Son nefese bir kaç kala,

Atatürk ile yeniden yaşama tutundu,

Atatürk ile büyüdü tekrar tekrar bu topraklar.

Artan sanayi üretimi,

Gelişen tarım,

Hayvancılık,

Onun açtığı onca okul ve eğitimde gelinen nokta,

Yaptığı devrimler,

Toplumsal hayatın düzeni adına çıkarılan kanunlar,

Hukuk alanında yapılan inklaplar ve daha niceleri ile tekrar hayat bulan,

Güçlenen bu memleket,

Sinsi bir kurgunun pençesinde,

Çirkin bir senaryonun içerisinde,

Kirli bir oyunun ortasında yine.

Öyle üç yıllık,

Beş yıllık,

On beş yıllık değil üzerimizde oynanan ve bizi yönetenlerin becerisi,

Aklı,

Mantığı,

Öngörüsü,

İradesine bağlı olarak bizim de içerisine çekildiğimiz bu oyun.

Bu öyle bir oyun ki,

Oyun içinde oyun oynanırken,

Ürkütmeden,

Hissettirmeden,

Uyuşturarak gönderiyorlar memlekete vurucu onca darbeyi.

...

Ah be insanlık,

Topla,

Tüfekle,

Bombalarla olmuyor işte bazan savaş.

Öylelerinden değil bu savaş da.

Küçük küçük hamlelerle,

En büyük güç olma hevesi ile gidilen yolda,

Çok geniş zamanlara yayılarak hedefler,

En doğru,

En kalıcı şekilde ulaşılmak isteniyor amaca.

İnsanoğlu az biraz okusa tarihi,

Tarihini,

Aslında öyle büyük,

Öyle güzel dersler var ki.

Yarın öbür gün,

Tarihe gömülerek,

Ders alınacak hale düşmemek için bilmeli insan biraz da,

Hem yakın,

Hem uzak geçmişini.

...

Yüz yıllardır,

Rolünü en iyi şekilde oynayabilecek oyuncuları bulduklarında,

Ya da seçilmiş oyunculara göre senaryo yazdıklarında,

Farklı farklı kurgularla geldiler memleket sahnemize.

Öyle sistemler yarattılar ki kendilerince dünden bugüne,

Kurdukları her sistemle,

Alt üst ettiler bizdeki var olan tüm sistemleri.

"Yardım!.." adı altında,

Bir çok yerde,

Bir çok kez verdiler ülkeye ince ince zehri.

Yardım aldıkça da biz,

Yaralarımız arttı tabi.

Kapanabilecekken kendi gücümüzle,

Kendi çabalarımızla,

Biz oyuna dahil olup aldandıkça,

Yaralarımız daha bir kapanmaz hal aldı.

Bir umut,

Yaraları sarmak adına yeniden yardım aldıkça da,

Bağımsızlığımız gölgede kalmaya başladı.

...

Sanayimizi aldılar bizden.

Topraklarımıza,

Tohumlarımıza,

Gıdalarımıza el attılar.

Çeşit çeşit ilaç ve kimyasallarla,

Yavaş yavaş sağlığımızı çaldılar.

Bir taraftan ithalatla sıkı sıkıya bizi kendilerine bağlarken,

Başka bir taraftan,

Toplumu sürekli başka başka şeylerle meşgul ederek,

Meşgul olunan şeylerle kafaları bulandırıp bulandırıp farklı yerleri odak yaptılar.

...

Hayatlarımıza teknoloji deliliğini soktular.

Saçma sapan programlar ve yaratılan algılarla, Kültürümüzü,

Bakış açılarımızı,

Benliğimizi değiştirdiler.

Cehalet üzerinden büyüterek bizi,

Cehaleti övgü kaynağı saydılar,

Saydırdılar.

Kimliklerimize el attılar usul usul.

Toplumun kimliğini elinden alıp,

Sürekli yeni bir kimlik arayışına sürüklediler.

İnsanlarda var olan dokuyu bozup yıllar içerisinde,

Toplumun yapısını bozmayı sağladılar.

Bu yollarla,

Toplumu yaralamak,

Zayıf düşürmek.

En zayıf anında da kolayca bölüp yıkabilmek...

Kafalardaki esas buydu hep.

Ve bu olmaya da devam edecek böyle giderse daha.

Türlü türlü hamlelerle bağımlı hale getirdiler yıllar içerisinde bizi.

Yakında nefes alamayacağız gerçekten de "al" demeden birileri.

...

Milli duygularımızı almaya çalıştılar bizden en önemlisi.

Bu yönde çok büyük gayretler sarfettiler.

Damarlardaki kanı değiştirir gibi değiştirmeye çabaladılar,

Milletin,

Türk milletinin damarlarında deli gibi akan memleket sevdasını.

Yavaş yavaş yaptılar bunu,

Ürkütmeden,

Dikkat çekmeden,

Usul usul yaptılar.

Bizi biz yapan ne varsa,

İçimize işleyen her ne varsa almaya çalıştılar yüreklerimizden.

...

Bir gün herkes,

Tüm yönetenler,

Üst düzey yöneticiler,

Mevki,

Makam sahibi olmuşlar,

Bu ülkeyi bir yere taşımak adına yola çıkanlar...

Hepsi,

Hepsi çıkarları,

Kişisel menfaatleri,

Kazanacakları paralar uğruna,

Bu vatan toprakları için dökülmüş onca kanı hiçe sayarak,

Bu ülkeyi hiç uğruna feda etme eğiliminde olabilir.

Ama unutma ülkemin güzel insanı,

Biz,

Güzel yurdumun her bir tarafıyla,

Her bir tarafında biz olabilmeyi,

Bir olabilmeyi,

Kenetlenmeyi,

Oynanan oyunları görüp,

Oyuna gelmemeyi becerebildikten,

Nereden geldiğimizi,

Özümüzü,

Nasıl biz olduğumuzu,

Nasıl ulus olduğumuzu unutmadıktan sonra,

Tıpkı geçmişte olduğu gibi,

Kimse duramaz önümüzde.

...

Uyan ülkem,

Uyan artık uyuduğun derin uykudan.

Bugün uyanmazsak,

Uyanamazsak şayet,

Yarın hepimiz,

Toplum olarak kalacağız bir başka toplumun esareti altında.

Ve o günlere,

Bugünlerden temel hazırlayanlar,

Esaret günü geldiğinde yanımızda olmayacaklar anla.

...

"Bugün ve bugünden sonra ki her gün, nice bedeller ödenerek sahip olduğumuz vatan topraklarının kıymetini daha da çok bilerek ve Cumhuriyet' e daha bir sahip çıkarak yola devam edebilmek dileğiyle...

29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun."