Ne çok şey değişiyor hayata dair

Bu sokak artık benim sokağım değil mesela

Ayakkabılarıma yapışan çamuru bile yok

Ne açık pencerelerinden savrulan perdeler

Ne cam önüne sıralanan çiçekler kalmış

Gönül kapıları birer birer kapanmış

Çocukları eksilmiş en fazla, heyecanları, arzuları

Kaldırıma teri ve coşkusu damlayan oyunları

Hayallerinden çıkardıkları derme çatma oyuncakları

Kapı önlerinde paylaşılan komşulukları

Birde ağaçları eksilmiş; ıhlamurları, akasyaları

Arka bahçelerinde bereketlenen ayvaları

Yanaklarımı okşayan komşu annelerim

Yorulduğumda sırtında taşıyan ablalarım

Sokağı namusu gibi koruyan abilerim nerelerde

Taşıdığım mektupların mahrem sevdaları

Bütün kapıları sokağa açılan

Özgürlüğümüzü kapatmış beton parkeler

Değişen çağ mı, yoksa biz miyiz?

Hayal dünyasına kurulan dev miyiz?

Vicdan aynalarında kimseler yok

Arka bahçe fırınları yakılırdı sokakta

Sırayla atılırdı ekmekler Allah'ım o nasıl koku

İçimiz bayılırdı o telaşın başında

Sıcak küllemeler dağıtılırdı sırayla

Orada doyardı bütün sokak

Bereketi komşuluktu, unutuldu

Ne çok şey değişiyor hayata dair

Kullanıyoruz, öldürüyoruz ve gömüyoruz

Bütün izlerini siliyoruz geçmişin

En çok da bizi biz yapan hatıraların izlerini

Bu çağın inkarı seçen zavallı kullarıyız

Beton kuleler çağının zavallılarıyız

Duvar halıları yok, dantel işlemeli örtüler

Pilli radyo, gramafon ve özenle saklanan plaklar

Safiye Ayla'dan şarkılar, Muzaffer Sarısözen'den türküler

Bir sofraya aşkla diz çöken iştahımız yok

Masalların büyüsüne kapanan gözlerimiz

Aşkla hayata sarılan yüreğimiz

Ne çok şey değişiyor hayata dair

Bizim sandığımız hiç bir şey bize ait değil

Artık biz değiliz