banner2

banner1

28.05.2021, 16:26

Yine mi keder?

Ne kadar hareketli günler geçiyoruz. Bir gündem üzerine tartışırken kendimizi peşi sıra diğer konular üzerinde buluyoruz. Son günlerde üstüne epey zaman geçirdiğim konulardan biri internette yayılan videolar ve iddialar üzerine. Hatta bu iddialar öyle bir hal aldı ki iç işleri bakanımız televizyon kanallarında durum hakkında açıklama yapmaya çalışıyor.

Benim konuşmak istediğim konu haklılık/haksızlık ya da iddialar üzerine olmayacak. Bu konuları konuşması gereken bu vatanın bağımsız savcıları, hakimleri, gazetecileri…

Benim merak ettiğim konu nasıl buralara geldi? Ne oldu da bir kamerayı bir tripodu bekler olduk?

Daha düne kadar halkı toplayıp miting yaptırabildiğiniz birine bugün bu kadar nefret duyacak ne yaşamış olabilirsiniz?

Oluk oluk kandan bahsedilirken sorun olmazken ne oldu da dökülecek kanın rotası değişti?

En iyi iş adamından organize suç örgütlüğüne geçiş sürecinde neler oldu?

Yine mi aldatıldık/kandırıldık?

Hadi öyle olsun hepsinin bir cevabı olsun. Ama bu kaç oldu ben sayamadım. Sayın bakan canlı yayında ilişiği olan herkesin hesap vereceğini söyledi. Biz bu cümleyi daha önce FETO davasında da duyduk. E o zaman methiyeler dizenler, laf ettirmeyen siyasetçiler, üst düzey bürokratlar, iş adamları niye hala dışarıda dolaşıyorlar? Ekonomik açıdan bağımsız değiliz diyip duruyoruz. Ama bunun için bir adım atmak istemiyoruz. Kangren olan yerleri kesip atmak yerine her seferinde pansuman yaparak iyileştirmeye çalışıyoruz. İyileşmeyeceğini en iyi bilenler o pansumanı yapanlar ama bu pansuman diziyle, haberle, medyayla öyle büyük bir durum haline getiriliyor ki o pansumanın doğru olmadığını söyleyen herkes vatan haini ilan ediliyor. Yorulduk sanki artık…

Döviz almış başını gitmiş. Ekonomik gelişmeler berbat durumda.

Aşı mevzusunu neresinden tutarsak tutalım elimizde kalıyor. Bu kadar aşağılanmamıştım devlet büyükleri tarafından.

Pandemi nedeniyle eğitim sistemi çökmüş durumda. Bahar dönemi sınav notlarına öğrencinin karar verdiği enfes bir sistemimiz var.

İntihar vakaları almış başını gitmiş.

Hakkı gasp edilen milyonlarca çalışanı unutmadık.

Yurt içini geçtik, Gazze’de yaşananları hala unutamadık.

Artık kendi içimizde kendimize yaptığımız propagandaları bir kenara bırakalım. Gerçeklerle yüzleşelim. Hangi kitap, hangi inanç bu kadar haksızlığa müsaade eder? Hangi kitap yalanı, dolanı, iki yüzlülüğü çözüm görür?

Yanan canları, alınan ah’ları, yetim bırakılanları, haksız yere cezaevinde yatanları gördükçe umudum azalıyor her geçen gün.

Neyse ki bir önceki yazımda kıymetli bir abim şöyle umudumu tazeledi. Belki sizlere de teshir eder o güzel cümleler.

“Yılın en uzun gecesinde gündüz, geceyi içten içe kemirmeye başlar. Unutma her karanlığın ardında mutlaka aydınlık, her zorluktan sonra mutlaka bir kolaylık vardır. Ummadığın anda yırtılır karanlıklar ve ışık her yeri aydınlatır. Endişe etme, bu kanun hep böyle işler.”

Sağlıkla ve umutla…

Yorumlar (1)
Süvari 3 hafta önce
Caner bey! Her Yazarın bir uzmanlık alanı vardır/olmalıdır! Yazılarınızın dağınık ve sadece muhalif olması hasebiyle Sizin alanınızı çözemedim! Renginizi bilseydik ?