Geçen haftaki yazımda şiddetten bahsetmiştim.
İnsanların alacak meselesi, trafikte yol kavgası, siyasi fikir ayrılığı gibi içi boş konular yüzünden
birbirlerini darp ettiklerini hatta öldürdüklerine şahit olduk.
Kardeş kardeşi, yeğen amcayı, amca yeğeni.
Şiddet aile içinde, sokakta, arkadaşlar arasında, iş yerinde.
Kısacası her yerde.
İçimizde bastırmaya çalıştığımız ciddi bir öfke var.
Sürekli gelen zamlar, ekonomik kaygıları tetikliyor.
İnsanlar geçinemiyor.
Hem madden geçinemiyoruz. Kazandıklarımız para ay sonunu getirmeye yetmediği gibi deşarj olmak
için stres attıracak bir sosyal hayat da bırakmadı büyük bir çoğunlukta.
Manen de geçinemiyoruz. Farklı futbol takımının taraftarı olmak ciddi kavga sebebi olabiliyor.
Ya da farklı bir siyasi görüş.
Stres atmak için ya birbirimizle kavga ediyoruz.
Ya da elimize geçen silahla kutlama adı altında rastgele sağa sola ateş ediyoruz.
O kadar fütursuz o kadar karşımızdakini düşünmekten uzağız ki…
Kavga ederken, birini öldürme güdüsüyle eyleme geçerken veya rastgele havaya ateş ederken.
Sonra ne olacak diye düşünülmüyor kesinlikle.
Eğer öyle olsaydı bayram sabahı “eğlencesine” sıkılan kurşun 16 yaşındaki bir gencin başına isabet
etmezdi. Çünkü öyle bir kurşun olmazdı zaten.
Şans eseri bir gencin hayatını söndürmedi pervasızca sıkılmış bir kurşun.
Ama daha önce bu filmi çok izledik.
Sönen hayatları, gencecik bedenlere isabet eden kurşunları çok gördük.
Akıllandık mı? Hayır…
Vazgeçtik mi? Göründüğü üzere hayır…
Orantılı sevinip, orantılı sinirlendiğimiz,
Eylemden birkaç dakika önce sonrasını düşündüğümüz,
Rastgele kurşun sıkmayı her platformda bıraktığımız nice güzel bayramlara ve günlere…
İyi bayramlar herkese.