17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin üzerinden 27 yıl geçti. Türkiye'nin hafızasında derin izler bırakan depremin en ağır bedelini ödeyen şehirlerden biri olan Sakarya'da, SATSO 18. Meslek Komitesi seçimlerine hazırlanan mühendislik grubu 17 Ağustos öncesinde bir araya geldi.
İnşaat Yüksek Mühendisi Şamil Dedeoğlu, İnşaat Mühendisi Orhan Kılıçaslan, İnşaat Yüksek Mühendisi Muhammet Çalışkan, İnşaat Mühendisi Kürşat Ergezen, Jeodezi ve Harita Mühendisi İrem Serdaroğlu, Elektrik-Elektronik Mühendisi Yakup Ayar, İç Mimar Durul Çamdağ ve İnşaat Mühendisi Recep Tayyip Sağızlı'dan oluşan SATSO 18. Meslek Komitesi adayları, 17 Ağustos'un yalnızca geçmişte yaşanan büyük acının hatırlandığı bir gün olarak kalmaması gerektiğini ifade etti.
Komite adayları yaptıkları ortak değerlendirmede, Sakarya'nın deprem konusunda Türkiye'nin en büyük tecrübelerinden birini yaşadığını, bu tecrübenin artık daha güçlü bir şehircilik ve mühendislik kültürüne dönüşmesi gerektiğini vurguladı.
"BÜYÜKŞEHİR'İN ORTAYA KOYDUĞU İRADEYİ KIYMETLİ BULUYORUZ"
Sakarya Büyükşehir Belediyesi tarafından son dönemde kentsel dönüşüm konusunda atılan adımlara da değinen komite adayları, özellikle Tığcılar bölgesinde başlatılan dönüşüm çalışmalarının şehir açısından önemli olduğunu belirtti.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"Yıllardır Sakarya'da kentsel dönüşümün gerekliliğini konuşuyoruz. Bugün geldiğimiz noktada Büyükşehir Belediyemizin bu konuda ortaya koyduğu iradeyi ve sahada başlattığı çalışmaları kıymetli buluyor ve destekliyoruz. Kentsel dönüşüm kolay bir iş değil. Teknik tarafı var, ekonomik tarafı var, hukuki ve sosyal tarafı var. İnsanların yıllardır yaşadığı evlerinden, mahallelerinden bahsediyoruz. Bu nedenle atılan her doğru adımın arkasında durmak, eksik gördüğümüz yerde de çözüm üretmek zorundayız. Deprem meselesi bir kurumun ya da bir siyasi görüşün değil, bütün Sakarya'nın meselesidir."
"ÖNCE ŞEHRİN FOTOĞRAFINI DOĞRU ÇEKMELİYİZ"
Komite adayları, kentsel dönüşümün yalnızca bina yenilemek olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çekerek, Sakarya'nın yapı stoku, zemin özellikleri ve kent altyapısının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
"Mühendislik bize önce ölçmeyi öğretir. Hangi bölgelerde risk yoğunlaşıyor? Yapı stokumuzun niteliği nedir? Zemin özellikleri ile yapı özellikleri nerelerde daha kritik şekilde kesişiyor? Öncelikle bunları mümkün olduğunca net bilmemiz gerekiyor. Şehrin fotoğrafını doğru çekmeden kaynaklarımızı nereye yönlendireceğimizi de doğru belirleyemeyiz."
Komite adayları, Büyükşehir Belediyesi tarafından yapı stoku ve deprem riskine ilişkin yürütülen çalışmaların, üniversiteler, meslek odaları, ilgili kamu kurumları ve sektör temsilcilerinin katkısıyla daha da geliştirilmesinin önemli olduğunu belirtti.
Elde edilen verilerin yalnızca raporlarda kalmaması gerektiğini vurgulayan ekip, bu çalışmaların kentsel dönüşümde hangi bölgeden ve hangi yapı grubundan başlanacağına ilişkin yaşayan bir yol haritasına dönüşmesinin Sakarya için önemli bir kazanım olacağını ifade etti.
"1999'UN YÖNTEMLERİYLE 2026'NIN ŞEHRİNİ YÖNETEMEYİZ"
Teknolojinin geldiği noktanın deprem hazırlığında çok daha etkin kullanılması gerektiğine dikkat çeken 18. Meslek Komitesi adayları, şehirlerin artık çok daha fazla veri ürettiğini ve bu verilerin doğru kullanılması gerektiğini söyledi.
"Bugün elimizde 27 yıl önce sahip olmadığımız imkanlar var. Coğrafi bilgi sistemlerinden dijital yapı verilerine, zemin bilgilerinden gelişmiş analiz yöntemlerine kadar çok geniş bir teknik altyapıya sahibiz. Bütün bunları bir araya getirdiğimizde şehrin risklerini çok daha iyi okuyabiliriz. 1999'dan gerçekten ders çıkardıysak bunu yalnızca daha sağlam binalar yaparak değil, şehri daha akıllı yöneterek de göstermeliyiz. 1999'un yöntemleriyle 2026'nın şehrini yönetemeyiz."
DEPREM SADECE BİNALARIN MESELESİ DEĞİL
Açıklamada dikkat çekilen bir başka konu ise Sakarya'nın sanayi ve üretim gücü oldu.
Sakarya'nın 1999 yılındaki şehir olmadığına vurgu yapan komite adayları, bugün Türkiye'nin önemli üretim merkezlerinden biri haline gelen şehirde deprem hazırlığının sanayi tesislerini, enerji altyapısını, ulaşım ağlarını ve üretimin devamlılığını da kapsaması gerektiğini belirtti.
"Bir şehrin depreme dayanıklılığını sadece kaç binanın ayakta kaldığıyla ölçemeyiz. Hastaneler çalışıyor mu, yollar açık mı, enerji devam ediyor mu, fabrikalar üretime dönebiliyor mu, insanlar günlük hayatlarına ne kadar sürede dönebiliyor? Dirençli şehir dediğimiz şey aslında budur. Depremden sonraki sabah hayatına devam edebilen şehir."
"MÜHENDİSLİK KOMİTESİNİN ŞEHRE SÖYLEYECEK SÖZÜ OLMALI"
Farklı teknik disiplinlerden gelen 18. Meslek Komitesi adayları, SATSO bünyesindeki mühendislik komitesinin yalnızca üyelerin mesleki sorunlarının konuşulduğu bir yapı olarak kalmaması gerektiğini de vurguladı.
"Ekibimizde yapı mühendisliğinden jeodeziye, elektrik-elektronikten iç mimarlığa kadar farklı disiplinlerden arkadaşlarımız var. Bunu önemli bir zenginlik olarak görüyoruz. Çünkü bugünün şehirlerinin meseleleri tek bir meslek grubunun penceresinden çözülemeyecek kadar kapsamlı."
Yeni dönemde üniversiteler, yerel yönetimler, meslek odaları, sanayiciler ve kamu kurumlarıyla birlikte proje geliştirebilen daha aktif bir meslek komitesi hedeflediklerini belirten adaylar şöyle devam etti:
"Biz seçimden seçime ortaya çıkan bir komite değil, dört yıl boyunca çalışan ve üreten bir komite istiyoruz. Şehrin teknik bir meselesi varsa mühendislik komitesinin de o konuda söyleyecek sözü, ortaya koyacak fikri olmalı.
Eleştirmek kolay. Biz doğru yapılan işi destekleyen, eksik gördüğü yerde çözüm öneren ve gerektiğinde elini taşın altına koyan bir anlayışla hareket etmek istiyoruz. Sakarya'nın faydasına olan her çalışmada bilgimizle, tecrübemizle ve emeğimizle katkı sunmaya hazırız."
"17 AĞUSTOS'U UNUTMADIK"
SATSO 18. Meslek Komitesi adayları açıklamalarını 17 Ağustos 1999'da hayatını kaybeden vatandaşları anarak tamamladı:
"27 yıl önce bu şehir çok ağır bir bedel ödedi. Sakarya'da hemen herkesin ailesinde, mahallesinde veya hafızasında o geceden kalan bir iz var. Kaybettiğimiz hemşehrilerimizi rahmetle anıyoruz.
Onlara karşı sorumluluğumuzun yalnızca her 17 Ağustos'ta hatırlamak olmadığına inanıyoruz. Asıl sorumluluğumuz aynı acıların bir daha yaşanmaması için aklımızı, bilgimizi ve imkanlarımızı kullanmaktır.
17 Ağustos'u unutmadık. Şimdi görevimiz, unutmamanın gereğini yapmaktır."





