En son yeni yıl yeni umutlar temalı bir yazı yazdığımda birkaç ay sonra küresel bir salgından dolayı tüm düzenimiz alt üst olmuştu. Bu sefer biraz daha temkinli yaklaşıyorum yeni yıla. Her şey yoluna girecek diyoruz da, hayırlısı bakalım şeklinde bir düşünce tarzıyla 2022’ye hoş geldin diyorum.
Kişisel olarak, yeni yıl kararları alma alışkanlığım pek yoktur. Ne kadar karar varsa eylülde alıyorum ben. Kimseyi yerinden oynatmayan bunaltıcı yaz sıcağının yerini tatlı bir serinliğe bıraktığı, herkesin kendi yerine döndüğü, yoğunluğun başladığı eylül ayı, silkelenip kendine gelmek için daha doğru bir zaman gibi geliyor. Yeni kararlar almak tamamen kişisel bir mesele olduğu için bu noktada zaman kavramını daha öznel olarak algılamak gerekiyor sanırım. (Eylülde aldığım sekiz kararın üçünü gerçekleştirdim, yeni yıl dileğim de kalan beşini tamamlamak olsun madem)
Kimi kandırıyorum ki? Yazının başından beri yeni yıl için çok hevesli görünmemeye çalışıyorum, ama içim içime sığmıyor! Dış etkenleri pek hesaba katmayarak onlarca plan oluşturdum bile. Her seferinde kurduğum 10 hayalin 8’i gerçekleşmezken ya tutarsa diyerek yeni hayaller kurmaya başlıyorum. Yetişkin olunca bu hayalcilik artık dozunu biraz azaltır diye düşünmüştüm, epeyce yanılmışım. Şekli değişiyor sadece. Hatta o bile pek değişmiş değil. Bir yerlerde, her gününü dolu dolu geçiren, kitaplarıyla tanınmış, bahçeli müstakil bir evde oturan cıvıl cıvıl bir insan olma hayali hala canlılığını koruyor. Neden olmasın ki diye sorgularken neden olmayacağına dair karşıma dikilen onlarca sebebi göz ardı edip o minik umut pırıltılarına odaklanıyorum.
Ancak, 2021’de öğrendiğim bir şey varsa o da hepsini aynı anda yapmak zorunda olmadığım. Tüm hedeflerimi sanki kontrolün tamamı bendeymişçesine sıraya dizdim. Öncelikli hedefim de 2015’ten beri bir ayrılıp bir barıştığımız Elbis’i bitirmek. 15 sayfası kaldı, belki de daha az… Kitap bitirmenin stresi sardı her yanımı. Sonrası mı? Koca bir belirsizlik. Muhtemelen en az diğerleri kadar harika bir roman konusu buluncaya kadar klavyenin başına oturmayacağım.
Günlük yazmayı yakın zamanda bıraktığım için bu seferki köşe yazım daha çok içsel bir konuşma şeklinde oldu, ihtiyacım varmış sanırım. Hepimizin bir miktar içtenliğe, birilerinin yanında rahatlamaya ihtiyacı var. Birbirimize ihtiyacımız var. Yeni yılın getireceğini umduğumuz o sihirli dokunuşlara ihtiyacımız var…