Sabahları sise uyanırdık bu şehre kördük

Göz gözü görmezdi birer hayalet gibiydi insanlar

Fena kalabalık olurdu sokaklar ve fena çamur

En çok ayaklarımız üşürdü ve kıpkırmızı burnumuz

Kömür kokardı zaman, ekmeğe akardı umutlar beyaz

Kıyısından köşesinden hayata yürürdük biraz

Kara bir önlük, şeker çuvalından bir çanta

Ya kalemimiz olmazdı ya da yeni defterimiz

Lastik pabuçlarımızın çamuru başa bela

Sabahları sise uyanırdık bu şehre kördük

En çok baretli, elleri sefer taslı işçiler ve minibüsler

Akardı devasa gölgeler gibi masumca bakardık

Ufacıktık, çocuktuk işte pır pırlanırdı kuş yüreklerimiz

Ya fabrika bacaları kaybolursa, ocak kapanırsa

Bize lastik bir top alamazdı ki babamız

Pazardan gelmezdi akide şekerlerimiz

Ödevleri unutursak azarlardı öğretmenimiz

Elektrik parasının fazla gelmesin diye söndüğünü

Ve sis aralanınca, güneş yüzünü gösterince

En çok teneffüsü özlediğimizi bilmezdi

Yakan top, istop hayalimizde hep bir top

Yuvarlanırdı içimizden her geçen gün büyümeye

Patlaktı, içi saman doluydu ama bizimdi

Sabahları sise uyanırdık bu şehre kördük

Hayatı minareler ve fabrika bacalarının arasından gördük

Bu yüzden gökyüzü mavisidir gözlerimiz