TBMM'DEN 17 GÜN ÖNCE KURULAN STRATEJİK KURUM
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 23 Nisan 1920'de açılmasından 17 gün önce, 6 Nisan 1920'de kurulan Anadolu Ajansı'nın, Millî Mücadele'nin en önemli stratejik adımlarından biri olduğu vurgulanıyor.
Kitapta, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve kurucu kadronun, daha devlet teşkilatı oluşmadan önce Anadolu'nun sesini dünyaya duyuracak milli bir haber teşkilatına ihtiyaç duyduğu belirtiliyor. İşgalin yalnızca toprakları değil, bilgi akışını da hedef aldığına dikkat çekilirken, Anadolu Ajansı'nın bu nedenle yalnızca bir haber kurumu değil, Millî Mücadele'nin iletişim cephesi olarak kurulduğu ifade ediliyor.
İKİNCİ BASKI YENİ BELGE VE TANIKLIKLARLA GENİŞLETİLDİ
İlk baskısı kısa sürede tükenen eserin ikinci baskısında yeni bölüm ve tarihi belgeler yer aldı.
Kitapta, Anadolu Ajansı'nın kuruluş yıllarının yanı sıra Sovyetler Birliği'nin dağılması, Bosna Savaşı, Çeçenistan, Orta Doğu'daki vekalet savaşları, Gazze'deki gelişmeler ve yeni medya çağında haberciliğin dönüşümü de ele alınıyor.
Ayrıca Anadolu Ajansı'nın küresel yayıncılık vizyonu ile uluslararası habercilikte üstlendiği rol de yeni değerlendirmelerle okuyucuya sunuluyor.
15 TEMMUZ BÖLÜMÜ DİKKAT ÇEKİYOR
Kitabın en dikkat çeken bölümlerinden biri ise 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimine ilişkin tanıklıklar oldu.
Eserde, Anadolu Ajansı'nın darbe girişimi sırasında yürüttüğü çok dilli yayıncılık, uluslararası kamuoyunun doğru bilgilendirilmesindeki rolü, kriz haberciliği refleksi ve Türkiye'nin demokrasi mücadelesinin dünyaya aktarılması ayrıntılı şekilde anlatılıyor.

"O GECE NEDEN TBMM'DEN ÖNCE KURULDUĞUNU ANLADIM"
Kitapta değerlendirmelerine yer verilen Atakan Çelik, 15 Temmuz gecesinde TBMM'de görev yaparken Anadolu Ajansı'nın kuruluş felsefesini daha iyi anladığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları neden daha Meclis açılmadan önce Anadolu Ajansı'nı kurmuşlardı? Cevabı o gece bütün açıklığıyla karşımda duruyordu."
Çelik, Anadolu Ajansı'nın 1920 yılında Osmanlı Türkçesinin yanı sıra İngilizce ve Fransızca yayın yapmasının tesadüf olmadığını belirterek, bunun uluslararası kamuoyunu hedefleyen stratejik bir iletişim vizyonunun ürünü olduğunu ifade etti.
"Kurucu irade biliyordu ki bağımsızlık yalnızca silahla kazanılmaz. Hakikatin de dünyaya ulaştırılması gerekir." diyen Çelik, "Sen kendi hikâyeni yazmazsan başkası gelir senin hikâyeni istediği gibi yazar. Ve o zaman senin de söyleyecek sözün olmaz." değerlendirmesinde bulundu.
DÜNYA 15 TEMMUZ'U ANADOLU AJANSI'NDAN TAKİP ETTİ
Kitapta, 15 Temmuz darbe girişimi sırasında yalnızca Türkiye'nin değil, uluslararası kamuoyunun da gelişmeleri büyük ölçüde Anadolu Ajansı üzerinden takip ettiği ifade edildi.
BBC, CNN International, Reuters, Associated Press, Al Jazeera ve France 24 başta olmak üzere birçok uluslararası yayın kuruluşunun, Cumhurbaşkanı'nın açıklamalarından TBMM'nin bombalanmasına kadar kritik gelişmeleri Anadolu Ajansı'nın haber, fotoğraf ve görüntüleri aracılığıyla dünyaya aktardığı aktarıldı.
Ankara ve İstanbul merkezlerinden yürütülen çok dilli yayıncılık sayesinde milyonlarca kişinin Türkiye'deki gelişmeleri doğrudan Anadolu Ajansı kaynaklarından izlediği kaydedildi.

BOMBALAR ALTINDA GAZETECİLİK
Kitapta yer alan tanıklıklara göre Atakan Çelik, 15 Temmuz gecesi Anadolu Ajansı adına görev yapan ve TBMM'ye ulaşan ilk gazeteciler arasında yer aldı.
Genelkurmay Kavşağı'ndaki tankların arasından geçerek Meclis'e ulaştığını anlatan Çelik'in, TBMM'nin olağanüstü toplanacağına ilişkin ilk flaş haberlerden birini Anadolu Ajansı aracılığıyla dünyaya geçtiği belirtiliyor.
Meclis'in bombalandığı saatlerde sürdürülen yayınların ise Anadolu Ajansı'nın kriz haberciliği refleksinin en önemli örneklerinden biri olduğu vurgulanıyor.
"HAKİKAT MÜCADELESİNİN TARİHİ"
Kitapta, 1920 yılında üç dille başlayan yayıncılık anlayışının bugün onlarca dilde sürdürülen küresel bir medya diplomasisine dönüştüğü ifade ediliyor.
Eserin temel tezini ise şu değerlendirme özetliyor:
"15 Temmuz gecesi dünya yalnızca bir darbe girişimini izlemedi. Dünya, Anadolu Ajansı'nın neden Türkiye Büyük Millet Meclisi'nden önce kurulduğunu da yeniden gördü."





