• Reklam
Reklam
Reklam
Özge Günal

Özge Günal

"YAZ DOSTUM!.."

01 Şubat 2019 - 10:02

"Öptüm,
Kokladım,
Sevdim,
Seviştim..."
Peki ya sonrası!
...
İşte,
Bu ve buna benzer üç beş kelime ile sınırlandırılmış durumda günümüz şarkıları.
Sanki,
Sanki bizlerin akılları,
Sanki duyguları ile alay eder gibi.
Bu kadar kolay mı peki ya gerçek sevmeler!
Bir öpme,
İki koklama,
İlk ve son sevişme arasında,
Kısacık bir zaman dilimine sıkıştırılabilecek kadar ucuz mu bugünki sevdalar!
Olmamalı be insanlık.
Hiç de bu kadar kolay olmamalı.
Ne sevmeler,
Ne de sevdalarımızı anlatan şarkılar,
Hayatın içerisinde bu kadar basit kalıp,
Hayatlarımız üzerinde bu denli emanet durmamalı.
Aklımızla,
Duygularımızla bu denli oynanmamalı.
...
"Ellerimle büyüttüğüm,
Solar iken dirilttiğim,
Çiçeğimi kopardın sen,
Ellere verdin.
 
Dağlar dağlar...
Kurban olam, yol ver geçem.
Sevdiğimi son bir olsun yakından görem.
 
Kuşlar ötmez, güller soldu.
Yüce dağlar duman oldu.
Belli ki gittiğin yerden,
Kara haber var.
 
Dağlar dağlar...
Kurban olam, yol ver geçem.
Sevdiğimi son bir olsun yakından görem."
...
Evet,
Bugün Barış Ağabeyimizin,
Barış Manço' nun ölüm yıl dönümü.
1 Şubat 1999' da kaybettik o büyük değeri.
Yalnızca şarkılarıyla,
Şarkılarının taşıdığı o derin anlamlarla değil,
Her anlamda bizleri büyüleyebilen bir insandı o.
O dönemin çocuklarına amca,
Gençlerine ağabey,
Yaşıtlarına kardeş,
Büyüklerine karşı ise bir evlat sevecenliğinde oldu her zaman Barış Manço.
Onun babacanlığına,
Tatlı tatlı ettiği sohbetlerine kilit olup,
Onun değerli öğütleri ile büyüdü, 
Büyüdü de,
Kocaman oldu koca bir nesil.
Onun şarkılarında, 
Tatdığı aşkı buldu o dönemin gençliği.
Gezdiği yerlerden verdiği türlü bilgilerle,
Onun kıymetli mesajları ile doldu o dönem,
O dönemin şanslı beyinleri.
Sıcacık ve samimi yaklaşımlarında, 
Başka başka güzel taraflar yakaladı insanlar o zamanlarda.
Kitap tadındaki şarkılarından ne de çok şey öğrendik her birimiz.
"Yaz dostum yoksul görsen besle kaymak bal ile,
Yaz dostum garipleri giydir ipek şal ile,
Yaz dostum öksüz görsen sar kanadın kolunu,
Yaz dostum kimse göçmez bu dünyadan mal ile.
...
Onun, 
Şarkılarında anlattığı o gerçek aşklara aşık olduk biz;
"Alla Beni, 
Pulla Beni" ile gözümüz,
Gönlümüz başkasını görmez oldu.
"Anlıyorsun Değil Mi?" ile zaman akmadı, 
Sanki durdu.
"Sakız Hanım, 
Mahur Bey" ile dalıp dalıp gittik bir yerlere de gözlerimiz yürek dolusu doldu.
...
Ölümünden tam 20 yıl sonra bile anılan,
Onu hiç tanımamış,
Bilmemişler tarafından dahi şarkıları bilinen, 
Söylenen ve
Şarkıları ile şarkılarında yaşatılan Barış Manço' muz...
Yaşadığı sürece ne de çok insanın hayatına dokunmuş meğer.
Dokunmuş ki;
01 Şubat 1999' da hayatını kaybetmiş olmasına rağmen,
02 Ocak 2019' da,
Yani doğum gününde,
Ölümünün üzerinden yıllar geçmiş olmasına rağmen,
Sanki hiç ölmemiş,
Sanki aramızdaymış gibi,
"76. yaşın kutlu olsun Barış Manço" dedirtmiş insanlara.
Ölümsüzlüğün bedenle değil ruh ile,
Bu hayata katabildiklerin,
Kazandırabildiklerin,
Bu hayata bırakabildiklerin ile mümkün olduğunu göstermiş oldu bir kez daha Barış Manço böylece bizlere.
Her haliyle,
Her durumda, 
Gerçek anlamda bir insan olabilmenin hakkını vererek yaşamış bir değerdi o.
Öyle işte;
Tıpkı olduğu gibi.
Tam da öyle işte;
Göründüğü gibi.
...
Barış Manço' nun o çok inandığı,
Sonuna kadar da arkasında durup,
Destek olduğu,
Hatta ve hatta,
Birlikte Japonya’ ya gittiklerinde telefon kartlarının üzerine Barış Manço' nun resmi basıldığında,
Kartın üzerine "Sen farklısın Özlem" yazacak kadar onu ayrı tuttuğu,
Sesini pek çoğumuzun yazık ki unuttuğu,
Bugünün tüketen toplumu,
Tüketen dinleyicileri olarak hak ettiği yeri bulduramadığımızı düşündüğüm,
Vokalisti Özlem Yüksek' ten bahsetmek istiyorum biraz da.
...
Özlem Yüksek...
O duru mu duru,
O duyduğunuz an,
Sizi alıp da bir yerlere götüren güzel sesine,
Kemençesinin tellerinden ince ince dökülen melodileri hakkını vere vere ortak eden Özlem Yüksek...
Bugün,
Adına şarkıcı demeye bile dilimizin varamadığı,
Kendisi susup,
Şarkılarını teknokojiye söyleten onca insana inat,
Hala o sıcacık sesi ile eski şarkılara,
Eski değerlere,
Özlediğimiz tatlara sahip çıkan,
O tatları,
Kendisine has yorumu ile başka türlü tatlandıran,
Bugünki şarkıları ise kendinden kattığı ruhla yorumlayan Özlem Yüksek...
Ben yıllar sonra,
Çok garip bir şekilde tekrar buldum onu.
Bir gece sebepsiz yere,
Uykumun tam da orta yerinde uyandım. 
Ve uyku tutmayınca bir türlü,
İnternette dolanmaya başladım.
Sonra garip bir tesadüfle,
O an duyduğum sese,
Her dokunuşunda, 
Sanki her bir telini dile getirtiyormuşcasına konuşturduğu kemençesine,
Seyirciyi selamlarken gösretmiş olduğu o samimiyet yüklü saygısına hayran kaldım.
Sonra...
Sonra hayran kaldığım o sesin çok da tanıdık geldiğini fark ettim.
Derken birden geçmişe gittim.
Gittiğim yerlerden hiç mi hiç gelmek istemedim.
Bugünün müzik kalitesizliğinde,
Onu dinlediğim o her an,
Her saniye, 
Tadını çıkara çıkara,
Kaliteye bir daha, 
Bir daha doydum.
Onu biraz daha yakından tanımak istedim ve bir kez daha anladım ki;
Sebepsiz gibi gördüğümüz her şeyde,
Ama istisnasız her şeyde bir sebep var mutlaka.
O gece,
Yarım kalan uykumla birlikte iyi ki tekrar buluştum onunla.
Barış Ağabeyimizin,
Barış Manço' muzun bizlere bir emaneti Özlem Yüksek aslında.
...
Yıllar sonra,
Her anlamda, 
O çok özlediğimiz Barış Manço' yu, 
Onu vokalisti olarak dolu dolu tam 11 yıl yaşamış olan Özlem Yüksek' in ağzından tekrar yaşamak,
Bu vesile ile de Barış Ağabeyimizi tüm kalbimizle bir kez daha anmak adına,
Kendi satırlarını,
Benim satırlarımla buluşturmayı,
Tüm samimiyeti ve
İnceliği ile hiç tereddüt etmeden kabul etmiş olan Özlem Yüksek' e, 
Yürekten teşekkürü borç bilerek,
En derin saygılarım, 
Aynı zamanda da büyük bir onurla, 
Sözü ve satırları kendisine bırakıyorum şimdi.
...
"Barış Manço...
Hayatımın en büyük şansı.
Sene 1988,
Ben yolun başında bir Konservatuar öğrencisiyim.
Ufuk Yıldırım okuldan arkadaşım ve
Barış Manço ile çalışıyor.
Barış Abinin vokal aradığını,
Benim uygun olacağımı söylüyor bana. 
Ve 11 senelik muhteşem bir dönem başlıyor böylece benim için.
11 senelik koca bir serüven...
Onunla geçen 11 yılımın neresinde varsa Barış Abi,
Yer aldığı her anımda,
Bulunduğumuz her mekanda unutulmaz anılar,
Keyif dolu anlar.
İlk tanıştığımız gün geldi şimdi aklıma;
Prova için evine gittiğimiz gündü.
Dört kız ve iki erkek vokal olarak gitmiştik.
'Çay yapmasını hanginiz biliyorsunuz kızlar?' dedi.
Ben girişken olduğum için hemen 'ben yaparım' dedim. 
Ayıp olmasın diye, demli koyulur ya çay hani,
Ben o ayıp olmasını bir miktar abartmışım sanırım;
Biraz koyu gelmiş çay Barış Abime ve sabaha kadar uyuyamamış o gece. 
Barış abinin, çayı sütlü içtiğini bilmiyordum tabi o zaman ben.
Bu vesile ile öğrendim ve
daha sonraki yıllarda çokça sütlü çay içtik beraber.
Onu tanıdığım andan itibaren hayat enerjim yükselmişti.
Bakış açım, davranışlarım, sahne tecrübem...
Yıllar geçtikçe çok daha iyi anlıyorum ne kadar şanslı olduğumu.
Bir müzisyenin yaşayabileceği en güzel duyguları o senelerde,
Onunla aynı sahnede olarak yaşadım ben.
Anılarla dolu koca bir 11 yıl...
Barış Abim aynı zamanda benim nikâh şahidimdi.
Sene 1991,
Kalamış' da,
Saat 17:30 ‘da nikâhımız var.
Işıklar kesildi birden ve jenaratör yok.
Evet evet bildiğiniz yok...
Mum ışığında evlendik biz (Aralık ayı olduğu için her yer karanlık).
Çevrede değil sadece,
Tüm Türkiye’ de 4 saat elektrik kesintisi olmuş meğer. 
2 saat bekledikten sonra gelin-damat olarak salona giriyoruz artık.
Ve yanımızda Barış Manço...
Çılgınlar gibi yükselen alkışlar eşliğinde yürüyoruz birlikte.
Her alkış sesi ile içimdeki tatlı telaş,
Kalbimdeki heyecan biraz daha büyüyor.
Ve her alkış sesi ile biraz daha ruhum okşanıyor elbet.
Ben de sanıyorum ki o an;
Gelini yani beni alkışlıyor o koca kalabalık.
O alkışlar Türkiye’nin gururu, büyük sanatçı Barış Manço’ yaymış meğer.
Ben bunu anladığımda, bir miktar kızarıyor yüzüm tabi.
O...
O benim canım abimdi,
Her zaman yanımdaydı,
Ailemdi...
Bir dönemin değil,
Her dönemin,
Her neslin sanatçısıydı Barış Manço.
Çocuklar,
Gençler,
Yaşlılar...
Özel hayatında da aynı değeri veriyordu insanlara.
Nasıl görünüyorsa öyleydi.
Bana en büyük armağanı, “Ballı Kaymak” şarkısı oldu.
Düşünsenize;
Dünyanın taktir ettiği dev sanatçı, bana şarkı vermiş.
Bundan daha büyük bir gurur olabilir mi?
Onu her zaman saygı ve sevgiyle,
Bıraktığı muhteşem eserlerle,
Güzel anılarla,
Minnetle anıyorum.
Ve ona attığım son telefon mesajıyla veda ediyorum;
'SENİ SEVİYORUM BARIŞ ABİM' "
...
Özlem Yüksek' in satırlarının ardından, 
Son olarak şunları vurgulamak istiyorum ben de.
Son zamanlarda çevremde çokça insandan duyuyorum;
"Artık kalmadı o eski değerler.
O kaliteli eski dinleyici kitlesi de yok zaten artık.
Şimdi müzik kalitesi de,
Dinleyici kalitesi de çok değişti"
gibi sözleri.
Ve bu sözlere inat,
Sahip çıkmalı diyorum eski değerlerimize, 
O eski değerlerimizin değer verdiği bu insanlara.
Bugün,
Ekranlarda yalnızca görsel olarak yer alan, 
Teknolojinin tüm nimetlerinden faydalanarak kendisine ses yaratan,
Tek şarkılık yaşadığı şöhretle de sanatçı kimliği kazandığını düşünerek kendisini kandıranlarla sınırlı kalmamalı bizim müzik algımız,
Müzik kalitemiz.
Eee haydi o zaman!..
Çoluk çocuk,
Genç yaşlı,
Yine o eski tatları aramaya,
Aradıkça bulmaya,
Buldukça onları yaşamaya,
Yaşadıkça yaşatmaya.
Eee haydi ama!..
Yine hep birlikte,
O eski müzik kalitesini bugünlere taşımaya.
...
 
"Kaliteli seslerin, gerçek sanatçıların, özlediğimiz tatlardaki şarkıların, hak ettikleri değerleri, yine, yeniden bizlerle tekrar tekrar bulabilmesi dileği ile..."
 
Özge GÜNAL AKGÜL
01 ŞUBAT/2019

YORUMLAR

  • 2 Yorum
  • Mustafa Ertürk
    1 ay önce
    Çok güzel yazıya dökülmüş tebrik ederim Özlem Yüksek hepimizin kıymetlisidir.tabiki ticari kaygılarla şarkılar yapılmıştır içlerinde çok iyileri de vardır fakat halkımız bunu sever bunu sevmez diye müzik yapılması çok acıklı salahattin pınar ne güzel söylemiş müzik aristokrattır hiçbir zaman halka inmez halk yukarı çekilir.. İnşallah kaliteli müzikler tekrar yapılır.. Saygilarımla
  • Özge GÜNAL AKGÜL
    1 ay önce
    Çok teşekkür ederim Mustafa Bey. Yürekten Sevgi ve Saygılarımla...