17 AĞUSTOS DEPREMİNİ YAŞAYANLAR KURDU
17 Ağustos 1999 Marmara Depreminin üzerinden 27 yıl geçti. 17 Ağustos Depremi sırasında kurtarma ekiplerinin önemi ortaya çıkarken, depremden sonra birçok kurtarma derneği kuruldu. 17 Ağustos Depremi sonrası kurulan Afet Gönüllüleri Derneği, depremlerde hayat kurtarıyor.

ENKAZDA KALAN EMNİYET MÜDÜRÜ BABASINI KOMŞULARI KURTARDI
Babasının deprem anında Sakarya’da tek başına olduğunu belirten AFGD Genel Başkanı Ali Samet Özkurt, “17 Ağustos 1999 depreminde ben 13 yaşındaydım. 17 Ağustos depreminin olduğu dönemde annemin rahatsızlığı nedeniyle ben ve annem Eskişehir’deydik annem orada tedavi görüyordu. Aslında depremin olduğu gün dönecektik ama bir sistem denenecek dendi ve orada kaldık. Babam Adapazarı’nda tekti, depremin olduğu gece babam emniyet müdürü olarak görev yaptığı için eve geç saatlerde gitmiş. Tek başına evde depreme yakalanıyor, babam görev nedeniyle 1992 depremini Erzincan’da olduğumuz için aslında deprem de ne yapacağını biliyor. Yaşam üçgeni oluşturarak, ancak o yaşam üçgeninde tam manasıyla korunamıyor ve bacakları eziliyor. Bizim oturduğumuz bina garaj üzeri 5 katlı bir binaydı, dört kat bizim dairenin üzerine çöküyor ve bizim üstümüzdekiler kaçabiliyor.” dedi.


“BİR İŞÇİ ENKAZDAN ÇIKARDI”
Babasını enkazdan bir işçinin çıkardığını söyleyen Özkurt, babasının kurtarılışını şöyle anlattı:
“Babam tabi enkazda kalıyor ve kimse giremiyor. Sabaha karşı TÜRASAŞ fabrikasında işçi olan Demirşah amca ve Hakkı Demir İlkokulundaki matematik öğretmeni olan Oktay amca ne kadar yıkım var diye çıktıklarında. Bizim apartmanın enkazı önünde oturan karı kocayı görüyorlar ve “İçeride biri var mı?” diye soruyorlar. Onlar içeride babamın kaldığını söylüyorlar, uzun bir çaba sonrasında Demirşah amca kendisini sedye yaparak babama üstüne alarak babamı çıkartmış. Sonra biz haber aldıktan ve babamı gelip Sakarya’dan aldık. O dönem Eskişehir’de bulunan hava hastanesinde babamın bacaklarında iç kanamadan morluklar olduğu söylenildi ve 45 gün basmayacaksın dediler. Ama babam ‘Sakarya’nın bana ihtiyacı var ’diyerek bir hafta sonra döndü.”


İZMİR VE HATAY’DA ENKAZLARDA ÇALIŞTI
İzmir ve Hatay depremlerinde enkazlarda çalıştığını ifade eden Özkurt, “Enkazdan insanlar çıkardık ama benim bugün yaptığım aslında 1999 depreminde babamı ve diğerlerini enkazdan çıkaran gönüllere ahde vefa. Her enkazın kokusu aynıdır, ben aslında enkazda çalıştığımız zaman babamı oradan çıkartmaya çalışıyorum. 1999 depremin kaybettiğim arkadaşlarımı çıkartmaya çalışıyorum” şeklinde konuştu.

“ÇIĞLIK SESLERİNİ HİÇBİR ZAMAN UNUTMAYACAĞIM”
Depremin ilk anında yaşadıklarını anlayamadıklarını belirten Mustafa Suiçmez, “1999 depreminde depremin olduğu gece ben biraz eve geç gitmiştim. Annem balkonda beni bekliyordu. Anneme neden uyumadığını sordum, “İçimde bir sıkıntı var, uyuyamadım” dedi. Sonrasında hep birlikte yattık aradan 5 dakika geçmeden büyük bir gürültü oldu, ilk önce ne olduğunu anlamadık. Çünkü o zamana kadar hiç öyle bir şey yaşamadık, depremin ne olduğunu tam olarak bilmiyoruz. Sesten sonra, her yer sallanmaya başladı, ben eski bir çekyatta yatıyordum, kardeşim de karşımdaki çekyatta yatıyordu. Sarsıntı durduktan sonra kardeşim, “Abi ne oluyor?” dedi. Ondan sonra dışarıdan gelen çığlık, feryat seslerini duymaya başladık. O sesleri hiçbir zaman unutmayacağım” dedi.

“GÖRDÜKLERİMİ ALLAH KİMSEYE YAŞATMASIN”
Suiçmez, 17 Ağustos günü yaşadıklarını şöyle aktardı:
“Sarsıntı durduktan sonra kardeşimle çıkmaya çalıştık ama ayağa kalktığımız zaman ayaklarımıza hep cam parçaları batıyordu. Bir şekilde odadan çıktık ve dış kapıya yöneldik ama o an aklımıza annem ile babam aklımıza geldi. Seslendik ama ses alamadık. Yatak odasına gittik kapısına vurduk, bağırdık ama ses gelmedi. Kapıyı açmaya çalıştık, kapının önüne dolap geldiği için açılmıyor. Giysi dolabı annem ile babamın yattığı yatağın üzerine devrilmiş. Babam çarpmanın etkisiyle bayılmış, annem de konuşamıyor. Biraz zorlayarak kapıyı biraz aralık oluşturduk ve oradan girdim. Elimi uzattım ve annemin ayağına denk geldi elim. Ayağını tutunca tepki verdi, o an dünyalar benim oldu. Biraz uğraştıktan sonra babam ile annemi çıkardık. Asıl evden çıkmayı başardıktan sonra depremin büyüklüğünü anladık. Benim gözlerimin gördüğünü Allah bir daha kimseye yaşatmasın.”

“AMCAM VEFAT ETTİ”
Depremde amcasını ve yeğenini kaybettiğini söyleyen Suiçmez, şöyle konuştu:
“Bizim sokağın köşesinde okul vardı. Enkazdan çıkanlar oraya geliyordu. Bizde oraya gittik. Sakinleştikten sonra aklıma nişanlım ve kardeşim geldi. Evimiz eski cezaevinin oradaydı, ayaklarımda hiçbir şey yoktu oradan yürümeye bir başladım, yürürken öyle manzaralar vardı ki, artık gözlerimi kapatıp yürümek istiyordum. İlk olarak nişanlımın evine gittim ve yanlarındaki binanın onların evine devrildiğini gördüm. Onlar da enkazda kalmıştı ama Allah’a şükür hepsini çıkarmışlar. Daha sonra kardeşimin evine gittim ve onların da sağlıklı olduğunu gördüm. Ondan sonra amcam aklıma geldi, onların evine gitmeye karar verdim. Sokağa girince evlerinin yıkıldığını gördüm. Enkazın başına gelince amcamın çıkarıldığını gördüm. Amcam ambulansta hastaneye giderken vefat etti. Dayımların binası da yıkılmıştı iki küçük yeğenimin cenazesini çıkardılar enkazdan. Bir buçuk yaşında bir yeğenim vardı. Onun enkazda olduğunu söylediler ve onun için çalışma yaptılar dördüncü günün sabahında da onu çıkardılar. O sağdı ama kafasına darbe almıştı. Rabbim bir daha bizlere böyle şeyler yaşatmasın. Şehrimiz bir deprem bölgesi ve biz her zaman hazırlıklı olmalıyız.”

YAŞADIKLARIMIZI KİMSE YAŞAMASIN”
AFGD gönüllüsü Burak Anarlar ise 17 Ağustos gününü şöyle aktardı:
“Ben, 17 Ağustos 1999 Depreminde 7 yaşındaydım ve enkazda kalışımızı, insanların çığlıklarını hatırlıyorum. Annemlere seslenişimi, korkuyu hatırlıyorum. İlk uyandığımda hatırladığım şey annemin sesleri ve tozların ağzıma doluşuydu. O gece ben annem ile babamın yanında yatmak için ısrar etmişim ve beni geri odama götürmemişler. Belki de odama götürselerdi şu an burada olamayabilirdim. Çünkü amcam benim odamın bulunduğu yerde yatıyormuş ve o enkazdan sağ çıkamadı maalesef. Benim AFGD gönüllüsü olmamın sebebi aslında 1999 depreminde bizim yaşadığımız çaresizliği kimsenin yaşamaması için.”

Muhabir: Nazile Akarsu