabalayanlara müsade etmemek ve toplumsal kimliğimizi birlikte koruyabilmek dileğiyle...'