Geçtiğimiz haftalarda,

Sosyal medyada,

20 yaş challange (Meydan Okuma) akımı vardı.

Kimi katıldı bu akıma,

Kimi katılmadı.

20' li yaşlarındaki görüntüsüyle,

Kim kime meydan okudu bilemiyoruz artık tabi ama 20' li yaşlarında,

Beyin gücüyle,

Yürek gücüyle,

İçindeki memleket sevdasıyla herkese meydan okuyan birini yaşadı bu memleket gerçekten de.

Hiçbir zaman geçmişimizde bırakmayacağımız,

Bugünlerimize,

Yarınlarımıza,

Her anımıza gururla,

Minnetle katacağımız birini hem de.

Ve asıl akım,

Onun yaşadığı,

Çevresindeki herkesin,

Bir toplumun,

Koca bir memleketin bünyesine de aşıladığı o vatan sevdasıydı.

.....

Bir şarkının peşinden günlerce gidilen,

Bir grup arkadaşla coşup coşup eğlenilen,

Dünya keyfinin en büyük keyif olduğu zannedilen,

Birçoklarının boş beleş yaşadığı,

Hayattan beklenenlerin adının bile daha konamadığı,

Kimi için hayatının en tatlı,

En vurdum duymaz,

En bencilce yaşandığı zamanları,

Hayatın henüz ciddiye alınmadığı,

İnsanın hey şeyi bildiğini sandığı,

"Nasılsa daha yolun çok başındayım" rehavetinin insanın üzerine üzerine çöktüğü,

Toplumun "Aklı beş karış havada" gördüğü,

Etrafı büyük beklentilere girerken kişiden,

Kişinin beklentiye girmeye bile üşendiği,

Yapılan tüm çılgınlıkların,

Aşırılıkların,

Deliliklerin adının "Gençlik işte" olduğu,

Kimsenin aklının başına bile uğramadığı,

Kanın damarlarda deli deli aktığı,

Hiçbirimizin,

Durmaksızın heyecan peşinde koşan kalbinin yolundan ayrılamadığı işte o 20' li yaşlarda,

O,

21' inde Harp Okulundan Teğmen Rütbesi ile mezun oldu.

24' ünde Harp Akademisini

Yüzbaşı Rütvesi ile tamamladı.

24-26 yaşları arasında,

Şam' da beşinci ordu emrinde görev aldı.

26 yaşında Kıdemli Yüzbaşı oldu.

28 yaşında,

İstanbul' a giren Hareket Ordu' sunda Kurmay Başkanı olarak görev yaptı.

29' unda Fransa'ya gönderildi. Picardie Manevraları' na katıldı.

20' li yaşlarının tüm bilgi,

Birikim ve kazanımlarını sonraki yıllarına taşıyarak,

Kıvrak zekâsını,

Azmini,

Liderliğini,

Beyin ve yürek gücünü ortaya koyarak,

30' lu yaşlarında,

"Çanakkale geçilmez" dedirtti,

"Ben size taarruzu emretmiyorum,

Ölmeyi emrediyorum" sözündeki kararlılığı ile tarihi değiştirdi.

İnandıklarıyla,

Amaçlarıyla,

Farklı bakış açısıyla,

Çok yönlü düşünme becerisiyle,

Cesaretiyle,

Yol göstericiliğiyle,

Milletinin özgürlük ve bağımsızlığına duyduğu aşkla,

Vatanı her şeyin üzerinde tutan haliyle,

Kararlılığıyla,

Cepheye ölme beklentisi ile gitmiş umutsuz askerleri,

Korkusuzluğa vardırandı Mustafa Kemal Atatürk.

....

Unutma ülkem!

Unutturma çocuklarına,

Unutturma gençlerine!

Daha 20' li yaşlarındayken,

Bu millete,

Bu vatana,

Bu topraklara kendini adamış,

Her hareketi,

Her adımı,

Her düşüncesi ile fark yaratmış,

Dünya çapında saygınlık kazanmış,

Beraberinde de bu ülkeye büyük saygınlık kazandırmış olan,

Dünyanın en büyük,

En fedakâr devlet adamını,

Ata' mızı,

Mustafa Kemal Atatürk' ümüzü unutma.

Hiç unutturma!

....

Bastırıp da parasını,

Bir gün bu memleketi terk edebileceklere inat,

"Ben size ölmeyi emrediyorum" cümlesinin ruhuyla,

Yine bu sözün onuruyla,

Bu vatan için canından vazgeçebilecek çok insanız biz daha.

Çünkü biz,

Onun yolunu yol bilmiş,

Onun hiç sönmeyecek ışığını önümüze katmışlardanız büyük bir gururla.

....

İçimizdeki koca sevgi,

Ruhumuza işlenmiş her söyleminle,

Her geçen zaman seni daha çok,

Daha da çok anlayarak,

Seni en derin duygularımızla yaşıyor,

Yaşatıyor,

Öngörülerine duyduğumuz hayranlıkla,

İliklerimize kadar sarmış bir özlemle anıyoruz seni Ata'm.

....

'Her yaşımızda, Mustafa Kemal Atatürk' ün ışığıyla aydınlanabilmek dileğiyle...'