Sakaryamız’da bir üniversitemiz var.

Pardon iki üniversitemiz oldu sahi.

Birçoğumuz bilmese de 2018’den sonra böyle oldu.

Biri bildiğimiz SAÜ (Sakarya Üniversitesi)

Diğeri 2018’de KHK ile SAÜ’den ayrılarak kurulan SUBÜ (Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi)

Daha çok meslek yüksek okullarından oluşturulmuş.

SUBÜ’nün henüz idari binası yok ama rektörlük var.

İki üniversitemizde yüz bine yakın öğrenci mevcut.

Sapanca gölüne nazır enfes bir mekandalar.

Sakaryamıza tepeden bakıyorlar.

Kucaklaşamadık bir türlü.

Varlıklarını hissedemiyoruz.

Böyle olmayacaktı oysa.

Beklentimiz büyüktü.

Bacasız sanayimiz olacak şehrimizi geliştirecekti.

Ufkumuzu açacak, hayatımıza renk katacaktı.

Rektörlerimizi düşündüm bir an.

Birini emin olamasam da hatırladım, diğerinin ismini çıkaramadım.

Eşe dosta sordum pek de bilen yok.

Birçoğumuz belki şimdi buradan duyacaksınız.

SAÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Savaşan.

SUBÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık.

Bir sürü fakülte ve onların dekanları…

Sakarya maalesef sizi tanımıyor.

Bunun sorumlusu sizsiniz.

Bu kente yeterince ilgi göstermiyorsunuz.

Vizyonunuzda yazıyor ama siz bilimin ışığını çevreye yayamıyorsunuz.

Kuruluş 1970 yılına dayanıyor.

Elli yıldır bu kentte ciddi bir imzanız yok.

Bünyenizde Sakarya Ekonomik ve Sosyal Araştırmamalar Merkezi var.

Ancak Sakaryamızın gündeminde hiçbir projeniz yok.

Işığınız yansımıyor Sapanca Gölünün sularında.

Ne toprağımızda imzanız var ne tarihimizde.

İşte bu nedenle çuvallıyorsunuz.

Koskoca bir programda anlatabileceğiniz şey öğrenci apartları.

Adam yememiş içmemiş apartların önünde nöbet tutup tarih doktorası hazırlamış

Rektörlerimiz tanınmıyor ama Ebubekir’i artık herkes tanıyor.

Justinianus köprüsü yerine apartları tarihimize sokan adamı.

İşte seviyeniz.

Apart çetelesi tutan tarih profesörü.

Bu gurur size yeter.