Çok değil altı ay önce Yurdumuzu hüzne boğan on bir ilimizi yerle bir eden felaket yaşadık.

Önceleri buna benzer felaketler yaşayan Yurdumuzda, ne hikmetse yaşanılan acılar dinmeden unutulup gidiyor.

Ve ders ve tedbir almamız gerekirken rant uğruna çabucak unutma moduna giriyoruz .

Günümüzde kanunlarla belirlenmiş olan kat yüksekliğini nasıl bir manevra ile ranta çevirebilirizin ve kamuoyu oluşturmanın mücadelesini vermenin derdindeyiz. Yarının ne getireceği kimsenin umurunda değil. Rant telaşı perde indirmiş gözlere.

Her gün konunun uzmanları açıklama yapıyor, yurdumuzun dört bir yanı risk altında. Alınması gereken tedbirleri peş peşe sıralıyorlar, duyan kim.

Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ)Deprem Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Osman Kırtel,  “Sakarya’da kentsel dönüşümle ilgili geç kalınmışlık var. 1999 depremlerini yaşamış binalarımıza bir an önce müdahale edilmesi gerekiyor” dedi.

Bizler yaşadığımız kentleri nasıl olur da bu kadar basite indirgeyip geleceğimizi düşünmeden beton yığınına çevirme hırsına bürünüyoruz. Bir kesimimiz yapacağımız mezarların daha fazla olması için , diğer taraftan da bunlara müsaade edip nasıl rant elde edebilir derdindeyiz. İnsan hayatının önemi yok oldu gitti.

İmar ve otopark yönetmenliğine uyan yok, bir şekilde herkes kendi işini yürütüp daha fazlasını arzuluyor. Ki kat fazlalığına müsaade edenlerde bundan payını alıyorlar tabi ki de. Tarım alanlarını imara açıp şehri beton yığınına çeviriyorlar. Ancak tarım alanına OSB kurulması çok sakıncalıdır bizler için. Sanayi ve Tarımda dışa bağımlılıktan kurtulmamız için atılım yapmamız gerekir ki bunu bilim ışığında gerçekleştirmektir doğru olan. Şehrimizin kabusu olan deprem gerçeği hep unutuluyor, hala deprem toplanma merkezleri net değil. Sokaklar dar ve bir felaket anında hareket kabiliyeti sıfıra yakındır neredeyse. Eylem planları nasıl uygulanacak bu tür afetlerde !..Yeşili bol olan şehrimiz artık nefes alması zorlaşan neredeyse parmakla gösterilecek miktarda yeşil alanı kalan beton yığınına döndü.

Belediyelerimiz de depremi unutmuş ve birçok şeye göz yumar olmuş.

Günü kurtarmanın peşindeyiz ve bugünü yaşıyor yarını düşünmüyoruz.

Bilime bu kadar mı düşman olunur, nedir bilim ile alıp veremediğiniz. Uzmanlar bas bas bağırıyorlar, Geliyor yolda ama kim duyan kim!...

Yeter geç kalınmışlık; Artık şehrin önceliğini gündeme alıp Deprem ve diğer afetlere dönük risk analizi yapılmadan kentsel dönüşüm yapmak pek mümkün değil. Sakarya özelinde bahsettiğimiz yapı stoğunun çıkarılması ve deprem risk analizinin yapılması aslında kentsel dönüşümün altlığıdır. Bu olmadan kentsel dönüşüm yapılamaz.

 Unutulmaması gereken bir gerçek var ki “Deprem öldürmez, Binalar Öldürür”

Umutlarımız Yaşanabilir şehir ve hayatlar için olsun.