Ah aşk adına sayısız şey söylenen…

Hz. Adem’le Hz. Havva’nın yaradılışıyla başladı her şey. İnsanoğlu yalnız olamadı, yapamadı, yalnız kalamadı. Çünkü yalnızlık Allah’a mahsustu. İlk çift ve ilk aşktan doğdu insanoğlu. İlk günah aşkın etkisiyle işlenmiş, yasak ağacın meyvesini tadan insanoğlu yeryüzüne sürgün olmuştu. Hz. Adem ve Hz. Havva’nın çocukları Kabil kardeşi Habil’in eşi olacak kızı sevince aşkın kıskançlığıyla kardeşini öldürüp ilk cinayeti işlemişti. Aşk öyle bir duyguydu ki içinde etki vardı, kıskançlık, ihtiras, merhamet, emek, sevgi daha pek çok öge barındırıyordu. “Milyonlarca şey söylenmişse de hakkında hala söylenecek onlarca şey olan tek şey Aşktır. Nagehan Canbul”

Gelelim aşkın başlangıç ve tarifinden günümüze. Artık tüm dünyada her ülkede bilinen, katılan katılmayan, eleştiren, seven, sevmeyen herkesin bildiği önümüzdeki 14 Şubat Sevgililer gününe. Kimisi hristiyan adeti dedi, diğeri tamamen tüketim amaçlı dedi, bazısı aman ben sevdiğimi bir gün değil her gün seviyorum sevgililer günü de neymiş dedi. Öyle veya böyle yılbaşı kutlaması gibi tüm ihtilaflı tartışmaları da beraberinde getiren 14 Şubat ülkemizde de azımsanamayacak bir sektör yarattı. Bu günün ilk ortaya çıkışı III. Yüzyılda Aziz Valentine’nin gizlice kıydığı nikahlara dayanıyor. Rivayete göre Roma imparatoru II. Cladius bekar erkeklerin daha iyi savaştığını düşünüp evlenmelerini yasakladı, yasağa karşı gelen piskopos Valentin gizlice askerleri evlendirmeye devam etti, yakalandı ve idama mahkum oldu. Gardiyanın kızına aşık olduğu ve görme engelli kızın aşkın etkisiyle gözlerinin açıldığı söylenir. Sonraki yüzyıllarda pagan festivaliyle özdeşleşen sevgililer günü resmi olarak Papa Gelasius tarafından 440’lı yılların sonunda 14 Şubat olarak belirlendi. Hristiyanlık yayıldıkça sevgiliye kart gönderme geleneği de yayıldı. Oluşum ve gelişim sürecine baktığımızda evet bir hristiyan geleneği idi. Ülkemizde ise 2000’li yılların başında popülerleşti. Siyasi liderler ve ünlülerin yaptığı kutlamalarla gündeme geldi ve gittikçe halk tarafından benimsenmeye başladı. Dedik ya aşkın içinde etki vardı, kıskançlık vardı, ya savurucu ihtiras! az çok İlyada destanı, bilinen adıyla Troya (Truva) savaşını bilirsiniz. Sparta kralı Menelaus’un karısı Helen yüzünden meydana gelmiş bir savaştır. Sparta kralı karısının Troya prensi Paris tarafından kaçırılmasıyla Truva kentine saldırırlar ve yıllarca süren savaşta Truva yok olur. Aşkın dozunda olmayınca kan, gözyaşı ve yıkım getiren 3 silahşörleri etki, kıskançlık ve ihtirası örnekledik. Ya merhamet, emek, sevgi... Cengiz Aytmatov’un “Selvi boylum al yazmalım” adlı kitabının ülkemizde sinemaya uyarlanmış halini pek çoğumuz izlemişizdir. Filmde köylü kızı Asya kamyon şoförü yakışıklı İlyas’la kısa süren bir aşk evliliği yapar, bir çocukları olur. Sonrasında terk edilen, aldatılan Asya karşısına çıkan Cemşit’le evlenir. İlyas yine karşılarına çıkar, Asya kendisine evini açan, kendisine ve oğluna emek ve merhametle bir yuva veren Cemşit’i terk etmez. Ve unutulmayan o repliği söyler “Sevgi neydi? Sevgi iyilikti, dostluktu, sevgi emekti”.

İşte böyle dostlar Leylalar, Mecnunlar, Ferhatlar, Şirinler, Romeo ve Julietler sayısız destan ve kahramanlarıyla aşk filmlerinde, tiyatro ve kitaplarda yaşandı, tanımlandı, anlatıldı, hiç susmayacak bir şarkı gibi evrende aşk cereyanı hep var oldu. 14 Şubat sevgililer gününün bir tüketim çılgınlığı olduğu reklam ve ürünlerle satış ivmeli bir sektöre evrildiği kabulümüz. Çoğunlukla etraftan duyduğumuz erkeklerin “Aman sevdiceğim ben seni bir gün değil, her gün seviyorum” sözüne bir itirazım var. 14 şubatı kutlamanız eşinizi yada hayatınızda olan insanı sadece bir gün sevdiğiniz anlamına gelmiyor. İlla hediyemi almalıyız noktasında da şöyle bir tespitim var. Güller, taşlar, mücevherler alınmak zorunda değil. Herkes kendi imkan ve eşinin beğenisine göre bir özen gösterebilir. Hayatın hengamesi içinde 365 gün yemek, iş ve temizlik, çocuk bakımı vs. altında ezilen kadına madem 365 gün seviyor ama her gün ev iş yüklenmesine göz +yumuyorsanız bari bir gün tüm ev işini yapın. Mesela sabah kahvaltıyı hazırlayın, çamaşırları makineye atın, ütü yapın, bebenin altını siz değiştirin, yemeği siz yapın. Böylece sizi zaten 365 gün seven kadınınıza bir gün değil her gün sevdiğinizi bir gün onun iş yüküyle empati yaparak gösterin mesela.. Çoğunun güleceği bu önerime “hayat müşterektir” sözünü kullananların çoğu ikiyüzlüdür diyorum.

Kim ne derse desin, sevsin sevmesin artık bir 14 Şubatımız var. İnsanoğlu sevmek sevilmek ister ama en çok da şu çelişkiyi yaşar. Birini seversin seni sevmez, kıymete biner, seni seveni de sen sevmezsin. Demek ki aşkın cereyanı elektiriğin tutması karşılıklı sevmekle mümkün. Sevdiğinizi ve sizi seveni bulduğunuzda incitmeyin, emek vererek yol alın ki kaybetmeyin. Hayatınızın aşkını bulmanız dileğiyle şimdilik hoşçakalınız.