Kimin kazanacağını bilemem ancak herkes gibi tahminde bulunabilirim. Bunu yaparken de çevre kontrolü yaparak bir sonuca varmaktayım. Cumhurbaşkanlığı seçimi birinci turda sonlanır ve Kemal Kılıçdaroğlu ipi göğüsler.

Yaygın kanaat bu yönde, oran vermek çok mümkün olmadığı gibi çokta kolay değil. Ancak bıçak sırtı tabir edilen oranlarda sonlanmayacaktır.

Hele ki son günler bu durum çok daha anlaşılır durumda. Mevcut iktidar taahhütler zincirine her yeni gün ilaveler yapmakta, çıtayı çok yukarılara kuruyor. Vaadin sonu gelmiyor, buradan da anlaşılıyor ki verilenler yetmiyor.

Onun için yeni vaatler peşi sıra geliyor.

Bildiğimiz bir ezber var, iktidar anketlere çok sık müracaat eder. Her taahhüt sonrası kuşkusuz kamuoyu sorgusu yapıyordur, seçime sandığa yansıması sorgulanıyordur. Buna hiç şüphe yok.

Emekli maaş düzenlemesi, ardından doğal gaz faturalarının bir ay ile sıfırlanması sonraki dönemler için sınırlama getirilmesi. İlginç olan ise doğal gaz faturalarında yazılan ifadeler. Ne deniyor bu dönem faturası Cumhurbaşkanlığı düzenlemesi ile karşılanmaktadır. Yani faturalara bedel yansıtılmıyor, Cumhurbaşkanlığı tarafından karşılanacaktır demek isteniyor.

Bunlarda yeterli olmadı ki sanırım yeni düzenlemeler yapılmakta. Emekli maaş güncellemesi, Temmuz ayında verilmesi düşünülen asgari ücret zammının bugünden dillendirilmesi, her gün ülkenin farklı coğrafyalarında ya akaryakıt bulunuyor ya da doğal gaz rezervine rastlanılıyor.

Güne yeni müjdelerle başlıyoruz. Her gün kurdele kesimlerine tanıklık ediyoruz, gün geçmiyor ki bir tören olmasın.

Bunlarda yeterli olmadı ki sanırım iktidar sert bir dile müracaat etti. Nerede ise hakarete varan ifadeler kullanılmakta. Kendilerine oy vermeyecek olanların inançları tartışılır oldu hatta “ezansız bayraksız” diye ithamlara maruz bırakılmakta.  

Sözün ayarı kalmadı maalesef, ya terörist ilan etmekteler ya da ezansız demekteler. Yazık ki yazık bu nasıl bir dildir, bu nasıl bir vicdandır. Seçim kazanmak için söylenebilir mi bu kadar ağır sözler hakaretler.

Oysaki aynı iktidar İstanbul seçimleri kazanmak için bugün ağır dille suçladıklarının kapısını çalmış, yardım istemişti. TRT de düzenlenen programlar ve mektup okutmalar istenilen destekler hafızalarda. Çokta uzak olmayan bir geçmiş yani düne dayanır.

Hafızlarımızda kazılı şeytanlaştırılmaya çalışılan siyasi partinin kapısı çalındı ve AKP’yi üst düzeyde temsil eden ekip tarafından ziyaret gerçekleştirildi. Adalet bakanı, AKP genel başkan yardımcısının aralarında bulunduğu heyet ziyarette bulunmuştu, sanırım hatırlanacaktır.

Bunlara yapacaksın ve bugünde hakaret dilini kullanacaksınız. Çaresizliğin tarifi olsa gerek.

“Zor oyunu bozar” diye güzel bir atasözümüz vardır. Onun için olsa gerek kural tanınmıyor tek kural var iktidarların devamı. Ne ilke tanınıyor ne de etik değerler. Anket sonuçları istenileni vermeyince de sözünde şiddeti artıyor.

Tüm bu bilgilerin ışığında oluşan kanaat mevcut iktidar her ne yaparsa yapsın seçimi birinci turda kaybediyor.

Anlaşılan vaatlerin sonu yok.

Umarım kullanılan dilinde bir sonu olur…