Kentsel dönüşüm, son dönemlerde dillerden düşmüyor. Özellikle Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar, her fırsatta kentsel dönüşümün gerekliliğinden söz ediyor.
Depreme dirençli şehir imarı için çalışmalar yürütüldüğünü söylemekte, Tığcılar Mahallesinde çalışmalar yapıldığı bilgisi paylaşıldı.
Geç kalınmış bir çalışma, 1999 depremin üzerinden geçen süre göz önüne alınırsa ne durumda olduğumuz anlaşılır.
Henüz hasarlı bina stoku sorununu çözmemiş, çok katlı binalar sorunu orta yerde durmakta. Yakın döneme kadar hasarlı okullarda eğitime devam edildi. Bugün ne durumda olduğumuz sanırım tam olarak bilinmemekte.
Böylesi karmaşık bir durum var, kentsel dönüşüm nasıl şekillenir bilemiyorum.
Çok geç kalınmış olmasına karşın, yapılacak olan her çalışma değerlidir ve destek verilmeli. Son derece önemli bir eksikliğimiz, şehrin en temel sorunu kuşkusuz.
Birçok eksiklik ve sorun yaşanmakta ancak en önemli sorunumuz deprem, onun içindir ki kaybedilen zaman bir an evvel telafi edilmeli.
Alemdar, kentsel dönüşüm zorunluluğu üzerindeki hassasiyeti destek bulmalı. Nihai belediye bütçesi ile sorunu çözmek imkansız, merkezi bütçe desteğine ihtiyaç var.
İstanbul’da kullanılmakta olan “Yarısı bizden” kampanyası, bizde niçin kullanılmaz. Bakanlık İstanbul için uygun gördüğü çalışmayı bize niçin uygun görmez anlamak mümkün değil.
Kentsel dönüşüm kapsamında yıkımı gerçekleşen binanın inşaat maliyetinin yarısının bakanlık tarafından karşılanması demek, aynı uygulama niçin bizde yapılmaz.
Bu hususta eksiğimiz ne, bakanlık İstanbul’a uygun gördüğünü bize niçin uygun görmez. Bu sorunu çözecek olan AKP’li siyasetçiler, aksi halde kentsel dönüşüm lafta kalır.
Uzun yıllardır da benzeri gerekçeler ile geri kaldık, sadece konuştuk. Konuşmanın haricinde tek adım atılmadı, hasarlı binalar ile yaşama devam ettik. Öyle ki hasarlı yapılar boyandı ve kiralamaya devam edildi.
Şehrin merkezinde birçok benzeri bina var, çok katlı ve hasarlı.
Maalesef kullanılmakta, depremi hiçe sayarak insan yaşamını yok sayarak kullanılmaya devam edilmekte. Yıllar içerisinde deprem olmaması şansımız oldu, aksini düşünemiyorum bile.
Bugün ortaya atılan kentsel dönüşüm, yalnızlaştırılmamalı ve desteklenmeli.
Kaybedilecek zaman kalmadı, her an tehdit altındayız, bir an evvel taraflar kararlı bir şekilde sorunun üzerine gitmeli ve çözüme kavuşturmalı.
Hele ki son günlerde deprem uzmanlarının uyarıları, Sakarya Çukurunun riskinin yüksek olması ne denli geciktiğimizin göstergesidir.
Deprem gerçeği hep var ve bu gerçeğe karşı önlem almak yerine sadece laf üretmekle yetiniyoruz.
1999 depreminin acıları ve izlerini silememişken.
Tüm hasarlı yapılar depreme dirençli bir hale dönüştürülmeli.
Bakanlık soruna ilk elden sahip çıkmalı, kaderimizle baş başa bırakmamalılar. Şehrin dinamikleri, meslek örgütleri bir araya gelip bilimsel ve hızlı bir çözüm üretilmeli.
Önceki hataların tekrara düşürülmemesi gerekir. Deprem ile yaşama kültürünü yurttaşlara ivedi bir şekilde işlenmesi sağlanmalıdır.
“DEPREM ÖLDÜRMEZ BİNALAR ÖLDÜRÜR”