• Reklam
Reklam
Reklam
Özge Günal

Özge Günal

Gösteriş...

27 Eylül 2018 - 23:37

Geçenlerde bir çocuk mağazasındayım.
Çocuklara en ucuzundan bir kaç parça bir şeyler almak için.
Eee boşuna söylenmemiş değil mi!
"Çocuğun yediği helal,
Giydiği haram" diye.
Malum,
Belirli bir yaşa kadar çocuğa alınan kıyafetler,
Alındıktan kısacık bir zaman sonra bile çocukla arasına hayli mesafe koyabiliyor.
Hal böyle olunca da o vitrinleri süsleyen,
Bakınca gözleri kocaman kocaman eden paralara satılan çocuk kıyafetleri ile biz de en başından mesafe koyuyoruz aramıza. 
Tabi bu tamamen tercih meselesi.
...
Ben mağaza içerisinde dolanırken,
Beş-altı yaşlarında bir kız çocuğu ile annesinin konuşmalarına şahit oldum.
"Anne, bak bunu çok beğendim. 
Alalım mı bunu?"
Hiç tereddütsüz yanıtladı anne.
"Hayır kızım! Bu çok sade. 
Daha gösterişli bir şeyler bakalım sana."
...
Şimdi neyi vardı ki o yavrunun beğendiği kıyafetin?
Evet hiç bir şeyi yoktu.

Kabul ediyorum ben de.
Ama zaten kıyafetin var oluş sebebi de bu değil miydi!
Fazladan hiç bir şeyi olmasına gerek olmaksızın yalnızca insanın bedenini örtmek.
...
"Gösteriş..."
Evet söylerken dile,
Duyduğumuzda kulağa çok hoş gelen bir kelime.
Hele de baktığında göze bayram ettirdiği de doğrudur elbet.
Ama hayatlarımızın bu kadar orta yerindeyken,

İpin ucu da kaçırılınca epeyce,
Hayatımızda ne var ne yok her birini amacı dışına sürükleyen bir eylem haline geliyor yazık ki.
...
Bizim çocuklarımız,
Bizim algılarımızla,
Bizim hayata bakış açımızla hayatı öğreniyor.
Bizim davranışlarımızla örülüyor ilmek ilmek davranışları.
Bizden aldıkları ile besleniyor ruhları.
Her çocuk,
Değil mi ki bir yerde ailesinin küçük birer kopyası!
O halde gösterişden ziyade,

Varlıkların var oluş sebeplerini iyi anlatabilmeli çocuklara.
Yediğimiz,
İçtiğimizden giydiğimize,

Gezdiğimiz yerlerden gördüklerimize her birinin birer gösteriş unsuru olmanın ötesinde bambaşka var oluş sebepleri.
Daha küçücük yaşlarda böyle gereksiz şeylerle uyuşturulmamalı yavrucukların o tertemiz beyinleri.
Kullandığı kalemi,
Kalemliği,
Sırtındaki çantası,
Üstündeki kıyafeti,
Ayakkabısı ayağındaki varsın en sadesinden olsun.

Ne var ki!
İnsanı insan yapan taşıdığı ruh değil mi!
Gerisi hikaye,
Gerisi bir dizi uyuşturma taktiği.
...
O şaşalı dükkan vitrinleri,
O cicili bicili kırtasiye malzemeleri,
Abalajları ile akıl çelen abur cubur paketleri,
Daha sayamadığım niceleri,

Hepsi birer kandırmaca,

Vurucu bir oyunun birer parçası her biri. 
Memlekette kafa yorulması gereken o kadar çok şey varken,
Kafalar başka başka şeylerle öyle meşgul olsun ki;
Düşünmeyi bile unutsun frontal lob tabi.
...
"Memleket olarak beynimizin her lobunu gerektiği şekillerde kullanabilmek dileği ile..."

YORUMLAR

  • 0 Yorum