Bir buçuk yıl önce satılık ev arıyordum.
Bir binada gördüğüm evi sormak üzere tam da binaya girecekken,
Bir hanımla karşılaştık apartmanın önünde.
Gördüğüm evi sordum kendisine,
Bir bilgisi var mı acaba diye.
"Ben de bu binadan yeni ev aldım,
Tadilatta şuan.
Hiç bilmiyorum o evi" dedi.
Aldığı evin fiyatını sorduğumda söyledi sağolsun ve ekledi hemen arkasına;
"Benden size tavsiye;
Babasından,
Anasından kendisine miras kalmış evi satanlardan almaya çalışın.
Onlar, evi değerinin epey bir altında satıyorlar çünkü.
Bizimki öyle oldu ve piyasaya göre çok iyi aldık evi".
....
'Kolaydır tabi' diye düşündüm;
Emek harcamadığın yemeği başkasına bedelsiz sunmak ya da hiç uğruna satmak.
Ne o yemek için dökülmüş alın terini bilirsin çünkü,
Ne o yemeği hazırlamanın meşakkatini,
Ne de o yemeğin senin önüne gelebilmesi için ödenmiş bedelleri bilirsin çünkü.
....
Nereden mi geldi şimdi aklıma bunlar,
Neden mi anlattım bu başımdan geçenleri şimdi size!!!
Bugün,
Atalardan bize miras bu toprakları,
Yok, zamanlarda kurulmuş onca fabrikayı,
Kamu elinde olan değerli onca arsa ve araziyi,
Birçok yerde varlığı ile bu toprakları zenginleştiren,
Kıymetlendiren onlarca taşınmazı,
Gözünü kırpmadan,
İçi hiç acımadan,
Zerre rahatsızlık duymadan parça parça satabilenleri gördükçe,
Aklıma o hanımın söyledikleri geliyor.
Görmeye dayanamıyor insan bu manzarayı,
Kahırla doluyor içi seyrettiği tablo karşısında.
Öfkeyle birlikte harekete geçiyor kanı insanın,
Bir anda beynine çıkmak için çabalarcasına.
Vicdanın sesi duyulur mu hiç dışarıdan!
Duyulabilecek kadar yükseliyor,
Gürleşiyor,
Yüreğindeki acı devleşiyor her defasında insanın işte.
Yüzü kızarıyor sanki ister istemez insanın;
Bu vatanı,
Bu toprakları bizlere kazandırmak uğruna kan dökmüş Atalarımızın emekleri aklın her noktasını köşe bucak gezdikçe.
Taş gibi oturuyor içlere sonra,
Sahibi olduklarımızın,
Hiç sahibi yokmuş gibi böyle elden çıkarılırcasına yitirilişine.
....
Bizi biz eden,
Bizi içeride ve dışarıda değerli yapan,
Bize özel olup bizi,
Devleti güçlü kılan ne var ne yoksa elden gitti zaman içerisinde.
"Sıra memleketin nerelerine geldi acaba!!!" diye düşünmeden edemiyor insan tabi hâliyle!!!
Her şey bitip tükendiğinde ne olacak peki!!!
Tüm kıymetli fabrikalarından,
Limanlarından,
Arsa ve arazilerinden,
Ormanlarından,
Toprağından sonra,
Memleketin havası,
Suyu mu satılacak acaba!!!
Hayır,
Miras mallar bile bu kadar kolay harcanamaz,
Bu denli umarsızca gözden çıkarılamaz gibi geliyor insana.
Bu nasıl bir doyumsuzluk,
Bu nasıl bir ölümsüzlük hissi,
Bu ne denli bir para esirliği,
Nasıl bir güç hevesi,
Ne boyutta bir tek el olma gayretidir böyle!!!
Şaşıyor insan!
....
Nasıl bir gidişata gebeyiz biz!!!
Gemi bu denli,
Orasından burasından çok fena su alırken,
"Batan geminin malları bunlaaar!.." denilerek dünya pazarına mı çıkılacak en son acaba!!!
Ben anlamadım ki valla!!!
Biz yine,
Atalarımızdan kalan bir şeyler gördük de,
Ya yavrularımız ne olacak!!!
Hiç düşündünüz mü???
Ülke olarak ne bırakacağımızı onlara!!!
....
'Gemi batmadan gözlerimizi açmak, gönül ve el birliği ile bu batışı engelleyebilmek, yavrularımıza geleceği bırakabilmek dileğiyle...'