Ah o eski Türkiye ahhhh

Bu söylem siyasal iktidarın diline pelesenk ettiği her fırsatta öne çıkardığı kurtarıcı (onlara göre) bir kriter.

Birçok alanda bu söylemin geçerliliği yok sayabileceğimiz söylemdir.

Son yıllarda siyasal iktidarın icraatları öyle ki, o eski Türkiye’yi mum yakıp arar olduk.

Kazanımları elde etmenin süreçleri uzun olur, kazanımları kaybetmek ise aksine o kadar kısa süreç alır ki nasıl olduğunu anlayamazsınız bile.

Karşı fikirde olanları hep eleştiririz lakin hiç kendimize bakmayız.

“İğneyi kendine çuvaldızı başkasına batır” atasözü hiç aklımıza gelmez.

Bize ne oldu böyle değildik ne hallere geldik.

Neden böyle olduk. Ne ara bu hallere düştük.

Ahlaki değerlerimizi yitirmemiz bütün bunların sebebi.

Ahlak olmadan her şeyin olabileceğini zannetmemizden kaynaklanıyor.

Kişisel menfaatler her zaman ön planda olduğu için çıkarlarımız doğrultusun da kazanım elde etme adına saygı ve dürüstlükler kaybolmuş durumda.

Nereye kadar bu yaşam mantalitesi.

Gün sonunda hesabı ödenemez hal alır.

Yoldaşlık herkesin harcı değildir.

Omurgalı olmak gerekir.

Adalet ister, hak ister, dürüstlük ister, barış ister ve en önemlisi vatan ve millet için en iyisi ortak fayda ister. Hizipçiliği asla ve kata kabul etmez.

Kendiniz için menfaatlerin peşinde koşup paye kazanmak toplumsal uzlaşı için antipati oluşturur. Belki ilk bakışta size katkısı olduğunu düşünürsünüz lakin günün sonunda dışlanırsınız.

Başkalarını eleştirebilmeniz için; eleştirme konularınızın sizde olmaması gerekir.

Ki eleştirdiğiniz kesim sizden feyz alsın.

Gün birlik günüdür ben değil biz olma günüdür, karanlıkları aydınlatmak adına.

Ayrışa yarışa nere varılır ki.

Dünün kavgalıları, bugünün kankaları.

Birbirlerine ağır ithamlarda bulunanlar, bugün ne oldu da kol kolalar.

Basit koltuk ve gelecek hırsı ile göze inen perdeler, düne yok sayan aklı evvel kılmayan tutum, davranışlar ve bizi getirdiği yer.

“Yok öyle umutları yitirip karanlıkta savrulmak. Unutma aynı gökyüzü altında bir direniştir”

GÜZEL GÜNLER GÖRMEK ÜMİDİYLE…