Tezsiz Yüksek Lisans yaptığım yıllarda,

Öğrendiğim "Öğretim Yöntem ve Teknikleri" içerisinde,

En sevdiğimdi "Beyin Fırtınası Tekniği".

Bireylerin,

Eleştirilme,

Yargılanma endişesini hiç taşımadan,

Fikirlerini çok rahat bir biçimde ifade edebildikleri bir tekniktir aslında Beyin Fırtınası.

Değişik fikir ve düşüncelere açık olması ve hoşgörülü halinden dolayı da,

Farklı fikirlerin ortaya konabilmesine müsade edebilen,

Kibar bir yoldur doğruyu bulmak adına.

Aynı zamanda,

Bilgi,

Tecrübe,

Öngörünün ışığında,

Belirli bir konuda,

Çok sayıda yeni fikir üretilebilir bu yolla.

Dolayısıyla da yaratıcılığın kitabını yazdırır doğru biçimde kullanıldığında.

Niye mi önemlidir bu teknik bu kadar!!!

Belki de çok büyük değişimleri yaratacak fikirleri ortaya çıkarabilme konusunda çok başarılı olduğundan.

İnsanı uyuşukluktan kurtardığından,

Kişiyi düşünmeye sevk ettiğinden,

Kişiye aklından geçenleri özgürce söyleyebilme olanağı tanıdığından,

Yaratıcılıkda sınır tanımadığından,

Yaratıcı düşünme gücü ile kişinin sorunlara değişik çözümler getirilebilmesine katkı sağladığından,

Kişinin hayal gücünü zorladığından,

Kişinin problem çözebilme yeteneğini ve karar verme sürecini geliştirdiğinden,

Her fikri önemsediğinden,

Hiçbir fikri ve öneriyi ihmal etmediğinden...

....

Biz çocuklarımıza,

Biz gençlerimize,

Bulundukları sınıflarda,

Oturdukları sıralarda;

'Aklınıza ne gelirse söyleyebilirsiniz.

Uçuk kaçıklık dahi serbest.

Hiç de öyle,

"Acaba saçma mı olur bu söylediğim?" diye düşünmeyin,

Hayal gücümüzü özgür bırakma zamanı şimdi,

Fikirlerin havada uçuşmasına izin verelim,

İzin verelim ki,

Bir fikir,

Başka bir fikri doğurabilsin,

Her bir fikir bir mum olup birlikte koca bir aydınlığa sebep olabilsin' diyebilmek için o teknikleri öğrenmedik mi kendi oturduğumuz sıralarda!

Eğer çocuklarımız,

Eğer gencecik beyinlerimiz, Düşünce ve fikirleriyle fırtınalar koparamayacaksa bugün ve sonraki zamanlarında,

Eğer düşünce ve fikirleri yer bulamayacaksa bu yaşamda ve bizlerin yaşamlarında,

Neden öğrendik,

Niçin öğretiyoruz ki o halde bu tip teknikleri kullanacak insanlara!

Eğer onların o cesur,

O korkusuz,

O tazecik hallerine tahammül gösteremeyeceksek,

Yer veremeyeceksek hayatlarımıza onlardan gelenlere,

Neden "Bu teknikleri sınıflarda uygulayın" diyoruz o halde!

Bu çocuklar,

Nerede,

Nerelerde beyinlerini özgür bırakabilecekler peki!!!

Hayatları boyunca kilit vurup otursunlar mı düşünebilme yetilerine!!!

....

Bizim öğrendiğimiz,

Sınıflarımızda uyguladığımız "Beyin Fırtınası",

Bugün her sesini duyurmaya çabalayan,

Düşündüklerini özgürce ifade etmeye çalışan çocuklar,

Gençler,

Sanatçılar,

Gazeteciler,

Yazarlar için "Bu Neyin Fırtınası"na mı dönüştü biz farkında olmadan!!!

Ne vakit birileri,

Bu toplumun bir bireyi olarak,

Söz söyleyebilme hakkıyla söz sözlemeye kalksa,

"Bu Neyin Fırtınası" diyenlerle karşı karşıya.

....

Çocuklarımızı,

Gençlerimizi,

Gençliğimizi kaybediyoruz işte böyle böyle düşünme,

Düşündüğünü ifade edebilme kısıtlamaları getiren yaklaşımlarla,

Yasaklarla.

Sonra da oturup dert yanıyoruz işte beyin göçü olaylarına.

Biz değişemediğimiz sürece,

Biz değişmeye direndiğimiz müddetçe,

Daha çok beyinler de göçer bu memleketten,

Bedenler de.

....

Bu arada da şunu belirteyim;

Son zamanlarda gördüğümüz tablodaki fırtına var ya,

İşte o özgür beyinlerin yarattığı fırtına.

....

'Düşünen, düşünebilen, düşündüğünü söyleyebilen, farklı düşünceleri ile bu memlekete katkı sağlayabilecek beyinler yeşertmek, o beyinleri yetiştirebilmek ve o kıymetli beyinlere sahip çıkabilmek dileğiyle...'