Geçenlerde Samsun' da,
Bir annenin çöpten topladığı havuçları,
Çocuklarına yedirdiği görüntüleri gören ve henüz vicdanını kaybetmemiş olan insanların vicdanları,
Sızım sızım sızlamıştır herhalde!
Bu sahnelerin yaşanmasına sebep olmuş,
Sebep olan,
Bu sahnelerin önüne geçebilme yönünde hiçbir çabası olmayan,
Yalnızca, kendi içerisinde yer aldığı sahnelerin dekoru,
Dizaynı,
Konforu,
Şaşası,
Senaryosu ve mutlu sonu ile ilgilenen,
Geçmişten bugüne,
En küçüğünden en büyüğüne,
Tüm yönetenlerin vicdanları da bizim vicdanlarımız kadar sızlayabilseydi keşke.
...
Şu dönemlerde yaşadığımız hayat,
Tam da masalların o başlangıç cümlesi gibi aslında ama bu döneme uyarlandığında,
"Birinde varmış,
Birinde yokmuş..." versiyonuyla.
Varlıklı olanlar gidip de en kaliteli manavdan,
En organik ürünü,
Fiyatına bile bakmadan atıyorlar sepetlerine gönüllerince.
Yokluk içindekiler ise akşamı bekleyip akşam pazarına çıkıyorlar;
Daha ucuza doldurabilmek için pazar arabalarını.
Daha da yoksa eğer,
Pazarın dağılmasını bekleyip atılan çürük çarıklar arasından yenilebilecekleri topluyorlar;
Akşama evde bir kap yemek olur belki diye.
....
Varlıklı olanlar,
Açıyorlar kombilerini sonuna kadar,
Yakıyorlar cayır cayır peteklerini,
Geçiyorlar bir de şöyle camlarının kenarına,
Sıcacık evlerinde,
Keyifle oturuyorlar
şort-tişörtle.
Yoklukla savaşanlar da, Doğal gazın,
Odun-kömürün cep yaktığı günümüzde,
Kat kat giyinip giyinip ısınmaya çalışıyorlar kendilerince.
Tabi bu arada,
Şayet kat kat giyebilecek bir şeyler bulabilirlerse üzerlerine.
Daha da yok olanlar ise kış gelince bir göz odaya sıkışıp ailece,
Isınmaya çabalıyorlar doğal yollarla;
Yani neredeyse,
Yalnızca kendi nefesleriyle.
....
Varlıklı olanlar için,
Deniz-güneş mi sadece,
Kar-kış bile tatil niteliğinde gerçekten de.
Dışarısı eksi kaç derece olursa olsun,
Sıcacık kış otellerinin içerisinde,
Ya partilerdeler,
Ya şömine başında,
Ya da camın önünde bembeyaz tabloyu izleme keyfinde.
Yok olan için öyle mi peki!
"Kış" denilince o insanlara,
Daha kış gelmeden tüyleri diken diken oluyor haliyle.
....
Parası olana,
Doğum günü,
Evlilik yıl dönümü,
Özel günler,
Farklı farklı mekânlarda,
Hatta farklı farklı ülkelerde kutlanacak değerde.
Parası olmayan içinse,
Kendi memleketinde,
Tarihler bile şaşıyor çoğu zaman yaşam mücadelesi içerisinde.
Çünkü her yeni gün,
Onlar için ayın sonuna doğru gelindiğinin acı bir habercisi sadece.
....
Varlıklı için,
Doktor da,
İlaç da,
Her türlü tedavi de her yerde.
Kendi memleketinde bulamadı mı şifayı,
Hooppp yurt dışına hemen.
Parayı bastırınca,
Her türlü olanak seriliyor insanın önüne.
Yoklukla mücadelesi olanın, Hastalıkla mücadelesi de başka oluyor arkadaş;
Gelirse sırası gider doktora,
Bulursa ilacını kullanır,
Yaratabilirse şayet devlet imkân,
Yararlanır.
Yoksa da imkân falan,
"Kaderim" der,
Razı gelir yaşadıklarına,
Tevekkülle sığınır Yaradan'ına.
Çünkü yıllardan beridir,
Çözülememiş tüm problemler,
Sağlanamamış iyi imkânlar,
Alınamamış önlemler sonucu başa gelenler,
Hepsi,
Ama hepsi kadere bağlanmış ve öyle olması gerektiği öğretilmiştir olmayana.
....
Varlıklı olanlar,
Hindistan cevizi yağı ile kurabiyesini yapar,
Yumurtasını hakiki tereyağı ile pişirir,
Çörek otu yağını orasına burasına sürer güzel olacağım diye.
Yoklukla boğuşan,
Neyi sıkıp da yağını çıkaracağını şaşırır yaşamı boyunca.
Varlıklı olanlar,
Haftada en az bir gün balığını yer,
Onunla da yetinmeyip üstüne bir de balık yağı takviyeleri ile kalbini de sağlığını da korur kesesine duyduğu güvenle.
Yoklukla mücadele edense,
Ayda yılda bir balık yiyebilirse eğer,
Kendisini omega-3 zengini sayar o zengin gönlüyle.
....
Varlıklı olanın ev ararkenki kriterleri de başka olur tabi;
Güvenlik olmazsa olmaz,
Havuz,
Sauna,
Sosyal tesis zaten şart,
Ev dediğin 200 m²'den aşağıysa şayet o ev evden sayılmaz,
Ebeveyn banyosu falan yoksa da,
Zaten orada hiç oturulmaz.
Yokluğu bilen içinse ev dediğin,
Tepesinde çatısı olan,
Başını sokabileceği dört duvardan ibarettir yalnızca.
....
Varlıklı için hobiler çok kıymetlidir.
Çünkü hayatın koşuşturmacasında insanı rahatlatacak şeyler de gereklidir mutlaka.
Yürümek bir sporken varlıklı için mesela,
Olmayan için yürümek zaten mecburidir.
Toplu taşıma bile lükstür çoğu zaman ve "tabanvay"dır olmayan için her yere,
Her yöne en ucuz,
Hatta hiç masrafsız ulaşım aracı.
Otobüse,
Minibüse verilecek üç beş lira,
Olmayan için o akşamın ekmeğidir,
Aşıdır ve sırf akşama yavruların boğazından geçecek bir iki lokma uğruna,
Ayacıklarına geçer sözü o insanların.
Parası olan,
Kayak yapar,
Yüzmeye,
Dalmaya gider,
Spora gider boş zamanlarında.
Varsa evinde TV,
Geçip karşısında zenginin hayatını izlemektir parası olmayanın tek hobisi.
....
Varlıklı olan,
Çocuğunu özel okullara layık görür,
Devletimin okulunu beğenmez.
Üstelik özel de kesmeyip ek dersleri sıralar bir bir ardı ardına.
Daha da yetinemeyip çocuğun özel ilgi ve yenekleri doğrultusunda,
O kurstan bu kursa çocuğu yetiştirir var gücüyle.
Yokluk batağında çırpınansa,
Yok gücüyle o gün çocuğuna bir iki lira harçlık verebildiyse,
Yüzünde güller açtırır gün boyunca.
Olmayanın çocuğu,
Elinde birincilik diploması, Kapı kapı dolanır iş için sonra.
Olmadık işlere bile razı olur en sonunda.
Parasını bastırıp da diplomasını almış varlıklı aile çocuğunun işi ise zaten hazırdır daha doğduğu anda.
....
Üst düzey varlıklı olup da askerde olan insan evladı gördünüz mü siz hiç!!!
Rabbim herkesin evladını korusun elbet,
Ayırt etmeksizin her evlat için yanar canımız o başka ama varlıklıların evlatları,
Yat üzerinde keyifteyken,
Neden hep gecekondu yavruları dağ başlarında,
Neden her zaman o gencecik evlatlar düşmanla burun buruna,
Neden sürekli onların canı burnunda,
Neden ölüm bir nefes gibi hep onların ense tarafında!!!
....
Varlıklının borcu da olsa,
Büyüklüğünü gösterir devletim zaman zaman onlara ve siliniverilir borçları sudan sebeplerle.
Çiftçisi,
Hayvancısı,
Emekçisine gelince,
Yazık ki onlar,
Bir borcu hep başka bir borç ile kapatma sevdasında.
Var olan,
Hiç de ihtiyacı yokken,
Oradan alır,
Buradan alır,
Onun rızkından çalar,
Bunun rızkından çalar,
Vergi kaçırır,
Yurt dışına tonlarca para kaçırır ama bir nebze keyfini kaçırmaz tüm bunlardan sonra.
Malın mülkün çoksa eğer adalet de senden yanadır,
Hukuk da.
Bu durumda da niye kaçsın ki insanın keyfi değil mi ama!!!
Diğer taraftan da,
Yok olan açlıktan ölmemek adına,
İhtiyaçtan bir parça ekmek çalsa,
Hırsızlığın kitabını yazmış sayılır çıktığı hakim karşısında.
Fakir zaten aynı zaman keyif fakiri de ya,
Biraz daha keyfi kaçsa,
Ne olur ki sanki;
Amaan dokunmaz bile bu tip ekstra keyifsizlikler fakir fukaraya!
....
Daha o kadar çok şey var ki iki uç noktada yaşanan.
Ve tüm bunlar,
Bizim bu ülkede yarattığımız adaleti,
Bizim eşitlik dediğimiz şeyi temsil ediyor sonuçta ama!!!
....
'Bir gün, gerçek adaleti ve gerçek eşitliği çocuklarımıza armağan edebilmek dileğiyle...'