Bir akşam,

Eşim ve çocuklarla bir mekândayız.

Açık hava bir mekân.

Hemen önümüzdeki masada,

Ellerinde nargileleriyle siyah çarşaflı iki bayan.

Biraz ilerideki masada ise bir çift,

Önlerinde alkolleri ve birbirleri ile sohbet halindeler.

Dileyen kahvesini yudumluyor denize nazır,

Dileyen içkisini.

Kimse kimseye dönüp de bakmıyor bile.

Herkes, içinde bulunduğu anı,

Yer aldığı ortamda,

Kendi değerlerince,

Kendine özgü yaşıyor hakkıyla ve keyifle.

Ve bir başkasının yaşamına müdahale etme hakkını vermiyor kimse kendisine ve de bir başkasına.

Anlayışını,

İdeolojisini,

İnancını,

İnançsızlığını,

İnandıklarını,

İnanmadıklarını daha üstün görüp de başka bir hayatı küçük görmüyor kimse kendince.

Kimse bakışları ile bile olsa yargılamıyor birbirini,

Yermiyor tavırlarıyla,

Darlamıyor karşısındakini,

Dalmıyor karşı tarafa,

Delip geçmiyor,

Kemirmiyor,

Yemiyor gözleriyle.

Kimse konuşmuyor bile birbirinin yaşam biçimi üzerine.

Çünkü saygıyı,

Çünkü hoşgörüyü yaşam biçimi yapmışlar üzerlerine.

Ayrıca öyle tek taraflı da değil,

"Ama..."lı hiç değil.

....

Hayal dünyamı falan anlattığımı düşündünüz belki de değil mi!!!

Ya da merak ettiniz belki Türkiye' nin hangi ili burası diye!!!

Hayal değildi yaşananlar,

Yaşandığı yer Türkiye' mden bir il de değildi maalesef.

Tüm bunlar,

Benim gözlerimin önünde cereyan eden gerçeklikti.

Her bir anı sahi,

Özlemini duyduğumuz sahnelerdi ve içimi öyle bir yakıp geçmişti ki.

....

Birkaç sene önce,

Kasım Ayı' nda,

Birleşik Arap Emirlikleri' nde Abu Dhabi'ye gitmiştik bir hafta kadar.

O sene,

Orada "TOLERANS" yılıydı tesadüfen.

Ve Abu Dhabi' ye misafir olan biz,

Kesinlikle çok iyi hissettik,

Birebir yaşadık hoşgörülerini,

İnsana insanca olan yaklaşımlarını.

Ve o yıl gösterdikleri tolerans,

Göstermelik olarak o bir yılla sınırlı değildi.

Bugün gidin,

Yine aynı hoşgörü çerçevesinde her yer.

Tolerans,

Toplumsal kimlik yapılarak,

Anlayış olarak yer buldurulmuş çünkü insanların arasında.

Plajlarına gittiğinizde de,

AVM'lerini gezdiğinizde de,

Kendini yaşayabilen onlarca insan görüyorsunuz etrafta.

Herkes birbirine hoşgörülü,

Herkes birbirine inanılmaz saygılı ve

kişi yaşadığından sorumludur anlayışı yer etmiş kafalarda.

Bugün,

Arap Ülkelerine özenenler var ya;

Yani ille de örnek alınmak isteniyorsa Arap' lar eğer,

Ufuklarında yer bulmuş tolerans gösterebilme taraflarıyla neden örnek alınamıyorlar acaba!!!

....

Bu memlekette,

Antalya' da şortunu giyip,

Gece sokağa çıkıp çöp atan Elif Ülkü Eroğlu da bizim yavrumuz,

Nişantaşı' nda bir parkta,

Dilediği şekilde dolaşma hakkına sahip olan Neşe Nur Akkaya da.

Konu,

Ne üzerlerindekiler,

Ne de yaşam biçimleri olmalı bizim için.

Konu zaten çok daha başka aslında.

Konu insanların dilediğine inanma hakkına ve tercihlerine saygı duyulamamasında.

Konu kafaların içerisine zoraki sokulanlarda.

Konu kafaları zorla bulandıranların ayıplarında.

Konu bu ayrışmalara yol açmak için haddinden fazla çabalama yoluna girilmesinde.

Konu bu ayrışmadan nemalanma anlayışında.

Konu nefret dilini yaygınlaştırmak için gösterilen gayrette.

Konu bütünlüğe zarar verip bu zarardan beslenme eğiliminde olma zihniyetinde.

Konu derin yani,

Konu oldukça derin hepimiz için.

....

'Giderek çirkinleşen toplumsal kimliğimizden kurtulmak, hoşgörüyü üzerlerimize alabilmek dileğiyle...'