Sakarya’nın Ferizli ve Kaynarca ilçelerinde toplam 586 hektarlık alanın Endüstri Bölgesi ilan edilmesiyle ilgili tartışmalar sürüyor. Yeni Parti Sakarya Milletvekili Ayça Taşkent, 5 Eylül 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararlarının ardından açıklama yaptı.

Ferizli’de yaklaşık 179 hektar, Kaynarca’da ise yaklaşık 407 hektarlık alanın Endüstri Bölgesi ilan edildiğini belirten Taşkent, toplamda yaklaşık 6 bin dönümlük bir alanın sanayi yatırımlarına açıldığını ifade etti. Taşkent, Sakarya’nın tarımsal üretimi, su kaynakları ve doğal yaşamı açısından kararın önemli sonuçlar doğurabileceğini belirterek, sürecin kamuoyuna açık şekilde yürütülmesi gerektiğini söyledi.

“PROJELER ENDÜSTRİ BÖLGESİ ÜZERİNDEN YENİDEN Mİ HAYATA GEÇİRİLECEK?”

Bölgede daha önce de sanayi projelerinin gündeme geldiğini ve Kaynarca’da daha önce Kimya OSB girişiminin tartışıldığını, Ferizli’de ise aynı bölgede planlanan Lojistik OSB’nin Toprak Koruma Kurulu sürecinde ilerleyemediğini hatırlatan Taşkent, geçmişte gündeme gelen projeler ile yeni Endüstri Bölgesi kararının bağlantılı olup açıklanmalı. Daha önce Sakarya’nın yerel dinamiklerinin itirazlarıyla karşılaşan bu projeler, ‘Endüstri Bölgesi’ statüsü üzerinden yeniden mi hayata geçirilmek isteniyor?” diye sordu.

Endüstri Bölgesi ilan edilen alanlarla ilgili kamuoyunun yanıt bekleyen soruları bulunduğunu ifade eden Taşkent, şu soruları yöneltti:

“Şimdi soruyoruz:

Daha önce Sakarya’nın yerel dinamiklerinin itirazlarıyla karşılaşan bu projeler, “Endüstri Bölgesi” statüsü üzerinden yeniden mi hayata geçirilmek isteniyor?

Bu 586 hektarlık alanın ne kadarı tarım arazisidir?

Bu alanlarda hangi sektörlerde faaliyet gösteren şirketler yatırım yapacaktır?

Kimya sanayisine ilişkin herhangi bir yatırım planı var mıdır?

Çevresel etkiler, su kaynakları, hava kalitesi ve tarımsal üretim üzerindeki sonuçlar araştırılmış mıdır?

Acarlar Longozu başta olmak üzere bölgenin doğal varlıkları üzerindeki olası etkiler değerlendirilmiş midir?

Ve en önemlisi: Sakarya halkından neden görüş alınmamıştır?”

“SANAYİYE VE İSTİHDAMA KARŞI DEĞİLİZ”

Sanayi yatırımlarına ve istihdama karşı olmadıklarını söyleyen Taşkent, tartışmanın yatırımın kendisinden ziyade yer seçimi ve planlama üzerinden yürütülmesi gerektiğini savundu.

Taşkent, “Biz sanayiye karşı değiliz. Üretime de, istihdama da karşı değiliz. Ama bize ‘ya tarım ya sanayi’ diye sahte bir tercih dayatılmasını kabul etmiyoruz. Planlı bir ekonomi, sanayinin nerede kurulacağını da tarımın nerede korunacağını da kamu yararını esas alarak belirler. Bir ülkenin en verimli tarım alanlarını sanayiye açıp sonra “gıda güvenliği”nden söz edemezsiniz. Fabrika başka yere kurulabilir. Ama üzerine beton dökülen verimli tarım toprağını geri getiremezsiniz. Sakarya zaten yıllardır İstanbul-Kocaeli sanayi havzasının baskısıyla karşı karşıya. Şimdi yapılması gereken bu baskıyı daha da büyütmek değil; Sakarya’nın toprağını, suyunu, havasını ve tarımsal üretim kapasitesini korumaktır.” Dedi.

“BU YATIRIMIN BEDELİNİ KİM ÖDEYECEK?”

Meselenin yalnızca çevre meselesi olmadığını aynı zamanda bir demokrasi meselesi olduğunu söyleyen Taşkent, “Bir şehrin geleceğini değiştirecek kararları o şehirde yaşayanlardan, toprağını işleyen çiftçiden, meslek odalarından ve yerel yönetimlerden habersiz alamazsınız.

Ankara’dan bir imzayla Sakarya’nın toprağı üzerinde tasarrufta bulunup ardından Sakaryalılardan bunun sonuçlarına katlanmalarını bekleyemezsiniz. Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası kararı “yatırım, üretim ve istihdam” açısından memnuniyetle karşılıyor olabilir. Biz ise Sakarya halkı adına başka soruları sormak zorundayız:

Bu yatırımın bedelini kim ödeyecek?

Kazancı kim elde edecek?

Toprağını kaybeden çiftçinin, kirlenen suyun, artacak trafik ve nüfus baskısının, yok olacak tarımsal üretimin hesabını kim verecek?”

“KAMUOYUNA AÇIK BİÇİMDE BİLGİ VERİLMELİ”

“Sakarya’nın geleceği birkaç şirketin yatırım planından ibaret değildir.” Diyen Taşkent, “Bu nedenle Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nı ve ilgili tüm kurumları kamuoyuna açık biçimde bilgi vermeye çağırıyoruz. Endüstri bölgelerine ilişkin planlar, yatırımcı profilleri, arazi vasıfları, çevresel etki değerlendirmeleri ve altyapı projeleri Sakarya halkından saklanmamalıdır. Biz bu sürecin takipçisi olacağız.

Sakarya’nın kalkınmasını elbette istiyoruz. Ama çiftçisini toprağından eden, tarımsal üretimi küçülten, doğal varlıklarını riske atan ve karar süreçlerinden halkı dışlayan bir anlayışın adına kalkınma demiyoruz.” Diye konuştu.

Muhabir: Basın Bülteni