Bizim gazetenin manşet haberi “BORÇ BATAĞINDAYIZ” içeriğini okuyunca dehşete kapılmamak, endişe duymamak ne mümkün.
Pandemi şartları gereği uzun süreli iş yerleri kapalı olan özellikle küçük esnaf, biriken borcun üstesinden nasıl gelecek diye zaman zaman endişe duyardım.
Haberi okuyunca içinde bulunduğumuz vahim durum, yaşanılan çaresizliği gördüm.
Son altı ay içerisinde Sakarya’da yaklaşık yirmi beş bin kişi hakkında icra işlemleri başlatılmış, arsa arazi, konut ve ticari araç satış ilanlarının arttığı görülmekte ki gelecek adına kötü işaretler.
Çok tartışıldı iş yeri kapama dönemlerinde Devletin yardım etmemesi edememesi meselesi, o günlerde sıklıkça dile getirildi böyle devam ederse önünü alamayacağımız iflaslarla karşılaşacağımız gerçeği.
İşte anlaşılıyor ki o günler geldi kapıya dayandı. Sayıları artan icralar ve iflaslara tanıklık edeceğiz maalesef.
Sosyal devlet tanımına uygun olmayan, şartları ağır yardımdan uzak dönemler işyerlerinin kaderine terk edildiği dönemler yaşandı.
Karşılıksız yardımlar yapılmadığı gibi kredi ile borçlar üzerine yeni borçlar ilave etmek marifeti ile altından kalkılamaz bir hal alması sağlandı.
Vergi ve sgk prim ödemeleri yapılandırma adı altında tahsil yolu seçildi, iş yeri kapalı olan esnaf kredi başta olmak üzere yapılandırılan vergi ve sgk primini nasıl ödesin.
Kira ödemeleri başta olmak üzere biriken hangi borç bu kısa süre içerisinde ödenebilsin de, iş yeri ayakta kalmayı becerebilsin.
Her koyun kendi bacağından asılmakta, herkes kendi kaderini yaşamakta.
Devlet varlığını bu zor günlerde hissettirmedi. Anlaşılan o ki icra takip ve satışlarının olduğu, iflasların yoğun yaşandığı bu günlerde de varlığını hissettirmeyecek.
Pandeminin ağır şartları ve uzun süredir yaşanan ekonomik kriz, daha da ağır manzaralar ile karşı karşıya kalınmasını sağladı.
Ekonomik buhran içerisinde yakalandık pandemiye, rezervleri tükenmiş, iç dış borcun arttığı nerede ise cari giderlerin karşılanmadığı ve döviz cinsinden yüksek faiz ile iç borç yaşadığımız ağır bir dönem yaşanmakta.
“Güzün gelişi yazdan bellidir” diye çok anlamlı atasözümüz var, bu günleri yaşayacağımız çok önceden belli idi.
Kendilerine yakın olanların hayli yüklü olan vergi borçlarını yapılandırma yerine direk olarak silen bir devlet ne yazık ki. Piyasa fahiş fiyatla satılan ürünler ile ilgili habersizmiş gibi tavır takınan bir siyasal iktidar.
Netice olarak olan benim gariban yurttaşıma oluyor yıllardır olduğu gibi kötü gidişatın ceremesini çekiyor. Öyle bir hal aldı ki ülkenin durumu sanki bütün sıkıntıların müsebbibi yurdum insanı.
Biz böyle değildik kendisinde olan ticari emtiayI komşusu siftah yapsın diye yok diyen bir millettik.
Ne oldu neden oldu da bu kadar ayrıştırıldık. Sınıflar arası neden bu kadar açıldı?
Kasası tam tıkır, kefen parası diye tabir edilen ihtiyat akçesi tükenmiş günü dahi kurtaramayacak hazine ve yine moda deyimle son günlerin tartışma konusudur ki eksi bakiye vermiş hazine, bu şartlar altında icra ve iflasların önü nasıl alınır ki.
Anlaşılan o ki daha zor günler bekliyor bizleri maalesef.