Bizim toplumumuzda maalesef ki olduça yaygın olan,
Ve çoğu zaman da övünülerek anlatılan bir aile yapısı ve o ailedeki baba duruşundan bahsedelim istedim,
Tam da babalar gününü kutladığımız günün hemen ardından.
...
Aile içerisinde,
Öyle eşitlik falan hak getire.
Özgürlükse söz konusu olan,
O da müsade edildiği kadar,
Müsade edildiği sürece.
Kimin tarafından müsade edildiğini söylemeye bile gerek yok herhalde!
Düşünmek,
Düşünebilmek,
Düşündüğünü söyleyebilmek,
Fikir beyan edebilmek,
"Bana göre..." ile başlayan cümleler kurabilmek,
Bırakın yürek istemeyi,
Direk yürek yemek demek.
Söz hakkı diye bir şey varsa şayet evde,
O da bir kişiye ait sayılmıştır zaten daha ilk günden.
İlk sözü de,
Son sözü de,
Tüm sözü de söyleyen ailenin reisidir eninde sonunda.
O güçtür,
Hem de büyük güçtür evin içerisinde kendince.
O,
En güçlü olandır diğerlerine göre.
Sadece varlığının bile güven vermesi gerekirken çocuklarına,
Eli kalkmadığı sürece güvende sayar ev halkı kendini.
Büyük nimettir,
O evde,
Eğer o gün terör esmediyse.
...
Dertlenmek mi!
O da ne!
O bile büyük lükstür o evin dört duvarının içindekilerine.
Öyle dertlenip dertlenip derdini de anlatamazsın sonra,
Ne hane içindekilere,
Ne de evin dışında bir yerlerde.
Önemli olan,
Evdekilerin dertlenmesi değildir zaten.
Mevcut konuyu babanın dert edinmesidir.
Ona göre dert değilse eğer,
Konuyu dert edinmek diğerlerinin ne haddine.
...
Birileri,
Herhangi bir konuda hesap verecekse şayet evde,
Hesabı verecek olan yine evin diğer fertleridir.
Babanın misyonu ise hesap vermek değil,
Yalnız ve yalnızca hesap sormaktan ibarettir.
Hatta,
Hesapsız kitapsız,
Kendi zevk ve sefası için yaşamaktır onun için tek gaye.
Çocuk da,
İşte öyle bir zevk peşinde koşarken,
Göstermiş olduğu hücresel bir katkının sonucudur sadece.
Çocuk,
Egonun tatmin durağı,
Çocuk,
Hükmedebilinen zayıf bir varlık,
Çocuk,
Hiç tutulmamış bir el,
Hiç okşanmamış bir saç,
Hiçbir zaman anlamaya değer görülmemiş bir varlıktır çoğu zaman onun yaşam biçiminde.
Elzem olan tek şey,
Kendisidir hayatın içinde.
Gerisi,
Gereksiz teferrutlar zinciri olarak yer bulmuştur algı düzeyinde.
Kendine göre,
Gerektiğinde her bir halka kırılıp atılabilir kolayca bir kenara.
Ve sonra tüm halkalar,
Ziyan edilmiş yaşamlar olarak,
Bir bir hayatın başka başka köşelerinde,
Ayrı ayrı vurur hayatın başka bir kıyısına.
Hem de buna şahit olup elinden hiçbir şey gelemeyen onca ananın içini acıta acıta.
...
Aile içerisinde,
Genellikle kendisi dışında tüm bireyler çalışır farklı alanlarda,
Farklı farklı yerlerde.
Nerede,
Ne iş yaptıklarının da pek bir önemi yoktur kendisinin gözünde.
Hepsi, aile ekonomisine katkıda bulunsun da bir şekilde.
Tüm para babada toplanır ayın sonunda.
Paranın nasıl harcanacağına,
Nelerin gerekli olup,
Nerelere yatırımın gereksiz olduğuna,
Hep baba karar verir o evde.
Verirse yenir,
Alırsa giyilir onun düzeninde.
Aslında,
Onun her konuda destek olması,
Onun aileyi ayakta tutması,
Onun tüm yükü sırtlaması gerekirken baba olarak,
Onu yıllarca sırtında taşıdığını fark eder,
Nasıl da sırtından geçinilip gidildiğini görür çocuk zamanla.
...
Çocuklar arasında da gözle görülürden öte,
Göze batan bir ayrım söz konusudur evde.
İstediğini sever,
Dilediğini vurur yerden yerlere.
Eee baba bu sonuçta değil mi!
Döver de sever de!!!
İtaat edildiği sürece,
Boyun da kıldan inceyse karşı tarafta,
Ürkekse biraz biraz karşısındaki,
Sözünün üstüne de söz söylenmiyorsa asla,
Ondan daha keyiflisi yok demektir aslında.
Zaten tam da bu nedenlerle,
İlk öğrettiği şeylerden biridir korku da.
...
Siz söyleyin şimdi de;
Ne kadar sağlıklı olabilir ki böyle bir aile yapısı!
Ne kadar sürdürülebilir ki böyle bir ilişkisizlikler yumağı!
Böyle bir örnek,
Ne kadar gerçek baba olabilir ki!
Peki ya ne denli sağlıklı olabilir,
Böylesi bir ailede yetişmiş küçük bir çocuk yüreği!
Başka da sorum yok insanlık!
Teşekkürler;
Böyle babalar olmaktan sakındığınız için.
...
'Her çocuğun, hakkı olan baba gibi bir baba ile büyüyebilmesi dileğiyle...'