DÜNYAMIZ ISINIYOR

Nazile Akarsu
Nazile Akarsu

İnsanoğlunun çevreye baskısı her geçen gün artıyor. Özellikle enerji üretiminde kullanılan fosil yakıtlar ve atmosferde artan karbondioksit, küresel ısınma ve kuraklık sorunlarını büyütmektedir. 

Atmosfere salınan karbondioksit oranını azaltmak için gerçekleştirilen uluslararası işbirliklerine rağmen, 2040 yılına kadar yapılan enerji üretim projeksiyonlarında, kömür, petrol ve doğalgaz kullanımı yüksek oranlarda bulunmaktadır. Dolayısıyla karbondioksit salınımının devam edeceği, atmosfer ısısının artacağı kaçınılmaz bir gerçektir. 

 Fosil yakıt kullanımını azaltmanın en önemli yolu, enerji tasarrufunu özendirmenin yanında, rüzgâr, güneş, biyoyakıt gibi çevreci ve sürdürülebilir enerji kaynaklarından yararlanma düzeylerinin geliştirilmesidir.

Dünyada ve ülkemizde kimyasal kirlilik sürekli artmaktadır. İnsan yaşamının hemen her yanı petrol ve petrol ürünleriyle kaplanmıştır. Binlerce yıl öncesinin organik materyalleri çeşitli işlemlerden geçirilerek başta polietilen malzemeler olmak üzere her türlü ambalaj, ucuz olduğu için petrol yan ürünlerinden elde edilmektedir. 

Şehir çöplükleri ve yakın çevresinde polietilen malzemelerin envai çeşitlerini görmek mümkün olduğu gibi, Pazar yeri, cadde ve sokaklarda uçuşan plastik malzemeler hemen herkes tarafından kanıksanmaktadır. 

Sebze ve meyveden dayanıklı tüketim malzemelerine kadar artık akla gelebilecek bütün madde ve malzemeler petrol türevleri içinde taşınmakta ve servis edilmektedir. 

Farkına varılmayan kirliliğin başında tarım alanlarındaki sentetik kirlilikler gelmektedir. Kanser vakalarında gıda kaynaklı sentetik kimyasallar sigaranın önüne geçmiştir.

Bitkisel ve hayvansal üretimde kullanılan sentetik kimyasalların yanında, derelere, kanallara atılıp geçilen ambalaj malzemeleri zaman içinde şehir çöplüklerinden daha vahim sorunlar yaratmaktadır. 

1970'li yıllardan sonra bilincine vardığımız çevre kirliliği dayanılmaz boyutlara ulaştı. Hızla gelişen teknoloji ne yazık ki beraberinde doğayı da katletmeye başladı. Çünkü artık temiz hava soluyamaz olduk. Ruhsal rahatlamamızı sağlayacak yeşil alanlara hasret kalmaya başladık.

Yüzmek için deniz kıyısında bile yüzme havuzlarına girmek zorunda kaldık. Gürültüsüz ve sakin bir uyku uyuyamaz, midemiz bulanmadan bir akarsuya bakamaz olduk.

Düne kadar içerisinde yüzüp balık tutabildiğimiz dereler kirlilik nedeniyle içine bile girilemez hale geldi. Kısaca artık kirleteceğimiz çevre tükenmek üzeredir.

2000–3000 yıl önce bir doğa cenneti ve büyük bir kısmı otlaklarla ve ormanlarla kaplı olan Anadolu'yu günümüzde bu durumlara düşürdük. Belki artık çok geç kaldık dünyanın ısınmasını durduramayız ama alacağımız önlemlerle ısınmayı yavaşlatabiliriz.

Temiz Hava Hakkı Platformu’nun yayınladığı Kara Rapor 2021’e göre, 2020 yılında Türkiye’deki illerin yarısında, yani 42 şehirde kanserojen olan ince partikül (PM2.5) seviyesi yeterli düzeyde ölçülmedi.

Rapora göre, 2020 yılında Türkiye’de sadece 2 ilde (Bitlis ve Hakkari) Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)’nün önerdiği kılavuz değerlerin altında temiz hava solundu. Üstelik, bu kılavuz değerler DSÖ tarafından hava kirliliğinin güvenli limiti olmadığı için Eylül ayında  %75 oranında aşağıya çekildi.

2020 yılında yeterli veri alınabilen 72 ilin partikül madde değerleri (PM10) incelendiğinde 45 ilde hava kirliliğinin ulusal sınır değerleri dahi aştığı açıklandı.

Raporda, orman yangınları nedeniyle havaya iklim değişikliğine de sebep olan siyah karbon kirleticisi salındığı belirtildi.

Kirli havanın COVID-19 virüsünün vücuda girişini kolaylaştırdığı  belirtilen raporda, hava kirliliğinin genlere de etki ederek yetişkinlerde majör depresyonu ve yaşlanmayı tetiklediği vurgulandı.

- Haberlisin, Nazile Akarsu tarafından kaleme alındı
https://www.haberlisin.com/makale/11307589/nazile-akarsu/dunyamiz-isiniyor