İlkokul dördüncü sınıfa kadar,
Köy okullarında okudum ben.
Her bahar,
Ortak bir gün belirlenirdi öğretmenlerimiz tarafından ve
öğretmenler sınıflarını belirlenen gün toplar,
O gün çocukları ve çocukların evden getirdikleri yiyecekleri de yanlarına katar,
Okulca düşürürlerdi bizi yollara.
Niye mi!!!
"FİDAN DİKMEK İÇİN" doğaya.
....
Sabahtan başlardık,
Kazma kürekle,
Ellerimizle toprakta yeşile yer açmaya.
Sonra,
Kocaman yüreklerimizin ortaklığında,
Küçücük ellerimizle
dikerdik tek tek fidanlarımızı toprağa.
Suyunu döker,
Canımıza can olacak diye ekerdik umutlarımızı da beraberinde fidanların yanına.
Tatlı yorgunluğumuzu dindirmek,
Yaptığımız işin gururlu keyfini sürebilmek için de,
Açardık evden getirdiğimiz ne varsa ortaya ve paylaşarak,
Hep birlikte yer içerdik okulca güle oynaya.
Hem gidişte,
Hem dönüş yolunda,
Dilimizde aynı şarkı olurdu hep yol boyunca;
"Tohumlar fidana
Fidanlar ağaca
Ağaçlar ormana
Dönmeli yurdumda
Yuvadır kuşlara
Örtüdür toprağa
Can verir doğaya
ORMANLAR YURDUMDA
Bir tek dal kırmadan
Ormansız kalmadan
Her insan bir fidan
Dikmeli yurdumda
Yuvadır kuşlara
Örtüdür toprağa
Can verir doğaya
ORMANLAR YURDUMDA".
....
Böylesi bir doğa sevdasıyla,
Doğaya kendi ellerimizle kazandırdığımız ağaçlarla,
Doğanın anlayacağı dilden teşekkürümüzü sunarak büyüdük biz.
Belki de ondandır,
Yanan tek bir dalla bile,
İçimizde büyüyen yangın yeri.
Belki de her ağacı evlat gibi bilişimiz,
Yitişlerinde kahroluşumuz ondan bizim.
....
Şimdi geriye dönüp bakıyorum da;
Nasıl güzel öğretmenlerin ellerinde yeşermişiz biz de.
Anlatarak sağlayamayacaklarını,
Yaparak,
Yaşatarak yaratmışlar yüreklerimizde.
Ağacı,
Doğayı sevdirmek,
Nasıl bir emek olduğunu fark ettirmek,
Bugün,
Bizim yavrularımıza o ağaç gölgelerini,
Kendi nefeslerini armağan etmek,
Birçok canlıya yuva kurmak için ön ayak olmuşlar belli ki bize.
....
Bugün de yapılamaz mı benzerleri!!!
Okullar,
Farklı farklı kurumlar,
Yakın yerlere götürüp çocukları,
Bölgelerine uygun meyve ağaçları,
Başka ağaçlar diktiremezler mi yavrulara!!!
Belediyeler,
Gerçekleştirdikleri onca konserlere,
Festivallere ilave olarak,
Ağaç dikme günleri düzenleyemezler mi aileleriyle birlikte çocuklara!!!
Yeter ki istesin insan.
Gönül gerek bunlar için elbet,
Gönüllülük gerek,
Gönülden,
Canla başla bu uğurda çalışmayı hedeflemek gerek.
Öncelikle,
Olayın ciddiyetini görmek,
Bilmek gerek.
....
Düşünsenize;
Toprakla eli birleşmiş,
Toprakla yüreği bir olmuş çocukları.
Fidanı kırmadan toprağa koyabilmek için hassasiyet göstermiş minik kalpler...
Diktiklerinin meyve vermeye başladığını,
Ağaçların gölgesini gördükçe,
Doğanın nasıl bir emek olduğunu bilmezler mi o vakit,
O bireyler!
Masal gibi değil mi!!!
Ama bu masalı başlatmak ve yaşamak için geç değil daha.
....
Ne olur be memleketim,
Ne olur be memleketimin onurlu,
Güzel insanları...
Ne olur bu defa aynı yanlışları yapmayalım.
Ne olur bu günleri unutmayalım.
Ne olur,
Tek bir tuğla bile koydurmayalım,
Bir tek çivi çaktırmayalım yanan yüreklerimizde.
Sahip çıkamadık gidenlere de,
Ne olur gidenlerden kalan yerlere sahip çıkıp yeşertebilelim tekrar oraları.
Boynumuzun borcu olsun bu hepimizin vatandaş olarak lütfen.
Biliyorum,
Gelmeyecek onca giden can ama bari yeniden,
Yeni canlar için yuva yapalım gidenlerin anısına arkalarından.
Ne olur,
Önce kalan yerler için mücadelemizi verelim sonuna dek,
Yaralarımızı saralım hep birlikte öncelikle.
Sonra da,
Doğaya özrümüzü sunalım,
Doğanın başındaki bekçiliğimizle.
Yanan yerlerdeki yerli halk,
Bu konuda çok kararlı görünüşe göre.
Aynı kararlılık ve takipte buluşabilmeliyiz her birimiz her biriyle.
....
Biz de,
Antalya' nın
Marmaris 'in,
Bodrum' un,
Isparta' nın yerlisi değil miyiz!!!
Bu memleketin,
Her bir ilinin,
Her bir ilçesinin,
Her bir köyünün,
Beldesinin yerlisi değil miyiz!!!
Bizler,
Her zaman,
Her koşulda,
Doğusundan batısına,
Kuzeyinden güneyine,
Bu toprakların her bir karışının yerlisiydik,
Yerlisiyiz de sonuna kadar.
Hele de böyle felaketlerin,
Hele de böylesi acı günlerin ardından...
....
Bir avuç insan da olsa benimle aynı hislerde buluşabilen,
O bir avuç tohumla,
DOĞDURURUZ BİZ BU TOPRAKLARI KÜLLERİNDEN YENİDEN.
Kimse,
Üzerimizde gölge etmesin yeter bize.
....
Böyle zamanların partisi olmaz,
Partilisi olmaz,
İktidarı,
Muhalefeti,
Yöneteni,
Yönetileni olmaz.
Kibiri,
"Ben istersem" i,
"Ben ne yapabilirim" i hiç olmaz.
Hepimiz aynı şey için,
Aynı şeyler için,
Aynı uğurda ne yapabiliyorsak yapabilmeliyiz her an.
Ortalık durulduğunda,
Bu defa sahip çıkacağız yitirdiğimiz ağaçlarımıza ev sahipliği etmiş toprağa.
Bu defa sahip çıkacağız köylümüze,
Köylümüzün yeniden başlayacağı tarımına,
Hayvancılığına.
....
Bu defa unutup gitmek yok.
Bu defa arkamızı dönüp geriye bakmamak yok.
Bugün,
Bu saatten sonra,
Zaman kaybı diye bir lüksümüz de yok bizim.
Asla olamaz da.
Herkes aklını başına,
Yükü omzuna alıp çıkmalı sahaya.
....
'Yeni yeni acılar ve kayıplarla tekrar tekrar yanmamak, atacağımız tohumlar, koruyacağımız yerlerle, yeniden umutlarımızı yeşertebilmek dileğiyle...'