Düzgün örtün!
  • Reklam
  • Reklam
Reklam
Reklam
Şebnem Cerrah

Şebnem Cerrah

Düzgün örtün!

12 Mayıs 2018 - 17:49 - Güncelleme: 12 Mayıs 2018 - 18:31

Tanrılaşma eğilimi günümüz insanlarını esir alan zehirli bir sarmaşık. Evet bu zehir tüm vücutlarını sarmış ve tek hedefleri kendileri gibi olmayan insanları hedef haline getirmek, onları ötekileştirmek ve "hizaya sokmak" .

Yaklaşık iki ay önce akşam saatlerinde taşeron işçilerin sorunları üzerine bir programa yetişmek üzere hızlı adımlarla yürüyordum. Biraz uzağımdan kol kola girmiş 3 kadın geliyordu. Bir düşmanmışım gibi bakışlarını bana dikip,  bastırılmış duygularının esiri altında beni hizaya getirmek istediler ve itici bir ifade ile şunu söylediler "Saçın gözüküyor"

Anlayamadım. Evet saçım gözüküyor başörtümü bu şekilde bağlıyorum. İyi de sana ne!

Ülkemizde yaşanan bu kadar absürt  olaya rağmen kadınların bu ifadesine şaşırdığıma da şaşırdım esasında. Biraz sakinleşince “Kızım Mars’tan mı geldin? Neyine şaşırıyorsun?” dedim.

Beden sosyolojisi, iktidar ve beden gibi konulara şu sıra daha derinden kafa yorduğum için bunu bizzat deneyimlemek daha doğru ifadeyle sesli bir şekilde deneyimlemek ilginçti.

Neyse aradan vakit geçti. Bugün yine sokakta dolaşırken bir erkek daha da ileri giderek şunları söyledi " Düzgün örtün saçın gözüküyor, adabınla kapat başını" Bu sefer şaşkınlığım uzun sürmedi. Sen ne diyorsun seni ne ilgilendiriyor diyerek düştüm peşine ama söylene söylene kalabalığın arasına karıştı. Yapması gerekeni yapmıştı . Çünkü inandığı din açık bir şekilde uyarmasını söylüyor. Çünkü o inanan ve hayatını ritüeller üzerinden sürdüren bu şekilde iyi bir insan olduğunu düşünen olarak üstün zaten!

İşte tanrılaşma eğilimine kapılmanın bizzat göstergesi. Kendi düşüncesini herkese kanıtlamak isteyen ve senin hayatınla ilgili her türlü kararı almaya üstüne vazife gören zamanın ikiyüzlü Müslümanları.

Bir dine inandığı için ahlaklı olmayı önemsemeyen, kadınları fitne unsuru olarak gören bu nedenle dışarı çıkan saç teline dahi katlanamayanlar.

 

Bu insanların OHAL koşullarında yaşanan hak ihlallerine karşı itirazlarını yükseltmemeleri bir saç telinin hassasiyetini cezaevinde tutulan 668 bebek için göstermemeleri ne kadar acı.

 

İfade özgürlüğünü kullanan insanların komik iddianamelerle tutuklu bulunmalarına tek bir söz etmiyorlar. Dolar 4 Euro 5 i bulmuşken izlediği belli kanallarla ekonominin ne kadar büyüdüğünü görüp seviniyorlar. Ancak nüfusun yüzde 60’ından fazlasının yoksulluk sınırı altında yaşadığından haberi yok.

Sadece 2017 yılında 409 kadının katledilmesi 387 çocuğun cinsel istismara maruz kalmış olması bu iki yüzlü insanların umurunda değil.

Çünkü yapıp ettikleri yalnızca şekilsel bir hayat sürmek. Bir insanın hayatını güzelleştirme isteği kim olursa olsun herkes için adaleti sağlama özlemi bu katılaşmış kalplere geçmiyor.

Bu acı tablonun içerisinde boğuluyorum. Yapmamız gereken sadece iyi bir insan olmaya çalışmak. Sevgi ve en önemlisi saygı ile birlikte yaşama özverisi göstermek. Tüm kalbimle herkesin kendi olabildiği ve bunu yaparken bir başkasının özgürlüğünü elinde almadığı bir toplumun özlemini çekiyorum.

YORUMLAR

  • 0 Yorum