Su zengini olan Türkiye, son 50 yılda 70 e yakın gölünü kuruma neticesinde kaybetti.
Son bir yıldır ise Dünyada ve Ülkemizde baş gösteren Corona salgını vesilesi ise
İnsanı su tüketimini katlamıştır.
İlimizin içme suyu kaynağı Sapanca Gölü rezervi bir hayli düşerek tehlike çanları çalmaya başlamıştır.
2014 yılında 29.20 metre kodlarını gördük, son verilere göre durum 30.34 metre seviyesine düştü.
Bu düşüş şuna işaret etmektedir ki 30 metre altına düştüğü zaman sadece insani kullanıma izin verilmelidir.
Su seviyesinin düşmesi yanında, suyun kalitesi eylül ayında yapılan ölçümlerde 5 üzerinden 2
Gölümüzün su seviyesi ve kalitesi neden düşmüştür!..
Önce ki dönemlerde ormanlık alanların katledilip imara açılması ve paralı dostlarımızın buralarda villalar satın alarak yaşamaları.
Gölü besleyen dereler üzerinde su şişeleme tesisleri,
Hasanpaşa’da yapılan teleferik istasyonu (beraberindeki tesisler ile birlikte) 35.000 ağacın kesilmesi, tesis temellerinin yeraltı kaynak sularının göle akışını engellemesi,
Şehrimiz ve çevresinden vahşi sulama yapılması,
Endüstri de (Sakarya ve Kocaeli) göl suyunun kullanılması,
Sapanca’ çevresindeki villalar ve Eşme ‘de bulunan belediyenin vahşi çöp alanındaki sızıntının göle deşarj olması,
Saydığımız bu nedenler Su seviyesi ve kalitesinin düşmesine sebetir.
Acilen risk analizi yapılıp gerekli tedbirler alınmalıdır ve su kültürü oluşturulmalıdır.
Vatandaş olarak bizler ise üzerimize düşeni yaparak su kullanımında dikkatli olmalıyız.
Ki mevsim normallerinin üzerinde seyreden hava sıcaklıkları yazın zor geçeceğinin habercisi!..
Eğer ki yaza kadar bol miktarda yağmur ve yüksek kesimlerde kalıcı kar yağmaz ise kurak bir yaz kaçınılmazdır.
Dünyada suya hasret ülkeler insanı kullanım için okyanus suyunu ayrıştırmak için milyar dolarlar düzeyinde yatırımlar yapmak zorunda kalıyorlar.
Biz ise elimizdekinin kıymetini bilmiyoruz, son pişmanlık fayda etmez.
Artık yağmur duası fayda etmeyeceğe benzer literatürümüze kar duası gireceğe benzer.
Suyumuzu ranta teslim etmeyelim.
SU HAYATTIR…