Balkondayım...
Vakit akşam üzeri...
Karşı binanın apartman boşluğunda,
Korkulukların hemen arkasında,
Görüntüsü ile insanı tedirgin eden bir erkek ve yanında da iki kadın belirdi bir anda.
Adam,
Oldukça yüksek bir sesle ve öfkeyle bağırarak,
"Ne için savaştığımızı anlamadın,
Sen bizi anlamadın,
Bizim yolumuzu anlamadın!..
Senin yerin burası değil!.." dedi ve daha yaşlı olan kadını attı bulundukları kattan aşağıya.
Kadının yere çarpmasıyla uyandım uykumdan.
....
Yanımda yatan kızıma sarıldım önce hemen.
'Özür dilerim annem,
Çok çok özür dilerim;
Siz yavrulara,
Hak ettiğiniz daha güvenli dünyayı yaratamadığımız için,
Sizi bin bir türlü belirsizliğin ortasına sürüklediğimiz için,
Size, düşüncelerinizin saflığında bir hayat sunamadığımız,
Masumiyetinize yakışmayan onca çirkinliğe sizi maruz bıraktığımız için çok özür dilerim' dedim.
....
İçimden oluk oluk akan yaşlar,
Yavrumun da yanaklarını ıslatmıştı,
Ben bir yandan söyleyip bir yandan ağladıkça.
Sildim minik yanaklarını,
Dokunmaya bile kıyamayarak.
Öptüm,
Öptüm,
Bir daha öptüm...
....
Saate baktım;
Sabaha karşıydı zaman.
Artık uyku mu kalırdı bunun ardından!!!
Bir el öyle bi oturmuştu ki göğüs kafesimin üzerine,
Öyle böyle değil.
İçimde ne var ne yoksa nefes alamaz durumdaydı sanki.
Bir şey öyle bi dolanmıştı ki boynuma;
Öldürürcesine.
Sanki kendi soluğumdu boynuma dolanan.
Sanki benimle savaş halindeydi.
Sanki kendi kendisine son vermek,
Artık kesilmek ister gibiydi.
Yüreğim yer değiştirmiş,
Ağzımda atıyordu artık sanki.
Kalbim,
Fırlayıp çıkmak için dışarı,
Sürekli kendine bir yer,
Bir boşluk arıyor haldeydi.
İçimdeki ateşle yükselmişti kanımdaki civa seviyesi de,
Damarlarımı parçalayıp fışkıracakmış gibi.
İçimdeki alev,
Tüm organlarımı telaşa düşürmüştü ısrarla bir kere.
Tüm organlarım,
İçimde deliye dönmüş gibiydi.
Yerlerini bilmez bir halde çırpınıyorlardı,
Kendilerini kaybetmişcesine.
....
Evet bir rüyaydı bu,
Bir kâbustu belki sadece ama bu yalnızca benim kâbusum,
Bu sadece benim gelecek günler için duyduğum kaygılarımın geceye bir yansıması mıydı acaba!!!
Kaç anneyiz kim bilir biz böyle;
Göçler,
Mülteci konusu bu denli gündemdeyken,
Uykuları kaçar noktaya gelen,
Gecesi gündüzüyle karışmış halde çaresizlikle bekleyen!!!
Bugün kâbus gibi görünenlerin,
Yarın gerçek olma ihtimali değil mi zaten bizleri bu kadar çileden çıkmış hale getiren!!!
....
Avusturya Başbakanının,
"Afgan mülteciler Avrupa' ya değil,
Türkiye' ye ya da komşu ülkere gitsin" demesinin altındaki kaygıyı mutlaka görebilmek gerek bence.
Göç dalgasından etkilenmekten çekinen,
Huzurun bozulmasını istemeyen Avusturya Başbakanı,
Çekincelerini,
"Bu hastalıklı ideolojiyi (Taliban fanatizmi) Avrupa'ya ithal etmek istemiyorum. Dahası; kesinlikle Afganistan'a sınır dışı etmeye devam edeceğiz.
Afganistan sorununu 2015'te olduğu gibi insanları kitleler halinde Almanya ve Avusturya'ya alarak çözemeyiz.
Sahadaki durumu iyileştirmeliyiz.
İnsanlar kaçmak zorunda kalırsa, bence komşu ülkeler, Türkiye veya Afganistan'ın güvenli bölgeleri, insanların Almanya, Avusturya veya İsveç'e gelmesinden kesinlikle daha doğru yer" ifadelerini kullanarak açıkça ortaya koydu zaten.
....
Peki biz ne yaptık,
Ne yapıyoruz hâlâ bunların üzerine bile!!!
Avrupa' ya,
O çok istedikleri huzuru vermek,
Hediye etmek için,
Kendi memleketimizin huzurundan vazgeçiyoruz!!!
....
Hiç aklım almıyor biliyor musunuz;
Kendi milletini bu denli huzursuz etme çabalarını!!!
Kendi canımızdan,
Kendi malımızdan geçtik de artık,
Yavrularımızın üzerindeki belaları düşündükçe,
Yaşayabilecekleri kahredici senaryolar gözümün önüne geldikçe,
Öfkem öyle derinleşiyor ki ifade bile edemem size.
....
İnsanların canı burnunda zaten kaç zamandır.
Salgın,
Ekonomik zorluklar,
Yangınlar,
Sel vs. derken,
Bin bir zorlukla hayat mücadelesi veren insanlara,
Daha da büyük zorluklar,
Kaygılar getirmek niye!!!
Korkuyla mı yaşamalı hep bu millet!!!
Var olan korkularımıza yenisi eklendi bile hemen;
"Kızımın-oğlumun başına acaba ne gelecek???" diye.
....
Bu memlekete bol bol çocuk isteyenler!!!
Çocuklarımız tacize uğruyor,
Çocuklarımız bıçaklanıyor,
Çocuklarımızın geleceği sönüyorken neredeler!!!
Ben çocuklarımın yüzüne bakarken bile utanıyorum artık;
Onlara nasıl bir hayat bırakıyoruz böyle diye.
Benimle aynı utancı yaşayan kaç kişi!!!
Benimle aynı utancı paylaşması gerekenler acaba neredeler!!!
....
Lütfen yaşadığımız kabuslara yenileri eklenmesin artık.
Lütfen memleketimiz daha fazla kaosa sürüklenmesin.
Lütfen artık,
Herkes gözünü açsın,
Yüreğini ve
bu konudaki gerçek fikrini ortaya koysun.
Eğer bugün,
Mültecileri Türk toplumuna entegre etmeye yönelik,
Ulusal nitelikte,
Sistemli bir göçmen ve mülteci politikamız yoksa,
Yıllardır bu konuda bir strateji ortaya koyamamışsak eğer,
"ÜLKEMDE MÜLTECİ İSTEMİYORUM" demek,
Güvende olduğumuzu,
Yavrularımızın güvende olduğunu hissetmek ve bilmek,
Bu cumhuriyetin vatandaşı,
Bu toprakların asıl sahibi,
Bu vatanın evlatları olarak hakkımızdır bizim.
Konu ırkçılık konusu değildir asla.
Konu güven,
Konu güvende olma,
Konu memleket konusudur.
Hükümet tarafında ya da karşısında olma konusu da değildir kesinlikle bu.
Savunduğumuz,
İnandığımız insanlar da hata yapabilir,
Bizler de hata yapabiliriz elbette insan olarak.
Burnumuzu düştüğü yerden almamak gibi bir lüksümüz olamaz böylesine ciddi memleket konularında.
Hatalardan dönmek de büyük erdem.
Bu şekilde devam ederse,
Türkiye,
Kontrolsüzce gerçekleşen bu göçmen akımının ceremesini çekecek belliki acı bir şekilde.
Daha da acı günlere varmadan,
Canlarımız parça parça parçalanmadan,
Yüreklerimize başka başka ateşler daha düşmeden,
Şöyle bi silkelenme zamanı gelmedi mi be memleketim!!!
Bi silkelenelim de,
Yıllardır millet olarak omuz omuza neyin,
Nelerin mücadelesini verdiğimizi bi hatırlayalım birlikte.
Unuttuğun,
Unuttuğumuz noktada,
Ne senin-benim bir kıymetimiz kalacak bu topraklar üzerinde,
Ne de evlatlarımızın.
Aynı konularda görüşlerimiz farklı,
Siyasi düşüncelerimiz,
İnandıklarımız başka olabilir,
Yaşam biçimimizde tercihlerimiz birbiriyle hiç örtüşmeyebilir ama ortak gerçeğimizdir "ÜLKEMİZ".
Bak işte bunu ASLA UNUTMA!!!
....
'İnsanların, yıllardır bitmeyen şu derin uykularından uyanabilmesi ve kabuslarımızın son bulabilmesi, milletçe ortak gerçeğimize dönebilmemiz dileğiyle...'