Yukarısı ile aşağısı arasında ne kadar mesafe olduysa artık,
Yukarıda bambaşka bir hayat varken,
Aşağıda neler yaşandığını görebilen,
Neler olup bittiğini fark edebilen hiç kalmadı gibi artık gerçekten.
Yıllardır mevcut bir mesafe vardı elbet arada ama
salgınla birlikte,
Hazır fırsat da bulunmuşken hani,
Genel olarak insanlar arasına değil de,
Sanki daha çok yukarısı ile aşağısı arasına konuldu şu "SOSYAL MESAFE"!!!
Millet,
Buzdağının o görünmeyen alt tarafındaki yerlerde,
"Sosyal Devlet" hasretiyle yanıp yanıp tutuşurken hem de.
....
Bu memlekette,
Her durumda,
Her konuda,
Alınan her kararın,
Atılan her adımın olumsuz çıktısı dar gelirliye oluyor hepimizin bildiği üzere.
Yapılan her yanlışın bedelini ödeyen,
Her hatanın faturası üzerine kesilen,
Hep dar gelirli vatandaş değil mi reelde!
Gece yatarken,
Uykuya daldığımız memleketle,
Sabah uyandığımız memleket değişkenliğinde bile,
Yine olan hep dara düşmüşe olmuyor mu sanki zaten!!!
Eee ama bir parça vicdan,
Biraz merhamet,
Bir nebze insaniyet lütfen!!!
....
Dolar-Euro fırlar,
Zenginin zenginliği şahlanırken,
Dar gelirliye olur olan.
Sonra,
Dar gelirli öder alnının her bir teriyle,
Her şeye bir bir getirilen,
Sırtında kambur olmayan yer bırakmamış her türlü kocaman kocaman vergiyi.
Ya zenginin umurunda mı peki!
Nasılsa bir yolu bulunulup ille de kaçırılacak o vergi.
Zenginlik işte,
Öyle bir şey ki hep almaya meyilli hale getiriyor kişiyi.
İçinde "ver"... geçen her şeye,
Nedense var hep bir alerjileri.
....
En son gördük ki,
Tam kapanmanın kapsamı da,
Yine dar gelirli vatandaşı aldı içine.
Kapandı bir bir tüm ekmek tekneleri,
Küçük esnaf tuttu yine hadi son bir nefesini,
Eve sığdırıldı insan bedenleri ama eee bakıyoruz etrafa bir şöyle de;
Köpeği olan dışarıda,
Yatı olan denizde,
Karavanı olan doğanın içinde,
Uçağa binebilecek parası olan zaten her yerde,
Otel rezervasyonu olanlar kumsalın orta yerinde "Kop Kop" yaz partilerinde,
Tepe noktanın "Yediği önünde,
Yemediği arakasında" diyeceğim de,
Yemedikleri bir şey de kalmadı artık aslında gerçi bir yerde!!!
....
Yukarıda durum her daim başka başkayken,
Son günlerde,
Borcu,
Ekonomik dar boğazı,
Gelecek kaygısı,
Umutsuzluğu,
Utancı,
Güvensizliği nedeniyle,
Aşağı taraflarda kaç vatandaşımız canından vazgeçti bu arada değil mi!!!
Ama yukarısı ile aşağısı arasındaki o mesafe artık ne kadar büyüdüyse,
İntihar haberleri üzerine vatandaşın dile gelişini,
Çıkıp da birileri,
Bu haklı dile gelişi "Devlete havlama" olarak nitelendirebiliyor kendince.
Ve hesap sorabiliyor millete;
"Durumu yetkililere bildirdin mi?
Bir gün 100 TL borç verdin mi intihar eden kişiye? " diye.
İyi de,
Pardon ama,
Bu memleketin yöneticileri nereye bakarak yönetiyor acaba bu memleketi!!!
"Bu milleti,
Bu yokluğa kimler düşürdü,
Çaresizliğin kıyısına bu denli kimler sürükledi bunca insanı?" diye sormak,
Bunları sorgulamak,
Yukarıyla olan mesafeyi arttıracağından tabi,
Herkes yukarıya yakın durmayı seçip korumaya çalışıyor aşağısı ile olan "SOSYAL MESAFESİNİ"!!!
Şu da bir gerçek ki;
"Kuru ekmek yiyen millet aç değildir" anlayışının hakim olduğu bir ülkede,
Yukarıyla olan sosyal mesafenin kapanması da hayli güç gibi.
Haliyle vaziyet böyle olunca,
Bir taraftan da,
Neye dilleneceğini de şaşıyor insan vatandaş olarak tabi!
Nasıl bir bakış açısı,
Nasıl bir durum algısı,
Nasıl bir akıl süzgeci varsa artık tepelerde bizim aklımızın almadığı düzeyde!!!
....
Bu düzensiz düzen de,
Bir gün değişecektir herhalde!
....
'Yukarısı ile aşağısı arasına ısrarla konulan "SOSYAL MESAFENİN" artık son bulması dileğiyle...'