Bayram sonrası mesai hep zor olmuştur, kimi tatil dönüşü rehavete dayalı yaşanılan zorlukla karşılaşır kimi de tatil yapamamış olsa da evde yaşadığı miskinlik sonrası.
Her iki durumda da zordur mesai başlangıcı.
Bayram izin süresi gösterdi ki hayat çok pahalı, tatil beldeleri sanıldığı gibi çokta yoğun değildi. Birçok bölgede doluluk tam kapasite değildi. Var olan doluluk üzerinden ekonomistlerin basit bir hesabı var, ülke nüfusunun yüzde yirmisi ekonomik anlamda rahat durumda ve hareket halinde diye.
Bu hesap bile bize bayram süresinde ki hareketi izah etmeye yeterli oluyor.
Bu kez gözlerden kaçmayan ise yurttaşlarımızın tatil beldelerinden ziyade köylerine, baba ocaklarına yaptığı yoğun seyahatlar oldu.
Ekonomik kriz yaşandığı ve hayatın her alanını etkilediği çok ortada. Asgari ücrete verilen zam henüz çalışanın eline geçmeden eridi.
Türk İş başkanı ile habercinin ilginç diyaloğu geldi göz önüne. Beş yüz dolar olarak düşünülmüştü asgari ücret ama olmadı dört yüz seksek beş dolar oldu, niçin kabul ettiniz diye bir soru yöneltmişti. Türk İş başkanı Ergün Atalay’ın cevabı ilginç olmuştu.
On beş dolar eksik ne var bunda demek isteyerek, soruyu yönelten haberciye sitemli cevap akıllarda.
Henüz çalışanların, belirlenen yeni asgari ücreti alamadan, maaş dolar bazında eridi. Atalay’ın tarifine göre hareket edecek olursak erime yani kayıp bugün itibariyle yetmiş dolara vardı. Yarın ne olur bilemiyorum.
Dövizde yaşanılanlar düşünülürse günü kestirebilmek mümkün değil.
Bugüne kadar yaşadığımız ekonomik krizlere benzemiyor, bu denli ağır krizler yaşanmadı. 2001 krizi hafızalara Başbakanlık önünde atılan yazar kasa eylemi olarak çakılı kalan dönem bile bugün yaşadıklarımızın çok gerisinde kalıyordu.
Bu şartlar o günlerle kıyaslanacak durumda değil.
Ve süre bu kadar uzun değildi, ekonomik krizden ne zaman çıkacağız belli değil. Dün yolsuzlukla itham ettiklerini göreve davet ederek kurtarıcı gözü ile bakmaktalar. Varın gerisini siz düşünün.
Halkbank’ı dolandırmakla itham ettiklerinden bugün çare arıyorlar.
Vay ki vay halimize…
Böylesi ekonomik girdap altında geçirilen bayram ve sonrası.
Öyle anlaşılıyor ki ekonomistlerinde ortak kanaati yaşanılan bugünler iyi günlerimiz daha zor günler ileride bizi beklemekte.
Nerede o bizim çocukluğumuzun bayram tatları.
Z kuşağı bilmez, coşkulu bayramlar yaşardık.
Eskiye olan özlemimiz bayram eğlenceleri ile sınırlı değil, birde kesilen kurban verilerine bakın ne demek istediğim daha net anlaşılacaktır. Dünle kıyaslayın farkı göreceksiniz.