Ne yazık ki deprem için kritik eşiğe bayağı yaklaşmış bulunmaktayız. Her geçen gün aleyhimize işliyor.
Deprem gerçeği ile zamanın daraldığını bilmemize rağmen müspet bir atılmış değil hala.
Büyükşehir belediyesi kentsel dönüşüm çağrıları yapıyor ve bir an evvel başlanması gerekliliğini beyan ediyor.
Öte yandan meslek örgütleri yıllardır bas bas bağırarak bu gerekliliği dile getiriyor ama dinleyen kim.
Dün TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Sakarya Şube başkanı Sayın Semih Uçar detaylı bir basın açıklaması yaptı.
Ana tema hasarlı yapı stokları ve bu siyasi geleneğin yapmış olduğu 6 adet imar affı.
İmar affı insanlara beton mezarlarını satın aldırmaktan başka bir şey değildir.
Çok da haklı öncelikli olarak yapı stoğunun ivedi bir şekilde belirlenmesi ve bu stokla ilgili planlamanın uygulamaya geçmesi.
İMO tarafından ilgili kurumlardan talepler var.
Uçar “yapıların deprem performansının değerlendirilmesi, can ve mal güvenliği için, yapılarda gerekli güvenlik iyileştirilmesinin yapılması veya yapılmasının sağlanması talebiyle yazı gönderildi.
Topraklarımızın ve nüfusumuzun büyük bir bölümünün deprem tehlikesi altında olduğunu vurguladığımız yazıda, 1999 Depreminde yaşanan büyük yıkım sonrasında denetim ve uygulamadaki yetersizliklerin kanun koyucular tarafından da kabul edilerek mevzuatta büyük değişikliklere gidildiği, mevzuat değişikliklerinin tamamının, yapı güvenliğini artırıcı tedbirler içerdiği, ilgili idarelere de gerekli denetimleri yaparak, bu tedbirlerin alınması, gerekli girişimlerde bulunulması ve mevzuatın hayata geçirilmesinin sağlanması görevi verildiğini dile getirdik.
Bu görevlerin yerine getirilmesi için öncelikle, ülkemizdeki mevcut yapı stokunun risk durumuna ilişkin, yapı envanteri çıkarılmasının gerekli olduğu ortaya konulmuş olmasına rağmen, günümüze kadar ayrıntılı bir yapı stoku envanteri çıkarılarak, bilgilerinin kamuoyu ile paylaşılmadığını ifade ettiğimiz yazımızda, son 20 yılda 6 imar affı yasası çıkarılarak, mevzuata aykırı eklentiler veya değişikliklerin, gerekli tedbirler alınmadan kâğıt üstünde yasal hale getirildiğini, yasalara aykırı olarak üretilen yapıların “imar aflarıyla” bağışlanmasıyla kaçak yapıların yasallaşmasının sağlandığını, ancak imar affından yararlanan binalara ve bu binaların mevcut durumlarına ilişkin, bilgilerin kamuoyu ile paylaşılmadığına dikkat çektik.
Yapıların kullanım aşamasında, İdarece herhangi bir denetimden geçmediği, yapının statiğini etkileyecek müdahalelerin, ancak görünür düzeyde ve herhangi bir şikâyete konu olmuşsa, idari işleme tabi tutulduğu belirtilen yazımızda, yapılarda kullanım ömrü boyunca değişen ihtiyaç ve beklentiler nedeniyle, yapılan tadilatların etkileri de dikkate alındığında, binaların düzenli aralıklarla kontrol edilmesi gerektiğini, kontrol sorumluluğunun da ilgili idarelerde olduğu dile getirdik.”
Kısaca Sayın başkan şunu diyor biz meslek örgütleri olarak kamusal alanlarda yaralı olacak her projenin yanında elimizi taşın altına koyarız.
Bilimsel gerçekler ile yapılması gereken her projeye varız.
Yeter ki Meslek örgütleri ötekileştirilmesin ve kamu yararına faydalı pozisyonda olsunlar.
Uçar açıklamasında “1999 depreminde yaşanan büyük yıkım sonrasında ise yapının denetim ve uygulamadaki yetersizlikler kanun koyucular tarafından da kabul edilerek mevzuatta büyük değişikliklere gidilmiştir. 2007 ve 2018 tarihlerinde deprem yönetmelikleri yayımlanmış bu süreçte bina yapımına ilişkin olarak TSE şartnamelerinde de değişiklikler yapılmıştır. 2001 yılında 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun, 2012 yılında Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun yürürlüğe alınarak, 3194 sayılı İmar Kanunu’nda da yapı üretim sürecine ilişkin yeni düzenlemelere gidilmiştir.
Yapıya ilişkin başta ruhsat verme süreçleri dahil olmak üzere ve 3194 sayılı İmar Kanun, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ve 5393 sayılı Belediye Kanunu ile tarafınıza afet tehlikesine karşı yapı güvenliğini artırıcı tedbirlerin alınması , yapılarda gerekli denetimlerin yapılarak mevzuatta uygun ve güvenli yapılaşmanın sağlanması görevi vermiştir.”
Buradan çıkarımımız denetim yok, Can ve malın önemsizleştirilmesidir.
“DEPREM ÖLDÜRMEZ, BİNALAR ÖLDÜRÜR.”