“Bayrama Eskilerle Gireceğiz” Bizim gazetenin dünkü başlığı. Sakarya Seyyar Giyim Eşyası Satıcılar Odası başkanı Yekta Tepe “Bugün pahalı dediğimiz ürünü bir ay sonra bulamayacağız” diyerek bayram öncesi içinde bulunduğumuz durumu özetledi.

Her güne başka uyanır olduk, yaşanılan fiyat artışlarına yetişebilmek mümkün değil. TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) enflasyon oranını son döneme dair %61 olarak açıkladı, oysaki piyasa enflasyonu ile kıyaslanacak oran asla değil. ENAG (Enflasyon Açıklama Grubu) %142.63 olarak açıkladı.

Tepe “Fiyatlar o kadar yüksek ki esnafımız artık fiyat söylemekte çekinir hale geldi. Esnafımız bazı günler kendi karından vazgeçerek ürün satıyorlar” diyerek küçük esnafın içinde bulunduğu vahim tabloyu tarif etmiş.

Son otuz yılın en kötü dönemini yaşıyoruz, özellikle küçük esnafın her gün kepenk kapattığına tanıklık ediyoruz.

Eski Türkiye geleneği olan bayram öncesi yaşanılan ticari yaşam heyecanı, maalesef yaşanması bir yana daha da zor günlerin geleceğini gösteriyor. Geçmiş bayramlar öncesi hep gözümün önüne gelir, coşkusu yüksek esnafın tüm yıl boyunca özellikle bayram günlerini bekler, yılın hasatını yapardı. Bayramlar küçük esnafın şöleni olur, tüm yatırımın ve düzenlemenin finanse edildiği günleri olurdu.

“Nerden Nereye” geldiğimizin en büyük işareti. Bugün içinde bulunduğumuz dönem esnafın ayakta kalabilmesi mümkün olmadığı gibi, yoğun iflasların yaşandığı acı tablolara tanıklıklarımız var.

Ve her geçen gün geleceğin daha kötü olacağını gösteriyor. Hani bir döneme damga vuran sözler var ya “Mart Şubattan iyi olacak Nisan’da Marttan iyi olacak” diye bugün ise o günlerin provası niteliğinde. Her gün bir öncekinden daha kötü her ay bir önce ki aydan daha da kötü olmakta.

Değişen merkez bankası başkanları ve değişen Hazine ve Maliye Bakanları da sorunun çözümüne çare olamadılar. İktisat bilimine aykırı bir yöntemi terk etmediğimiz sürece her günü kötü yaşayacağız. “Faiz sebep, enflasyon sonuç” diye kendimizce bir teori geliştirdik ve sonuçlarını da maalesef iflaslar ile yaşamak durumunda bırakıldık.

Onun içindir ki günlük müdahaleler, ekonomi kadrolarında ki değişimler sorunumuzun çözümü olmayacaktır. Temel sorun iktisat bilimine uymamak.

Son ekonomik tablo tüketicinin ihtiyaç önceliğini kalın çizgilerle belirledi, temel gıda ve yaşamı zorunlu kılan ürünler, harici keyfiyet ve tüketilme önceliği olmayan kalemler demektir.

Yekta Tepe’de tam da bunu tarif ediyor, bayrama yeni kıyafetlerle girme alışkanlığımız çok gerilerde kaldı. Eskiler ile bayrama hazırlanma diye tarif ettiği zorunluluk hali.

Artık bayrama tok girebilecek miyiz hesabını yapar olduk.

Yekta Tepe’nin sözleri yeni Türkiye’nin özeti şeklinde olmuş.

Ne giyeceği mizi değil, ne yiyeceğimizi düşünür olduk.