Siz,
Çaresini bilip de,
Çaresiz,
Çok çaresiz kaldınız mı hiç!!!
Hele de,
Derdiniz yavrunuzun canı olmuşsa ve o derdin dermanını bilip de,
O dermana ulaşamamanın acısını hayal edebilir misiniz bir parça!
Bir nefes,
Bir tek nefes fazladan alabilsin diye,
Kalan hayatınızın her bir nefesini hiç tereddütsüz verebilecekken
anne-baba olarak evladınıza,
Canınızı verseniz de yavrunuza,
Can olamayacağınızı bilmenin kahrını hissedebilir misiniz içinizde bir an bile olsa!
Üç-beş saniye!..
Sadece üç-beş saniye nefes alamadığınızı hayal edin bi.
O üç-beş saniyede o kadar değişiyor ki vücudunuzda,
Tüm sistem içerisindeki işleyiş.
Ama ne kadar düşünürsek düşünelim,
Nasıl hayal edersek edelim,
Kendimizi onların yerine koyabilmenin bile,
SMA' lı yavruların
O yavruların ana-babalarının yaşadıkları acıyı hissedebilmeye yetmesi mümkün değil gibi sanki.
Sürekli olarak,
Bir sonraki nefesin alınıp alınamayacağının kaygısı ile yaşamak!..
....
Bizler oturup da,
Çocuklarımıza bakıp bakıp dalarız ya bazı yıllar yıllar sonrasına;
Hani yüzümüzde bir tebessümle,
Hayaller kurarız hayatları adına,
Merak duyarız yarınlarda varabilecekleri noktalara,
Gelecekleri için yatırımlar düşünürüz çapımızca.
SMA' lı yavrucukların
anneciklerini-babacıklarını düşünün bir de;
Bir nefes sonrasının bile bilinmezliği ile dolu her yanları.
Gelecek,
Bizim bildiğimiz gelecekten çok çok öncesi onlar için ve evlatçıklarının hayata tutunup tutunamayacağı tek merakları.
Yavrularının bir sonraki doğum gününü,
Belki bir sonraki ayını,
Belki bir sonraki gününü ve hatta belki bir sonraki nefesini dahi görüp göremeyeceklerinin belirsizliğinde,
Bugünleri,
Yarınları,
Her anları kaygı içerisinde.
O acıyı,
O sancıyı,
O kıvranışı,
O kahroluşu,
O çaresizliği bir an,
Tek bir saniye düşünebilir misiniz lütfen!!!
....
O kadar çok yavrucuk,
O kadar çok evlatçık,
O kadar çok isim var ki daha küçücükken,
Erkenden hayat mücadelesiyle tanışmış,
Yaşından büyük yaralar almış,
Minicik bedeniyle kocaman kocaman savaşlar vermeyi öğrenmiş,
Daha hayatla tanışamadan doğru düzgün,
Türlü acılarla tanışmış.
Göktuğ,
Ebrar,
Yusuf,
Irmak,
Elif,
Berat,
Eymen ve daha birçok yavrumuz var,
Farklı farklı yerlerde ama mücadelesi ortak olup,
Anneciğinden,
Babacığından tatlı tatlı masallar dinleyerek büyümeyi bekleyen.
Ve nice ana-babalar var,
Evlatçıklarının fazladan bir nefesi için dünyaları verebilecekken,
Maddi imkânsızlıklar nedeniyle kolu kanadı kırılmış.
Evlatlarının çektiği acıların dinmesi,
Her çocuk gibi kendi çocuklarının da koşup oynadığını,
Güldüğünü,
Mutlu olduğunu görebilmek her birinin hayali.
Hangi anne-baba,
Mutlu mutlu koşarak,
Atlayıp da boynuna sarılan evladından öte sayabilir ki diğer şeyleri!
....
Bir ay bir kıyafet eksik alsak,
Bir kilo meyve az yesek,
Bir öğünü pas geçsek,
Bir cafede,
Bir mekânda,
Arkadaşlarla oturup yiyip içmesek,
Çocuğumuza fazladan bir oyuncak almasak da,
Gücümüz yettiğince,
Az çok demeden,
Üçe beşe bakmadan o kuzucuklara,
O kuzucukların
analarına-babalarına umut olsak.
Ömrümüzden ömür gitmez ya küçük bir ihtiyaçtan ya da lüksümüzden vazgeçsek.
Tüm bunlara ödediğimiz bedelle,
Bir yavruya hayatını armağan edebilir,
Her birimiz,
Bir yavrumuzun,
Fazladan bir nefesi için umut olabiliriz belki de.
....
Konu ile ilgili farklı düşünenler de vardır elbet.
Evet,
Ülkemizde bu anlamda bir yatırım yapılabilse keşke.
Bu yavrular ve anne-babaları, Umudu kendi memleketlerinde,
Kendi topraklarında bulabilse,
Bu konuya daha kalıcı çözümler getirilebilse,
Bu ve bu tip hastalıklarla ilgili,
Toplumu,
Anne-babaları bilinçlendirebilmek adına çalışmalar düzenlenebilse,
Konunun uzmanları,
Yetkililer taşın altına daha çok el koyabilse...
Gönül bunları da çok istiyor elbet ama maalesef bu konuda yapılan çalışmalar ve imkânlar yetersiz mevcut halde.
Ama böyle diye de,
Bu insanları bu denli çaresiz koymamak gerek.
....
Bu yavrucuklar da,
Tıpkı bizlerin yavruları gibi tazecik birer tohum ve hayatla buluşup filizlenmeyi,
Tatlı tatlı yeşerip büyümeyi,
Sağlam sağlam kök salıp hayata,
Hayatın anlamlı birer parçası olabilmeyi bekliyorlar sadece.
Haydi...
Elimizden geldiğince umut olup,
Yeşertmeye çalışalım her birini.
Onlar da,
Hayata sıkı sıkı tutunup kökleriyle,
Bizlerin hayatlarında çok çok anlamlı birer nefes olsunlar yaşadığımız ömür süresince.
....
' SMA' lı yavrucuklara nefes olup, kendi aldığımız nefeslere bol bol huzur katabilmek dileğiyle...'