Şöyle bakıyorum da etrafa insanlık;

Herkes stres altında.

Her şey,

Tek şey üzerine kurulup,

Aynı şey etrafında,

Sürekli dönmeye başlamış sanki!

Para para para...

Ya parası yok;

İnsanoğlu bunalımda.

Ya parası çok;

Doymuş her şeye,

Devamlı başka başka heyecanlar peşinde koşmakta.

...

Ama şöyle de düşününce bir etraflıca;

Her şey de para be insanlık.

Öyle değil mi!

En basitinden;

Yolda yürüyorsun,

Susadın.

Yarım litrelik bir su alıp içtin;

50 kuruş (en iyi ihtimal).

Biraz daha yürüdün,

Tuvalet ihtiyacın doğdu.

Girdin köşe başındaki wc ye;

1 tl.

Allah' tan artık,

Küçüğü de büyüğü de aynı paraya.

Az daha yürüdün,

Başladı miden hafiften hafiften kıvranmaya.

Eee malum sürekli sıkıntı,

Stres...

Memlekette gastrit,

Ülser teşhisinin konulmadığı insana rastlamak zorlaşmakta.

Mideni rahatlatmak,

Biraz da soluklanmak için,

"Haydi bir çorba içeyim şurada" dedin.

Şöyle en ucuzundan olsun;

Zaten o da 5 tl.

Daha gün içerisindeki o,

Gündelik giderleri saymadık bile.

Hadi sayalım o zaman.

Sabah evden çıktın.

İşe gideceksin;

Otobüs parası.

İşe gittin...

Sürprizz!

İş arkadaşının kızı evleniyormuş;

Hediye parası.

Eğer çalıştığın yer öğle yemeği vermiyorsa;

Ekmek arası köfte parası.

Nihayet mesai bitti.

Eve döneceksin;

Hooppp tekrar dönüş parası.

Geldin evine.

O yoğun günün ardından,

Uzattın yorgun bacaklarını emektar koltuğa.

Ve mutlu son!..

Zannetin kiiii...

Kızın geldi yanı başına.

İlle de okumak istediği bir kitap varmış;

Hadi al bakalım kitap parası...

O gitti.

Oğlan geldi.

Görmek istediği yeni bir film girmiş vizyona;

Cebinden çıktı mı bir de sinema parası!

Haliyle önemli tabi bu kültür,

Sanat olayları.

Hahhh şimdi kadro tamamlandı!

Hanım belirdi kapıda!

Onun için de çok zor istemesi ama!

Yarın pazara gidilecekmiş;

Eee bir de eklendi mi pazar parası!

Daha bunun suyu,

Elektriği,

Doğal gazı,

Giyimi-kuşamı...

Tabi bir de evin kira parası.

... parası,

... parası,

... parası...

"Ooofff" dedirten cinsten yani.

Her şey bu kadar paraya bağlanmışken,

Ne yapsın şimdi dar gelirlisi!

Ne yapsın orta gelirlisi!

Peki ya,

Ne yapsın "hiç" gelirlisi!

...

Bir de diğer tablo var tabi!

Kaç evi var!

Kaç bankada,

Kaç hesabı var!

Sayısını bilemeyenler.

Gömlek değiştirir gibi cep telefonu değiştirenler.

Daha arabasının göstergesine,

Dört haneli rakamları görmek nasip olmamışken,

Sırf,

Nefsi altı haneli rakamları devirdi diye,

Arabasını yenileyenler.

Kimileri karnı aç dolaşırken,

Gözünü bir türlü doyuramamış,

Midesi,

Beş oda iki salon olmuş tipler.

Evinde yakacak odun bulamayan garibanlar,

Soğukla iyi geçinmeye mecburken,

Gereksiz yere kombiyi son gaz açıp,

Dışardaki ayaza tişörtle savaş açtığını zanneden devasa beyinler.

Bir çok insan,

Ev adı altında,

Dört duvar yerlerde yaşamaya çalışırken,

Evinin eşyalarını,

Modaya uydurmak için yılda bir değiştiren,

Evi hınca hınç dolu,

Ama kendi içi bomboş,

Doyumsuz kimseler.

Her şeyi paraya bağladıkları gibi,

Mutluluğu da yalnızca paraya endeksli yaşayabilen,

Hoş, onu da pek beceremeyen,

İçindeki boşluğa ha bire sebepler arayan fonksiyonsuz kitleler.

Eee onların da işi zor tabi.

Şimdi ne yapsın peki bu,

Çok bol gelirliler!

...

Ahhh Lidya Kralı Alyattes ahhh!..

Bastırdın M.Ö. 7. yüzyılda ilk parayı.

Bak!..

Var olana büyük dertler,

Olmayana da yaralar açtırdın böyle.

Her şey,

Tek şey üzerine kurulup,

Aynı şey etrafında,

Sürekli dönmeye başladı bile.

Para para para...

...

"Ölçüsü ne az, ne de çok olsun. Tam kararında paralarla yaşanacak, en anlamlı zamanlar hepimizin olsun dileği ile.."