Ekonomi kötü ve her geçen gün daha da kötüye gitmekte. İflaslar ve işten çıkarmalar hız kazandı. Yoksulluk sınırı altında yaşayan yurttaş sayısı hızlıca artmakta.
Emekli maaşına yapılmayan zam, daha doğrusu yapıldığı söylenen zam. İki emekli maaşı ev kirası ödeyemez halde.
Ekonominin tüm zorlukları dar gelirli yurttaşların üzerine yıkılmakta.
Garantili projeler ekonominin üzerinde yük ancak bunun üzerinden en ufak düzenlemeye gidilmedi, döviz bazlı garantili ödemeler bütçenin üzerinde ki en büyük yük. Döviz garantiden vazgeçelim denmedi.
Bu hususta en ufak taviz yok, ekonominin zorluğunun hissedilmediği grup. Maalesef yaşanılan zorlukların müsebbibi olan projeler ve verilen garantili ödemeler.
Zor günler yaşamaktayız ve ekonomistlerin tespitine göre daha zor günler bizi bekliyor.
Malum çay ve simitli hesapları arar olduk.
Bilindik hikayedir, yalnız çay ve simit yenecek diye bir hesap vardı. Bugün o hesabı yapanların yönettiği ülke ve o hesabı da arar haldeyiz.
Yazık ki çok yazık. Dün ne söylediler ise bugün çok daha beteri ile karşı karşıyayız.
Devraldıkları ülke ile kıyaslanamayacak bir boyut var ortada. Her geçen gün çok daha kötü tablo ile karşılaşıyoruz.
Geçinebilmek büyük maharet ister, asgari ücret ve emekli maaşının geldiği yer ortada.
Böylesi vahim tablo varken, güllük/gülistanlık bir tutum sergilenmekte. Ekonominin ve yaşanılan iflasların sorumlu kendileri değilmiş gibi bir hava var.
Tasarruf adı altında uygulamaya sokulan tüm çalışmalar, kendi keyfiyet alanlarının daraltılmaması üzerine.
Malumunuz uçak ve araç filoları ile gerçekleştirilen ziyaretler.
Milletvekili ve bakanlık maaş düzenlemesi yapılmadığı gibi, yani tasarruf tedbiri uygulanmadığı gibi hatırı sayılır zam oranı ile artış sağlandı.
Dediğim gibi zorluğu alt gelir grubuna yüklemekteler.
Gelir adaletsizliğinin geldiği çarpık eşik ortada iken, alt gelir grubu ile makas bu denli belirgin açılırken, paylaşımda adaletten söz etmek mümkün değil.
Tevfik Fikret’in dizleri akla geliyor…
Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!
Efendiler pek açsınız, bu çehrenizde bellidir
Yiyin, yemezseniz bugün, yarın kalır mı kim bilir?
Bu nadi-i niam, bakın kudumunuzla müftehir!
Bu hakkıdır gazanızın, evet, o hak da elde bir…
Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!