Süreç içerisinde alışılagelmiş eylemler ve söylemleri bertaraf etme anlamındadır değişim.
Aynı kişi ve aynı yöntemlerle ne kadar tekrar yaparsanız yapın farklı sonuç alamazsınız.
Son günlerin moda tabiri değişim. Gerçekten istiyormuyuz acaba!...
Ne anlıyoruz veya ne anlamak istiyoruz.
Önceden beri kullanıla gelmiş Yöntemlerin, söylemleri, eylemlerin ve bunları uygulamaya çalışan
İnsanların yerlerini yenilerine bırakmasıdır.
Günümüz şartlarında yıllardan beri süre gelen ve sürekli olarak yurttaşın fakirleştirildiği siyasi hüküm hakimiyetini sürdürüyor ve sürdürmeye devam edecek gibi.
Artık yurttaşlar aynı insanları ve aynı söylemleri duymaktan bıkkınlık halindeler.
Eğer Ülkeye faydalı olmayı düşünüyorsanız, artık birilerinin önünü açma zamanı geldi de geçti bile.
Ülke işleyişine katma değer katacak heyecanlı gençliğin önünü açmak lazım. Hoş bu zamanda heyecanlı gençliğin çoğu Ülkeyi terk etti ama kalanlar bize yeter.
Artık her platformda değişikliğe gidilmesi ve Ülkenin düştüğü bu siyasal ve ekonomik buhrandan biran önce sıyrılması için, elimizi top yekün taşın altına koyma zamanı.
İnancım o durki Türk işçisine Türk Mühendisine imkan tanındığı sürece başaramayacağı hiçbir şey yoktur.
Yeter ki Siyasal ve sınıfsal ayrım yapılmadan liyakat sahiplerini göreve getirelim.
Kendimizi değil Ülkemizi düşünüp gereğini yapmamız için gayret sarfetmeliyiz.
Unutmayalım ki aynı güneş altında, aynı topraklar üzerinde hayatımızı idame ettirmek zorundayız.
Bizim gidecek vatan belleyeceğimiz başka bir coğrafya yok.
Tıpkı 100 yıl öncesi Kurtuluş savaşında olduğu gibi tek yürek olmalıyız.
Bizim bizden başka dostumuz yok.
Pireye kızıp yorgan yakma zamanı hiç değil.
Ülke ekonomisine ve siyasetine katma değer koyacak tutumları biran önce sergilememiz gereklidir.
Ayrımcılığa bir son verip gidişata dur deme vakti.
Yurttaş artık konforlu ve barışık bir yaşam hayali içerisinde olmak istiyor.
Dayatmanın ve iradenin töhmet altında olmadığı günlere umutlarımızı yeşerterek ulaşmak dileğiyle..
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardeşçesine,
bu hasret bizim...