Geçen hafta isim isim kadınlarımızdan bahsedelim demiştim.
Tarihimize ve hafızalarımıza kazınan kadınlar.
Mesela Sabiha GÖKÇEN.
Türkiye’nin ilk kadın pilotu.
Anne ve babasını küçük yaşta kaybetti, abisi ile birlikte yaşıyordu Sabiha. 12 yaşındayken okumak istediğini ancak zor şartlar altında yaşadıklarını Atatürk’e bildirdi. Atatürk “kız çocuğusun okumana gerek yok hayırlı bir kısmet bul evlen sen” demedi, abisinin de izniyle manevi kızı olarak kabul etti Sabiha’yı.
1935’de 20li yaşlarında havacılığa ilgi duymaya başladı. Aynı yıl Türk Hava Kurumu’nun Türk Kuşu Sivil Havacılık okuluna girdi. Yedi erkek öğrenci ile birlikte Kırım’a gönderildi, altı aylık yüksek planörcülük eğitimi aldı. Vatanını savundu. Dünyada ABD Havacılık Federasyonu tarafından altın madalya alan tek kadın.
Peki Özgecan ASLAN.
Hayalleri olan bir üniversite öğrencisi. 19 yaşında. Bindiği dolmuşun şoförü tarafından vahşice öldürüldü.
Halide Edip ADIVAR
Kurtuluş Savaşı sırasında Anadolu’da vatanını müdafaa eden kahraman Türk kadınlarından yalnızca biri. Asker olmamasına rağmen bizzat Mustafa Kemal ve silah arkadaşları ile birlikte savaşa katılıp üstün başarılar gösterdiği için “onbaşı” ünvanı verildi Halide Edip’e.
Peki Emine BULUT
18 Ağustos 2019’da 38yaşında kızının gözü önünde 6 yıl önce boşandığı eski eşi tarafından boğazından bıçaklandı. “Ölmek istemiyorum” dedi. “ÖLMEK İSTEMİYORUM”
Dilhan ERYURT
Astrofizikçi. Nasa’da görev alan ilk Türk bilim insanı ve Goddard Uzay Araştırma Enstitüsü’nde çalışan tek kadın astronom.
Şule ÇET
Ankara’da plazanın 20. Katından atıldığında 23 yaşındaydı.
Sorumlularının ceza alabilmesi için seferber olundu. Oysa genç bir kadın öldürüldü ve suçluların hiçbir seferberliğe gerek olmadan şıp diye tutuklanıp cezasını çekmesi lazımdı.
Öldürülen, hayatı kararan diğer genç kadınların katilleri gibi.
Katledilen hayatlar hayatta olsalardı belki Sabiha Gökçen gibi, Dilhan Eryurt gibi sayamadığım, yazamadığım birçok kadın gibi başarılara imzalar atacaklardı. Yaşayacaklardı. Yaşam vereceklerdi.
Kadını toplumda değersizleştiren cümleler, demeçler, konuşmalar arttıkça kadınların başlarına sürekli belalar geliyor.
Hukuken gereği düşünülüp gereği yapılmadıkça da açacak goncalar dallarından kopartılıyor. Hayatlar sönüyor.
Yazacak çok kadın, anlatacak çok hayat var aslında ama satırlar yetmiyor.
Aslında rahmetli Emine Bulut tercüme ediyor tüm kadınların hislerini.
Ölmek istemiyoruz.
Haftaya izninizle minik bir ara veriyorum.
Bir sonraki hafta çocuklardan bahsedelim mi biraz?