Bir süre önce,

Oğlumun okul formasının dirsek kısmının yıpranmış,

Hatta bir parça parçalanmış olduğunu gördüm.

Zaten biraz da küçük geldiğinden,

Seneye de giyer nasılsa mantığıyla,

Gidip 'Biraz büyük bir forma üstü alayım bari' dedim.

Yolda giderken de,

Aklım sıra 'Almışken kızıma da büyük bir tane alayım ki şimdiden,

Seneye pahalı olur,

O da seneye giyer artık aldığımı nasılsa' diye düşündüm.

Mağazaya girdim ve okulumuzun adını söylerek,

Kendimden çok emin bir şekilde,

İki tane forma üstü alacağımı belirttim.

Kasaya geldim,

'Ne kadar iki adet forma üstü?' diye sordum.

"220 TL!!!!!!!!!!!!" dedi kasadaki bayan.

'Yok yok...' dedim,

'Alt üst takım demiyorum,

Yalnızca iki adet üst!!!'.

"Tamam" dedi bayan,

"Zaten iki adet üst 220 TL!!!"

Açık kalmış ağzımı ne kadar süre kapatamadığımı bilemiyorum sonrasında.

....

İşte o anda,

Tüm hesabı kitabı,

Matematik bilgimi,

Aklımı,

Mantığımı,

Düşünebilme yetimi,

Yordayabilme kabiliyetimi,

Bir parça ana yüreğimi ve iki parça forma üstünü de bırakıp oracığa,

İç parçalanmamı,

Yürek yangınımı,

Hayal kırıklığımı ve derinin derini üzüntümü kattım yanıma,

Çıktım mağazadan.

....

Yol boyu düşündüm,

Düşündüm,

Düşündüm;

'Bu nasıl bir yangın yeri!!!' diye.

Elini değdiğinde yakmayan tek bir şey kalmadı piyasada.

Yalnızca iki parça bir şey almaya kaltım ve bu bir istek değil,

Lüks hiç değil,

Gereklilik ve bir ihtiyaç aynı zamanda.

Markete,

Manava,

Pazara falan hiç gelemedim bile daha.

"Asgari ücretle geçinebiliyor olmak" nasıl büyük bir başarı öyküsüdür bu devirde valla.

....

Ben tüm bunları düşünürek yürürken yolda,

Bir tuhafiye gördüm ve girdim içeri.

Yıpranan yere yama yapmak için bir arma aldım 5 TL' ye.

Ve dedim ki;

'Hadi bunu yamalayıp yamalayıp giydirdik de çocuklara,

Yamalanamayacak o kadar çok yaramız oldu ve oluyor ki daha da.

Kevgire döndük milletçe;

Her yanımız delik deşik,

Yara-bere içinde.

Ne yama tutacak gibi o açılan yaralar,

Ne de herhangi bir yolla onarılabilecek durumda bu koşullarda.

Bir yerlerimizi tıkasak bir şekilde bir yolla,

Diğer deliklerimizden sızıyoruz ince ince adeta.

....

Her gün gelen yeni zam haberleri,

Zamlara bağlı olarak her an değişen ev ekonomilerimiz ile epeyce bi piştik,

Çokça deneyim kazandık ve

tüm toplum ev ekonomisi biliminin piri olduk resmen neredeyse.

En son,

Buz dolabı poşetlerini yıkayıp yıkayıp tekrar kullanma noktasına kadar geldik hepimiz herhalde.

Ama gelin görün ki,

Beslenebilme,

Giyinebilme,

Barınabilme gibi temel ihtiyaçlarımız üzerine yaşadığımız sorunlarımızı çözmeye,

Yetemiyor maalesef hiçbirimizin deneyim ve bilgi seviyesi.

....

Yıl başından sonra,

Dışarıda her şey daha da cep yakmaya başlayınca,

"Amaaan!..

Artık dışarıda her şey ateş pahası,

Oturalım oturduğumuz yerde,

Ev en güzeli" kandırmacalarını içselleştirip iyice,

Dışarıyla da bağlantımızı minumum düzeye çektik ama bu sefer de elektrik ve ısınma için büyük bedeller ödedik tabi haliyle.

Birçoklarımız,

Peteklerle,

Elektrikle köşe kapmaca oynama evresine kadar evrildik evlerde.

Nasıl mı!!!

Şöyle;

Gündüz çocuklar okula gidince,

Sadece kullandığın oturma odasının peteğini aç,

Kalan tüm odaların peteklerini odaların kapılarıyla birlikte kapat.

Gece olunca,

Oturma odasının peteğini kapatmayı unutma çünkü yatak odalarının petekleri açılacak.

Bir odadan başka bir odaya,

Beş-on saniyeliğine,

Bir şey almaya bile gidecek olsan,

Çıktığın odanın ışığını mutlaka söndür ki o beş-on saniye bile "çok önemli".

Fırını kullanacaksan şayet,

Kaza ile imkânın olursa tabi,

Aynı anda bir kaç çeşit yemek yapmaya,

Hepsini bir araya getirmeye çalış ki,

Tek seferde,

Aynı elektrikle çıksın hepsi.

Çamaşır makinesini,

Makine kusma noktasına gelene kadar doldur.

Homurdanır bir iki falan ama iyi kötü yıkar sağolsun emektar.

Bir buzdolabı var işte fazla da müdehale edemediğimiz fakat

o da zaten boşluktan ağlar durur garibim bir tarafta.

....

Sofralarda yemeğin yanına ekmek koyma devri de bitti gibi artık diğer taraftan.

Çünkü ana yemek ekmek oldu ve ekmeğin yanına sulu yemek koyabilmek lüks hale geldi birçok evde.

Öyle etten falan hiç söz etmiyoruz hadsizlik olmasın diye,

Ona ulaşıp da yiyebilmek, Pespembe düşlerimizin baş misafiri.

Bu durumda,

Nerede kaldı millet için,

Sağlıklı olabilmek adına dengeli beslenmenin gerekliliği değil mi!!

....

Yeni ev ekonomisi bilimi,

YAMAMA üzerine kurulu hale geldi.

Bakalım,

Yaşadıkça daha neleri yamalayıp yamalayıp kullanacağız acaba!!!

....

'Mahkum edildiğimiz yamalı ev ekonomisinden kurtulabilmek dileğiyle...'