Geçtiğimiz 8 MART' ta,

Büyükçekmece Belediyesi’nin, “2050 Büyükçekmece Vizyonu Politika Belgesi Hazırlama Çalışmaları" kapsamında düzenlemiş olduğu,

Kadın Çalıştayına katılımcı olarak davet edildim.

....

Bırakın sabahtan akşamı,

Akşamdan sabahı,

Dakikalar sonrasını bile ön göremediğimiz,

Belirsizliğin,

Bilinmezliğin sınırlarının hiç çizilemediği böylesi değişken bir dönemde,

2050' yi şimdiden düşünebilmek!..

....

Yaşadığımız dönemde,

Bize biçilen değerin getirdiği değersizlikle,

Millet olarak,

Yarınlar için plânlar yapamaz,

Hayâller kuramazken bizler,

Gelecek yıllar ve yeni nesiller için daha bugünlerden yatırım yapmaya çalışmak,

Bugünden yarınlara bir pusula bırakmak,

Milletin geleceğini milletten önce düşünebilmek,

Bunu yaparken de kadınların düşüncelerini önemsemek,

İnsana umut veren bir vizyonerliğin çıktısıdır elbet.

Buraya kadar, olumsuz söylenebilecek hiçbir şey yok gerçekten.

Düşünce aşamasından,

Gerçekleştirilme aşamasına kadar,

Emeği geçen herkese, katkılarından dolayı kendi adıma çok teşekkür ediyorum.

Ama daha ihtiyaçları bile tam olarak görülememiş bir toplumda,

İnsanların hayal etmesini beklemek!!!

İşte o kısım için söylenecek birkaç sözüm var neçizane olarak.

....

Çalıştay ile ilgili gözlemlerimi,

Orada, bana farklı farklı duygular hissettiren durumları,

Yaklaşımları,

Paylaşımları,

Zaman zaman yeri geldiğinde sizlerle de paylaşmaya çalışırım elbet ama önce şu,

"Hayal edin!.." kısmı ile başlamak isterim müsadenizle bu defa.

....

Çalıştayda,

Konuşulmak üzere belirlenen her bir madde için,

Fikir beyan etmek adına mikrofonu eline alan her kadın,

İlgili madde ile ya da farklı bir konuda yaşamış olduğu sıkıntıyı anlatarak,

Sorunlarının çözülmesi noktasında beklentilerini dile getirdi.

Ve her defasında,

Moderatör,

"Evet, herkesin bir takım sıkıntıları var biliyoruz.

Ama siz ne hayal ediyorsunuz?

Bize, 2050 yılı için,

Bir kadın olarak hayallerinizi anlatın lütfen" demek zorunda kaldı çalıştay boyunca.

....

Çalıştayın sonunda,

Söz istedim ve 'Bakın lütfen!..' dedim.

'Çalıştayın başından bu yana,

Söz hakkı verdiğiniz,

Hayal kurmasını beklediğiniz tüm kadınlar,

Sıkıntılarından ve ihtiyaçlarından bahsetti daha çok.

Yani şunu görmüş olmamız gerekir bu durumda bu çalıştayın sonunda;

Eğer biz,

Bir toplumda daha ihtiyaç olanları sağlayamamış,

İhtiyaçları giderememişsek şayet,

O toplumdan hayal kurmasını bekleyemeyiz de.

Yani,

Bizlere hayal bile kurduramayan bir düzen içerisindeyiz maalesef'.

(Bu noktada,

En basitinden, bir kaç gün boyunca aç bırakılmış bir insan düşünün lütfen.

Bir kaç günün sonunda,

O insana "Ne hayal ediyorsun?" diye sorulduğunda,

Tek hayalinin o anki temel ihtiyacını karşılamak olduğunu görürsünüz.

Önceliği olan karnını doyurmaktan başka bir şeyi düşünebilir,

Hayal edebilir mi normal olarak aç insan!!!)

....

Konuşmaya şöyle devam ettim ardından;

'Madem,

"Hayal edin!..

Hayal edin!.." diyorsunuz ısrarla,

İşte benim hayalim;

Haydi gerçekleştirin bakalım o zaman' dedim.

....

'2050' deyiz.

Ben yine ikiz çocukları olan bir anneyim.

Fakat bu defa,

Çalışırken sürekli işi ile çocukları arasında gidip gelmiş,

Çocukları için iş hayatından vazgeçmiş bir anne değilim.

Çünkü,

İşe giderken,

Çocuklarımı,

Çocuklarımın ben iş yerindeyken nasıl vakit geçirdiklerini,

Nasıl beslendiklerini,

Güvende olup olmadıklarını hiç düşünmüyorum.

Belediyenin, biz çalışan kadınlara sunmuş olduğu,

Evde çocuk bakımı ya da kreşte tam zamanlı çocuk bakımı hizmetleri ile çocuklarım doğum sonrasından ilkokul çağına kadar en iyi koşullar sağlanarak gelmiş ve bana düşünülecek bir şey bırakılmamış zaten.

Akşam,

İşten eve 19:00 civarında dönmeme rağmen,

İlkokul çağına gelmiş olan çocuklarımı,

Devlet okuluna hiç tereddütsüz yazdırabiliyorum.

Neden mi!!!

Okul çağındaki çocuklarımız için,

Belediyemizin, okul sonrası bir etüt merkezi var çünkü.

Saat 14:45' de okuldan çıkan çocuklarım,

Okul sonrası,

Okul kapısından güvenli bir şekilde alınarak yine belediyenin sunmuş olduğu servis imkânı ile etüt merkezlerine götürülüyorlar.

Bu merkezlerde,

Anneleri ya da babaları onları alana kadar,

Varsa ödevlerini,

Konu tekrarlarını yapıyorlar ve kalan zamanı,

Dileyen çocuklar spor hocaları eşliğinde spor yaparak,

Dileyenler resim hocaları eşliğinde resim yaparak,

Dileyenlerse müzik hocaları eşliğinde müzik yaparak,

Satranç oynayarak,

Proje yaparak,

Düzeylerine uygun deneyler yaparak,

Kitap okuyarak,

Kitaplar üzerine söyleşiler yaparak,

Güzel havalarda doğa gezilerine çıkarak geçiriyorlar.

Rahat rahat işimden çıkıyorum ben tabi bu arada.

Çocuklarımı etüt merkezinden alıyorum.

Hemen ileride,

Yine belediyemizin, hem kadın istihdamı yaratmak,

Hem de annelere güvenli gıda sunmak adına kurmuş olduğu,

Ev yemekleri yapan kadınların işlettiği bir mekân var.

Dileyen orada oturup yiyor yemeğini,

Dileyen alıp evine götürüyor (adını şuan koydum mekânın; "EVDEN EVE YEMEK").

Kullanılan ürünler de,

Yine belediyenin desteğiyle tarlasında ekip biçen ya da hayvancılıkla uğraşan kadınların ürünleri bu arada.

Giriyoruz çocuklarla mekâna.

Oğlum için elde yapılmış,

Kıyması belli,

Salçası, yağı belli mis gibi mantı alıyorum.

Kızım zeytinyağlıya bayılır diye,

Ona da buram buram lezzet ve sağlık kokan zeytinyağlı fasulye alıyorum.

Bize de,

Akşam yemeği için hafif bir şeyler ve ortaya koca bir salata...

Kasada ödediğim cüzi miktar, Gülümsetiyor beni.

Geçiyoruz evimize.

Eve gelmiş,

İçeri girmişim;

Tazecik yemekler masamda,

Eğitime-öğretime, spora, sanata, eğlenceye doymuş çocuklarım huzurla yanımda,

İşten dönmüş olan ve çocuklarla birlikte günün kritiğini yaptığımız eşim karşımda...

Yani,

Sohbet, muhabbet, şamata evin içini sarmış durumda.

Tam yemek bitmiş,

Sofrayı toplarken biz ailece,

Telefonum çalıyor!..

"Özge Hanım,

Yarın haftalık temizlik gününüz.

Evde temizlik hizmeti kapsamında,

Yarın 09:00-17:00 arası,

Temizlik personelimizi evinize gönderiyoruz.

Hatırlatalım istedik" diyor karşımdaki ses.

'Hay Allah!' diyorum,

'Nasılda unutmuşum gerçekten de!!!

Çok teşekkür ederim' diyerek kapatıyorum telefonu.

Belediyemiz,

Yine hem kadın istihdamı sağlamak,

Hem de böyle bir hizmetten asgari düzeyde bir bedelle faydalanmak isteyenlere yardımcı olabilmek amacıyla bu tip bir hizmeti de düşünmüş sağolsun.

Böylece,

Yarınki temizlik tamam,

Yemeği zaten hiç düşünmüyorum,

Çocukların dersleri de çoktan bitmiş durumda...

Bu arada yarın,

Parkinson hastası,

Yürüme engeli olan babamın doktor kontrolü ve tedavisi var ama ben biliyorum ki,

Yine belediyemizin,

Hasta,

Yaşlı ve engelli vatandaşlarına sunmuş olduğu hizmet kapsamında,

Sağlık hizmeti ekibi gelerek babamı evinin kapısından alacak,

Tüm tetkik ve tedavisi yapıldıktan sonra yine kendi elleriyle eve bıracakacaklar babamı.

Bundan dolayı da,

İçim oldukça rahat tabi.

Eeee...

O zaman haydi ailece keyifle geçirilecek,

Kaliteli zamanlara.'

....

'Ben mutlu,

Çocuklarım mutlu,

Eşim mutlu.

Düşünsenize;

Gün içerisinde kırk yere bölünmeye çalışan kadının,

Yüreğinden tutulmuş bir kere.

Bana böyle bir hayat sunulsun,

Bakın o zaman ben neler yapıyorum,

Bakın o zamam benim içimden nasıl da üretken bir kadın çıkıyor her anlamda'.

....

Benim ve katılımcıların yüzünde derin bir tebessüm oluşturan,

Her kadının hayali olduğunu düşündüğüm hayalimi bitirip,

İçinden çıkmak istemedim inanın resmen kendi hayalimin.

Ama çalıştayın da sonuna gelmiştik artık.

(Bu arada, o günki konuşmamı, bugün aklıma gelenleri de ekleyerek yazdığımı belirtmek isterim.)

....

Sonuç olarak,

Bi kere kadınlar yorgun en başta;

Çalışan kadın da olsa,

Evde de olsa fark etmiyor.

Sürekli bir yerlere yetişme telaşında,

Bir şeyleri organize etme durumunda,

İmkânları ölçüsünde evi çekip çevirmek zorunda olduklarından dolayı,

Hem bedenen hem de ruhen yorgun kadınlar.

Kadın,

Evini düşünür,

Evladını düşünür,

Eşini düşünür,

Eşinin işini düşünür,

Varsa kendi işini düşünür,

Anaları babaları düşünür,

Başka evlatları düşünür,

Toplumu düşünür,

Memleketi düşünür,

Ekonomiyi düşünür,

Geleceği düşünür...

Düşünür de düşünür yani.

....

Zamanla yarışmayı bırakmış,

Beynini bin bir türlü yerde parçalamamış,

Bir toplum için nasıl da önemli bir mihenk taşı olduğunu bilen,

Ve içinde bulunduğu toplum tarafından değerli olduğu hissettirilen aklı başında her kadın,

Fırsat sunulduğunda ya da fırsatları elinden alınmadığı durumda,

Üretkenlikte yarışır kesinlikle.

Bir yerden başlanmak isteniyorsa şayet üretmeye,

Önce, kadına değer üretmekle başlanmalı bence işe.

....

'İstisnasız, herkes tarafından gücümüzün farkında olunduğu bir toplumda, hayallerimizle buluştuğumuz yılları görebilmek dileğiyle...'

(Hayalleri süsleyen o olanaklara sahip olmamasına rağmen, evde ya da iş yerinde hiç fark etmez, çalışan, üreten, akıl ve beden gücünü ortaya koyan, bulunduğu yere değer katan tüm kadınlara kucak dolusu sevgi ve saygılarımla...)