Ülkemiz yeniden bir deprem gerçeğiyle ne yazık ki yeniden yüzleşti. Öncelikle depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifa diliyorum. Ülkemizin başı sağ olsun…
Ne yazık ki o acı gerçek yeniden buldu bizi. 10 şehir aynı anda yerle bir oldu. Deprem olduğu an itibariyle edindiğimiz bilgi ve görüntüler canımızı yakıyor. Ülkemiz asrın felaketlerinden bir tanesi, yeni yıla yeni girdiğimiz bugünlerde yaşadı.
Çok üzgünüz. Bu acıyı yakından bilen bir şehir olan, deprem bölgesinin her zaman sıcaktan hisseden bir kent olan Sakarya’dan bu acıyı gördüğümüzde hepimizin aklına 99 depremi geliyor.
Çok büyük kayıplar yaşadığımız günler aklımıza geliyor.
Ancak bir durumu bir türlü aşamıyoruz. Israrla hasarlı binalarda oturmaya, deprem hiç olmayacak gibi yaşamaya devam ediyoruz. Deprem uzmanları her gün açıklama yapıyor, geliyor büyük deprem diye.
Yaşam olduğu kadar ölüm de var bunu unutamayız. Depremi neden sadece olduğunda geç kaldığımızı düşünüyoruz.
İlimiz bir deprem bölgesi, büyük kayıplar vermiş, üzerinden 23 yıl geçmesine rağmen çok sayıda hasarlı binası bulunan bir kent.
Bizler hasarlı binalarımızı yıkmak yerine imar barışı bekliyor, hep adımı karşı taraftan bekliyoruz.
Yaşadığımız depremde, bir çoğumuz ailesini, akrabalarını, arkadaşlarını, komşularını kaybetti. Yine o günler yaklaşıyor. Acı bir gerçek ancak yaklaşıyor.
Deprem sonrası küçücük bir umuda tutunmak nedir, depremi yaşayan insanlar biliyor. Enkazdan çıkıp, ailesini, akrabalarının sağ olarak kurtulması için dışarıda geçen sürenin neler hissettirdiğini biliyoruz.
Enkazdan çıkıp bir umut beklemek ne kadar zor değil mi? Ya da enkazın altında kalıp bir umut kurtulmayı beklemek ne kadar acı değil mi?
Peki bunun ne kadar zor olduğunu bildiğimiz halde neden hasarlı binalarda oturmaya devam ediyoruz, neden imar barışı bekliyoruz?
Her zaman; devlet gelsin, hükümet yapsın, belediye gerçekleştirsin diye beklemek yerine gelin el ele verelim, önce o hasarlı binalarımızı kaldıralım ortadan. Depremin verdiği zararı, kimi zaman canınız ile kimi zaman sevdiklerinizin canı ile ödemek mi daha zor, hasarlı binalarınızın yıkılması için gösterdiğiniz çaba mı?
Biliyorum kolay değil, ancak acı gerçeği yaşamış ve yaşamaya devam edecek olan bir kentte, yorgun ve çürük binalarda göz göre göre oturmak bile bile ölüme gitmek değil mi?
Karar sizin, ya deprem sonrası enkaz altında kurtulmayı bekleyeceksiniz ya da enkazdan çıkıp sevdiklerinizi kurtarmak için çabalayıp duracaksınız. Karar sizin hasarlı binalardan kurtulup ilk adımı siz atın. Kendiniz ve sevdikleriniz için bunu yapın. Kalın sağlıcakla…