Siyasetin doğasıdır eleştirmek ve hatta eleştiriye muhatap kalanlar iddia sahipleri ile bir araya gelerek müzakere ederler. Son derece doğru yöntemdir ve demokrasinin sağlıklı işlediğinin de göstergesidir.
Uzun yıllar oldu terk edeli daha doğru bir ifadeyle AKP demokrasisi böyle işliyor.
Geçen haftadan kalma bir mevzu, İYİ Parti İl Başkanı Selçuk Kılıçaslan yapımına başlanan yeni hastane için ilan edilen bitirme yılı olan 2023 yılına itiraz etti, sözü edilen tarihte bitirilemeyeceğini işaret ederek, iddialı söz sarf etti.
İlan edilen tarihte yani vaktiyle hizmete açılsın, “siyaseti bırakacağım” diye kararlı bir çıkış yaptı. Bildiğimiz AKP hiçbir sözü yerine ya getiremedi ya da taahhüt edilen süre içerisinde getiremedi. Hele ki mevzu Sakarya ise ne söz kalıyor ortada ne de sözü edilen yatırımlar.
20 yıla varan genel iktidar, 20 yılı aşan yerel iktidar ve verilen sözler, bulunduğumuz durum ortada. Her geçen gün irtifa kaybı yaşıyoruz. Şehir tüm özelliklerini birer birer kaybediyor. Mevcut iktidar desteğin en büyüğünü bulduğu bu şehre bugüne kadar hiçbir karşılık vermedi, vereceğe de benzemiyor. Yaptıkları ezber, sözü sarf etmek sonuca varmak gibi bir endişeleri yok, bunun hesabını soran da yok. Tam olarak güvendikleri alan bu olsa gerek ki serbest atış alanları geniş.
Kılıçaslan alıştığı ve her gün yüzleşmek durumunda olduğu iktidar davranışına güvenerek kendini sıkı sıkıya bağlayan iddialı çıkışı yaptı. AKP İl başkanı Yunus Tever’in cevabı ise maalesef kaçamak tarz da oldu. ”Birileri çıkıp ucuz siyaset yaparak bulanık suda balık avlamaya çalışmasını da gülünç karşılıyoruz” diyerek geçiştirmişe benziyor.
Oysaki Kılıçaslan son derece kararlı bir söz sarf ediyor, öyle yenilir yutulur cinsten değil. Tever cevabı geçiştirerek değil aynı kararlılıkla üzerine gitme yolunu seçmeli. Siyaset iddia ile yapılır, inanmışlık içerir. Kendine güvenmeli, mensubu bulunduğu siyasete güvenmeli, inanmalı.
Kılıçaslan’a siyaseten ders niteliği taşıyacak karşı çıkış yapabilmeli. Çok övündükleri güçlü iktidar örnekleri sergilemeli “nerden nereye” diye naralar atmalı, hatta bunu mümkünse bir canlı yayın programında ve de mümkünse bizzat Kılıçaslan’ın kendisine yapmalı. Yapmalı dost düşman görmeli kim haklı kim haksız.
İlim, İrfandan yoksun ve destek almayarak yöneticilik yapmaya çalışan insanların söylemleri mesnetsiz bir şekilde karalama olmaktadır ne yazık ki. Güç zehirlenmesi hasıl olmuştur ve bunun gereği çok rahat olarak atıp tutarlar.
Önceliğimiz yaşamaımızı idame ettiğimiz Şehrimiz ve akabinde Yurdumuz olması doğaldır, ortak akılla hareket edip fikirlere saygı duymamız gerekir ki bu durum İktidar ve Muhalefette olması gereklidir.
Kendinize güveniyorsanız ben hazırım moderatör olarak, Şehrimizin sorunlarını ele almak üzere İktidar ve Muhalefet partileri il başkanlarını bir televizyon programına davet ediyorum.
Siyasetin özüne dönmek olur ki birçok gelişmeyi beraberinde getirir. Örnek olur, özlemini duyduğumuz siyasete dönüş yapmış oluruz. “Nerden Nereye” bir tane de ben örnek vereyim, AKP öncesi siyasetçiler bir masa etrafında buluşur, saatlere varan tartışmalar ile sorunlar konuşulurdu, bu bazen liderler marifeti ile ülke sorunları bazen yerel yöneticiler ile şehirlerin sorunları tartışılırdı. Hani siz bilmezsiniz bizden önce buzdolabı yoktu sözüne benzer bir durum. AKP’den başka siyaset bilmeyenlerin bilemeyeceği bir durum. Gelişmiş toplumların çok gerisinde kalmış, belki de rejimin adını vermekte zorlandığımız, dilimizin varmadığı bir yönetim modeli özentisinin bizi getirdiği yer olsa gerek.
Kaçınmamalı tartışmaktan, bir araya gelmekten. Yüzleşmekten hatta iddia içeren sözler sarf etmekten geri durmamalı, özellikle iktidar mensubiyeti bunu yerine getirmeye yetmeli. İktidar olmak, bunun tam da gereği olmalı. İcraya sahip olmak, sözün sarf edilmesine nasıl olanak sağlıyor ise muhalefet temsilcileri de sözün takipçisi olurlar. İşte siyasetin doğasıda budur dediğimiz bir durumdur, kaçınılmamalı.