Kamu işçisi meydanlarda, çok alışık olmadığımız manzaralar. Dün Gar meydanında işçi sendikalarının düzenlediği eylem, miting vardı. Bir haylide kalabalıktı.  

Sendikalar katılım sağlamışlar, Türk-İş Sakarya Temsilcisi Cemal Yaman, bir konuşma yaptı.  

Konu ne; Ocak ayından itibaren 600 bin kamu işçisi maaş zammı alamıyor, daha doğrusu yeni dönem maaş belirlenmediği için geçen yıl maaşlarına çalışmak zorunda bırakılıyorlar.  

Böyle bir şey olabilir mi diye düşünmeye gerek yok, her dönem bunu yaşıyorlarmış. Kamu işçisi aylar sonra maaş zammı alabiliyormuş. 

İşveren temsilcisi daha doğrusu Hükümet temsilcisi yeni zam oranı teklifinde Haziran ayı içerisinde bulunmuş, değil enflasyon oranı yarısına bile denk değil.  

E hani büyük devlet büyük ekonomi, uçup/kaçıyorduk, Almanya bizi kıskanıyordu.  

Çalıştırdığı işçisinin, emeğinin karşılığını veremeyen, emeğine göz diken devlet olur mu. Temmuz ayı geldi henüz anlaşma sağlanma bir tarafa akıbetin ne olacağı belirsiz.  

Aylar sürecek gibi duruyor. Geçen yıl Eylül ayında verilmiş sanırım zamlı maaşlar. Bu enflasyonist ortamda çalışanın hali ne olur, erimiş maaşlar, zam yağmuru altında yaşam sürmek kolay mı? 

Sendikal yaşam bugüne kadar işverene yani hükümete hep teslim olmuştu, işveren ne diyorsa onu yerine getiriyordu.  

Bugün sahadalar, eylem yapıyorlar. Umarım eylem yapıyormuş gibi davranmıyorlardır, son yılların moda deyimiyle sarı sendikacılık yaygın.  

Ne demek sarı sendikacılık, bugün ki sendikaları tarif eden veciz ifade.  

İtiraz etmeyen, otoriteye boyun eğen, işveren temsilcisi ne diyorsa kabul eden sendikacılık anlayışı.  

Bugüne kadar işleyiş böyleydi, maalesef sendikacılık adına kötü sınavlar verdiler, kötü dönemler yaşattılar işçilerine, temsilcilerine. Onun içindir ki bugün ki tavırları soru işaretleri yaratmakta.  

Eylem mi yapıyorlar, yapıyormuş gibi mi davranıyorlar?

Sicilleri bozuk, çok uzun yıllar oldu eylem yapılmayalı, itiraz edilmeyeli. AKP iktidarına kadar tanık olmadığımız birçok hususa tanıklıklarımız oldu. Asgari ücret komisyonunda muhalefet şerhi konulmadan imzalanan sözleşmeler oldu ne yazık ki.  

Sendika dünyası adına hiç şık olmayan durumlar yaşandı. 

Bugün yaşanılanların en önemli sorunu ve sorunun en baş sorumlusu sendikalar. Hep teslim oldular, işveren temsilcileri her ne dediler ise kabul ettiler. Hatta öyle ki birçok sendika AKP’lilikle anıldı. O meşhur ifade var ya arka bahçe olma yakıştırmaları dahi yapılmakta.  

Bırakın karşı durmayı, itiraz etmeyi yandaşlık ithamına maruz bırakıldılar.  

Bugün her şeyi değiştirme ve işçinin hakkını alma zamanı. Aylar süren süreç yaşanır mı Haziran ayına kadar teklif bekletilir mi bunun adına sendikacılık denir mi? 

Al gülüm ver gülüm dönemlerini sonlandırın, asli, görevlerinize dönün. Emeğin hakkını alın, ya da alanları boşuna işgal etmeyin, toplumu da meşgul etmeyin.  

Enflasyon farkı başta olmak üzere kaybedilen 7 ayında hesaplarını yapın. İşveren temsilcisini memnun etmek değil göreviniz.