Öteki Babalar Günü
Reklam
Reklam
Reklam
Şebnem Cerrah

Şebnem Cerrah

Öteki Babalar Günü

18 Haziran 2018 - 14:55

Babalar günü ile ilgili sosyal medyada o kadar çok paylaşım yapıldı ki bir yazı yazmalıyım diye oturdum bilgisayarın başına.

Ee peki nasıl başlamalıyım? Dünyanın en iyi babasına sahibim! İyi ki varsın koca çınar!

Yok, yahu kafasındaki baba figürü sürekli değişen bir kadın olarak çok iddialı bir cümle kurmuş olurum. Peki, şu :” Bağıran çağıran kızan ama koruyan kollayan ve sonunda hep haklı olan canım babam! Tamam, tamam domates ve yumurtaları çıkarmayın.

Doğum günleri dışında bir tek 8 Mart ve 1 Mayıs’ı herkesin göreceği şekilde anmayı, kutlamayı uygun buluyorum. Çünkü söyleyecek sözümüzün daha bitmediğini anlatmak, haykırmak isterim o günlerde.Babalar günü, anneler günü, sevgililer günü bunların hepsi kapitalist sistemin içinde kendine bir alan bulmuş ve anlamını yitirmiş günlerdir. Evet anne ve  babamı çok seviyorum lakin bugünü kutlamanın onların sırtlarına daha fazla yük bindirdiğini hissediyorum .

Annemin ve babamın bir fizyolojik gerçeklik sayesinde bir canlının oluşmasını sağlamaları ve buna yüklenen toplumsal ve tarihsel yükler.

Babam adaletli olmayı hayatının merkezine alan bir insan.  Adil, iyi bir insan olmaya çalışıyor. Yakın zamanda bir akraba ziyaretinde söylediği gibi “ İnsan bazen istediği bir hedefe yüzer bazen de akıntıda sürüklenir.Ben sürükleniyorum.”

Kafası sürekli karışık ve hata yapmaktan korkan yanımın nereden geldiği belli yani.  Peki onu bu kadar anlıyor ve seviyorken neden çatışıyoruz? 

İşte burada babama baba olduğu için toplumun ve tarihin yüklediği yükler devreye giriyor. O baba olduğu için bu hayatta onun çizdiği sınırlardan çıkmamalı,  hayatım boyunca acı çekmemiş olmalıyım hatta onun istemediği bir şeyi düşünmemeli öyle gereksiz fikirlerin peşinden gitmemeliyim.(feminist olduğumu söyledikten sonra verdiği nasihatlere binaen söylüyorum bunu). Çünkü o  beni korumak ile yükümlü biri baba.

Ama haksız mı bu duygulara kapılmak için. Toplumun belli normlarının biraz dışına çıkmış insanlar için kullandığımız mihenk taşı bir cümle var. Hatırladınız mı? “Yahu bu çocuğun anası babası yok mu?

Bu çocuğun bir birey olduğunu kendi devinimini gerçekleştirmeye çalıştığını ve hatta ebeveynlerinden tamamen farklı olmasınındoğal bir durum olduğunu hiç düşünmeyiz.

Bu çok küçük bir örnek. Ama bu ve benzer durumlarda anne babaya yüklediğimiz anlamlar onlara şu mesajı veriyor: Ne yap ne et bu çocuğun denetimini elden bırakma. Düşüncelerine zincir bedenine kilit vur. Arzuları,istekleri senin denetiminde.

Biraz başınızı çıkarmaya çalıştığınızda otoriteyi iliklerinize kadar hissedeceksiniz.

Derdim anlaşıldığı üzere, içimde ona karşı sonsuz bir sevginin var olduğu insan ile değil, toplumun oluşturduğu “babalık” durumu ile. Sihirli bir değnek ile tüm toplumun üzerinden bu ölü toprağını kaldırmak isterdim.

Özellikle bu coğrafyanın kadınlarınınanne ve babaları ile daha dürüst bir ilişki kurabilmesini sağlardım böylelikle belki. İki tarafın da kalıp düşünceler, davranışlardan kurtulduğu ve yaşamının bütün çatışmalarına, içsel yolculuklarına babalık ve annelik rolünün engel olmadığı bir düzen.

Umuyorum ki İktidarın kendi otoritesini sağlamlaştırmak adına kurduğu aile kurumu ve onun başına atadığı “baba” figürü yerine tüm iktidar biçimlerinden yalıtılmış sevgi ve saygı ile içinin doldurulduğu ilişkiler yaşayalım. İktidarın zehirli sarmaşığını üstümüzden atalım. En sağlıklı yol bu gibi geliyor bana. Babalar gününe dair söyleyeceklerim bundan ibaret.

 

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum