Çiftçilerle oturunca ‘Tarım alanlarını koruyoruz’ diye beyanatlar verenler “sanayimiz büyüyor, nüfusumuz artıyor” diye böbürleniyor. Sanayi ve konutlar tarım arazisini yok etmiyor mu? Diye sorsanız.. kem-küm etmekten öteye geçemeyen cevaplar....
Bunların hepsi bir yana “Yatay mimari ile büyüyoruz” söyleminin devamında en başa dönüp “Verimli tarım toprakları korunuyor” söylemi çelişki yaratmıyor mu?
Şehir yatay büyüyor, sanayimiz gelişiyor. Şehri yönetenler tarım topraklarını koruyorsa bu köylüler neyin isyanında. Kaynarca’da mahkeme kapılarında yatıp kalkan köylüler ile Söğütlü’de ki köylüler bizim şehirde yaşamıyor mu?
Köylü toprağını korumak için eylem yapıyor mahkeme kapılarını aşındırıyorsa, yönetenler hangi tarım alanını koruyor?
Tarım alanları meselesine virgül koyup başka bir mevzuya bakalım.
TOKİ ve belediyeler şehrin en kıymetli yerlerine 5 katlı bina dikebiliyor. Deprem yönetmeliği falan delinmiyor. Sakaryalı Müteahhitler “çatı boşluğunu değerlendirelim” diyince, yönetmelikler delik deşik oluyor, öyle mi?
Sizce de bu işlerde bir gariplik yok mu?
Bu konuda da söyleyeceklerimin devamı olacak. Şimdilik bu konuya da bir virgül atalım.
Yeri gelecek deprem yorgunu binalar diyeceksin, sonrasında yüzlerce konuta dokunmayacaksınız.
Alan bazlı dönüşüm veya kentsel dönüşüm lafta kalacak.
Kentsel dönüşüm yapılması gereken, çarpık çurpuk binalarla dolu bölgelerle alakalı ne düşünüyor, belediye başkanları? Kanaat önderleri...
Araçların girmekte zorlandığı, kimin çatısı kimin damının üstünde belli olmayan bölgeler var şehir merkezinde. Buraları dönüştürmek için bir planınız var mı?
Vatandaştan beş katlı binasını yıkıp yerine üç katlı bina yapmasını istemek, hatta sağından solundan çekme payı bırakacaksın demekle mi çözülecek ‘hasarlı’ binalar sorunu...
Hasarlı mevzusunu da sonraya bırakalım.
Devlet büyüklerimizin huzur bulduğu bir kentte bizim huzur bulamamamızda bir çelişki değil mi? Asayiş olayları, hırsızlık ve daha da kötüsü ahlaki çöküntünün hızla arttığı bir şehirde yaşıyoruz.
Çocuk istismarı, taciz konularında da rezil durumdayız. Ama soran olursa ‘huzur kentiyiz’
Çelişkilerle dolu Sakarya’da herkes işine geldiği gibi değerlendirmeler yapmaya, işine gelen tarafı parlatmaya devam ededursun. Gerçekleri kabullenip sorunlara çözüm, adaletsizliği gidermek için adımlar atmadıkça ‘çelişkiler şehri’ olmaktan kurtulamayacağız.
Kendimizi kandırmayı bıraktığımızda Sakarya Huzur şehri olacak.