“Başkasının tokadını yemeyen kendi tokadını balyoz sanır” diye çok veciz sözümüz var. Başka illere gidip gelenlerin duygusunun tarifi tarzında bir söz.

İçinde yaşadığınızda belki de kanıksıyor, her şeyin yolunda olduğunu düşünüyoruz. Ya da var olanlar ile yetinileceği, eksik olmadığını düşünüyoruz. Dahası ne bilmiyoruz, eksik olanlar eksikmiş gibi gelmiyor.

Bir iki günlüğüne başka şehre yapılan ziyaret sonrası, vay halimize demek geldi içimden. El oğlu hangi imkanlar içinde yaşarken biz çok azına razı edilmişiz!

Şehir olmak başka bir şeymiş bu gerçekle yüzleşmek, her şehir dışı yaşadığımız duygu. Sosyal hayatın tükendiği, akşam olduğunda güvenle gidilecek alanların yetersizliği. Daha sakin yaşam olması gerekirken, günlük kargaşanın hakim olduğu bir bölge haline dönüşüyoruz son sürat.

En kötü görüntümüz ise toplu taşıma sisteminde ki ilkel görüntümüz ve trafik içerisinde yarattıkları keşmekeşlik. Dünyada örneklerine nerede ise rastlayamayacağımız türden toplu taşıma sistemi. Minibüsler bir taraftan, diğer taraftan dolmuş taksi denilen araçlar ve özel halk otobüsleri, belediye araçları.

Şehir planlaması yapılırken Trafik keşmekeşini dikkate alırsanız Şehre katkı sağlarsınız.

Özel araçların dolaşımını yasaklayın, göreceksiniz ki trafik sorunu çözülemediği gibi hatta değişen bir şey olmadığını göreceksiniz.

Çözümün tek adresi toplu taşıma sistemini modernize etmek, bunun da yolu hafif raylı sistemden geçmekte. Harici düzenlemeler günü dahi kurtarmaya yetmemekte, her geçen gün aleyhimize işliyor ve dünden daha kötü oluyor.

Yılları boşa harcadınız, genç nüfus AKP’den başka iktidar görmedi, siyasal yaşamın insan hayatına dair direk müdahalenin ne olduğunu kıyaslayacak durumda olamadılar.

Tek seçenek AKP gibi durdu maalesef onun içinde boşa harcanan ve geriye getiremeyeceğimiz yıllarımız oldu.

20 yıllık genel iktidar daha da uzun süreler yerel iktidar ile yaşadık ve yaşamaya devam ediyoruz. Geldiğimiz yer ortada, neler kaybettiğimizi kısa süreli başka il ziyaretlerinde görünce en hafif değimle insanın içi cız ediyor, yazık değil mi bu şehir yaşayanına.

Dur demeli, mevcutla yetinmemeli ve daha fazlası istenmeli. Böyle bir coğrafyada yaşarken eksiklik çekmekte neyin nesi.

Birde dikkatimi çeken bir husus var ki değinmeden geçsem en başta kendime haksızlık olurdu. Belediye hizmetlerinin ilan edildiği afişlerde başkanın fotoğrafına yer verilmiyor, ismini yazmakla yetiniyorlar.

Bizde ise afişten daha büyük Ekrem Yüce’nin fotoğrafına yer veriyorlar. Yapmayın, inanınız çirkin duruyor, biliniz ki size faydası yok aksine nefret uyandırmak gibi bir duyguya sebep oluyorsunuz, vaz geçin artık.

Söz verdiğiniz hizmetleri yurttaşa lutüf gibi sunmak ta neyin nesi, Lutüf olarak sunmanız gereken projeler üretip şehre katma değer koymaktır.

Bilboartlara kendi ftoğrafınızı koymak ne derece doğru, yurttaşın parası ile ne hakla kendi reklamınızı yapabilirsiniz.

Sayılı günler çabuk geçer elinizi hızlı tutun, görev süreniz bitmeden bir iki kayda değer proje hayata geçirin.