Gündelik telaşlarla,
Yaşamın getirdiği yükümlülükleri yerine getirebilmek adına,
Akıp gidecek bizler için günler bir biri ardına.
Ve başka yerlerde,
Başka hayatlarda,
Bambaşka şeyler yaşanacak yine;
Biz hayatın içerisinde,
Güven içinde,
Rutinlerimizi yaşayabilelim diye.
...
Yarın sabah kalktığımızda,
Bu sabahla neredeyse aynı şeyleri yapacağız muhtemelen çoğumuz.
Çalan saati öteleye öteleye,
Kim bilir kaç dakika daha uyuyacakken biz,
Belki top ateşinin yüzüne değen sıcağıyla,
Belki kulağında yankılanan silah sesleri ile uyanacak evlatlarımız.
Hatta,
Bütün gece hiç uyumamış olacak belki de birçokları.
Üzerlerimize çöken sabah miskinliğini atmaya çalışırken biz,
Onlar,
Üzerlerine aldıkları sorumluluğun ağırlığıyla başlayacak güne.
Herkesin kahvaltı sofrasında az çok,
İyi kötü bir şeyler olacak yarın.
Kimi on çeşit peynirle oturacak sofraya,
Kimi bir dilim peyniri katacak ekmeğinin arasına,
Kimi bir parça ekmekle kalkacak sofrasından.
Diğer tarafta,
Akşam yiyebildiği iki lokmadan kalan enerjisi ile yollara düşecek belki evlatlarımız.
...
Gün içerisinde yorulacağız hepimiz,
Bir oraya,
Bir buraya koşturmaktan tabi.
Savururken bir yerlere günlük uğraşlar bizi,
Oralarda,
Her an ölümle kol kola olmanın verdiği korku ile yorulacak evlatlarımızın körpecik ruhları,
Gencecik bedenleri.
Sen,
Ben,
Gün ortasında,
Hiç beklenmedik bir zamanda,
İlk defa yaşadığımız bir durum için,
"Ne kadar da yabancıyım bu duruma" diye cümle kurarken hayıflanarak,
Daha önce hiç bilmediği,
Hiç ayak basmadığı topraklara sahip çıkacak,
Senin için,
Benim için,
Bizim için,
"Bizim bu topraklar" diye diye koşacak evlatlar canları pahasına.
Sen,
Ben,
"Onu çekiyorum bütün gün. Şuna katlanıyorum.
Kim için peki!
Aman!.." diye söylenirken etrafa,
Ona buna,
Orada,
Vatan için türlü cefa çeken yavrular olacak bir "öff" bile demeden.
Biz evlatlarımızı öpe koklaya uğurlarken okuluna,
İşine,
"Evladımın sesini bir daha duyabilecek miyim?" sorusu ile sancılanacak bir çok ana yüreği her saniye.
...
Gün bitip,
Hava karardığında,
Babaları biraz geç kalınca huzursuzlanan çocuklarımız olacak,
Belki de her akşam olduğu gibi.
Diğer tarafta,
Babasının yaşayıp yaşamadığının düşüncesiyle çocukluğunu unutmuş yavruların akşamları olacak bir de;
Korku dolu,
Özlem dolu,
Endişe dolu.
Çocukluğu elinden alınmış akşamlar...
...
Bu gece yastığa başımızı koyarken,
Tek düşündüğümüz şey,
Yarın hazırlayacağımız kahvaltı olacak belki.
Belki önemli bir toplantı,
Belki bir iş seyahati,
Belki yarın gelecek misafirlerin telaşı...
Diğer taraftan,
Yarını,
Öbür günü,
Öbür dünü,
Diğer günü,
Her günü,
Evladından,
Eşinden,
Nişanlısından,
Sevdiğinden haber alamamanın kaygısı ile gözüne uyku giremeden geçen insanlar olacak.
...
Evet,
Öngörüsüzlükler,
Yanlışlar var.
Evet,
Yanlış politikalar,
Sonu düşünülmeden,
Oyun oynamaya gidilir gibi çıkılan yollar var.
...
Evet,
Güç savaşları,
Egolar çatışması,
Üstünlük yarışları,
"Ben olmalıyım..." hırsı ile aslında ne olduğunu unutmuş kafalar var.
Ve hiçbir zaman anlayamadığımız,
Anlam veremediğimiz,
Anlayamayalım diye de çabalanan,
Bir şeylerin üzerini örtmek adına başka şeylerle kılıflanan hamleler var.
Ve tüm bunlar olup biterken,
Evlatlar var yine barış için savaşacak.
...
"Tüm dünya olarak, artık BARIŞ İÇİN BARIŞABİLMEK dileğiyle..."