Tarihler bundan epeyce bir eski.

Farklı farklı zamanlarda,

Farklı farklı yerlerde,

Farklı farklı savaşlarda kazanılan onca zaferde,

Hep birbirine benzer kareler;

Her yer kan gölü,

Her yerde,

Kadın-erkek,

Genç-yaşlı ölümleri.

Yer yer de çocuk bedenleri.

Belki buz tutmuştu hayatta olanlarının da elleri.

Belki ter gibi akmıştı sırtlarından onca emekleri.

Kimi,

Daha yeni doğmuş kundaktaki bebesini bırakıp çıkmıştı meydanlara.

Kimi,

En sevdiğinin sevdasını basmıştı da bağrına,

Koşmuştu destanlar yazmaya.

Kimi,

Bırakarak geride gözü yaşlı,

Yüreği gururlu anasını, babasını,

İnancını koymuştu aslanlar gibi ortaya.

Ama aldıran da olmamıştı hiç;

Ne deli gibi yağan yağmura,

Ne kara,

Ne kopan fırtınalara,

Ne de kavurucu sıcaklara.

...

Oturup, tarihi anlatacak değilim şimdi insanlık.

Sadece Çanakkale Zaferi bile yetmez mi anlamaya!

Çıplak ayaklarla,

Patlamayan toplarla,

Ateş almaz silahlarla,

Üstelik aç be aç midelerle girilen savaşta,

Kendini,

Hayatını ertelemiş de vatanını ertelememiş onca körpecik evlat.

Şimdi değmez mi onları saygı seli ile anmaya!

Değmez mi gönüller dolusu minnet duymaya!

Değmez mi hiç,

Onlardan hediye bayramlarımızda tek yürek olmaya!

...

"43.Alay Yemek Listesi/1917

15 Haziran Sabah: Üzüm hoşafı, Öğle: Yok, Akşam: Yağlı Buğday çorbası, ekmek.

16 Haziran Sabah: Yok, Öğle: Yok, Akşam: Üzüm Hoşafı, ekmek.

17 Haziran Sabah:Üzüm hoşafı, Öğle: yok, Akşam: yarım ekmek.

18 Haziran Sabah:Yarım ekmek, Öğle: yok, Akşam: şekeriz üzüm hoşafı.

19 Haziran ordu emri ile ekmek istihkakı 500 grama indirilmiştir."

Bu yemek listesini bilmek dahi,

Yetmez mi her milli bayramda onlar için toplanmaya.

...

Ben sadece diyorum ki insanlık;

Senin için,

Benim için,

Bizim için,

Bugünün çocukları,

Bugünün evlatları bu bağımsız topraklarda,

Özgürce koşup oynayabilsin diye canını vermiş,

Bu vatan topraklarında,

Bugünün insanları özgürce nefes alsın diye nefeslerinden olmuş onca insana saygımızdan kutlayalım şu kıymetli milli bayramlarımızı tam da gününde.

Ne hava muhalefeti engel olsun bize,

Ne de başka başka sebepler olsun bayramlarınızı ertelemeye,

İptal etmeye.

...

Ertelenmemiş hiç bir zafer,

Her türlü zorluğa,

Her türlü yokluğa rağmen geçmişte.

İptal de edilmemiş hiç bir mücadele.

Sen de erteleme bayramlarını be insanlık.

Her şeye rağmen,

Doldur gününde okul bahçelerini,

Doldur sokakları,

Meydanları.

Gerekirse kışın ayazda,

Gerekirse sıcağın alnında,

Gerekirse sağanakta yağmurla,

Her şartta çoluk çocuk el ele,

Gönül gönüle kutla bayramlarını.

Ancak o zaman o ruhu yaşattırabiliriz çocuklarımıza.

Ancak o zaman bizi biz yapan değerlere sahip çıkmayı öğretebiliriz onlara.

Yani işin özü;

Bahane bulma,

Kutla kıymetli bayramlarını insanlık.

...

Başta,

Bize bayramlar yaşatmak uğruna canlarını ortaya koyanlara,

Sonra,

Tüm kalbi ile,

O her biri derin anlamlar yüklü bayramlarımıza sonuna dek sahip çıkabilen insanlığa sonsuz SAYGILARIMLA...

...

"Bayramların anlamını kavrayabilmek, bayram coşkularını yaşayarak yaşatabilmek, çocuklarımıza o coşkuyu tekrar tekrar aşılayabilmek dileği ile..."